Uyum döneminde ebeveynlere uzman uyarısı: kaygıyı yok etmeyin baş etmeyi öğretin

14 Eylül öncesi uyum dönemi yaklaşırken Yaşar Üniversitesi'nden Doç. Dr. Oya Mortan Sevi, ailelere kaygıyı silmek yerine baş etmeyi öğretme çağrısı yaptı.


Uyum döneminde ebeveynlere uzman uyarısı: kaygıyı yok etmeyin baş etmeyi öğretin

Yeni dönem yalnızca ders değil, yeni beklentiler demek:

Yaz tatilinin sonuna yaklaşılmasıyla milyonlarca öğrenci ve veli 14 Eylül'deki ilk ders ziline odaklandı. Okul öncesi ve ilkokul 1. sınıf öğrencileri için başlayan uyum programları, ailelerde hem heyecan hem de endişe yaratıyor. Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Oya Mortan Sevi, okula başlama sürecinin sadece akademik bir değişim olmadığını; aynı zamanda sosyal ilişkiler, günlük rutin ve yeni beklentilerle ilgili bir adaptasyon dönemi olduğunu vurguluyor.

Ebeveynin rolü: kaygıyı yok etmek değil, baş etmeyi öğretmek:

Doç. Dr. Sevi, anaokulu, ilkokul ve ortaokulun ilk yıllarında bir miktar kaygının normal olduğunu belirterek ebeveynlere şu öneride bulunuyor: "Çocuğun kaygısını tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, çocuğun bu kaygıyla baş edebilmesine yardımcı olacak şekilde eşlik etmektir." Sevi, ailelerin çocuklarına verebileceği en önemli mesajlardan birinin "Zorlanabilirsin ama bununla baş edebilirsin" olduğunu söylüyor ve dayanıklılığın hiç kaygı yaşamamak değil, zorluklarla başa çıkabilme yetisi olduğunu hatırlatıyor.

Bu yaklaşımın içinde, ebeveynin çocuğun yerine sorunları çözmekten ziyade yanında durarak çocuğun kendi çözüm yollarını geliştirmesine fırsat tanıması bulunuyor. Sevi, böylece çocuğun kendi baş etme kaynaklarını keşfedeceğini ve özgüveninin destekleneceğini ifade ediyor.

"Anlamaya çalışın": çocuğun düşüncelerini dinleyin ve yeniden çerçeveleyin:

Sevi, çocukların okul kaygılarının yalnızca okulun kendisinden değil, geliştirdikleri içsel düşüncelerden de etkilendiğini belirtiyor. Örnek düşünceler arasında "Annem beni almaya gelmezse?", "Arkadaş bulamazsam?", "Öğretmen bana kızarsa?" ya da "Başaramazsam?" gibi sorular bulunuyor. Bu noktada ebeveynin anında reddetmek yerine önce çocuğun ne düşündüğünü anlamaya çalışmasının önemine dikkat çekiliyor.

Ardından daha gerçekçi ve baş edilebilir alternatifler üretilmesine yardımcı olunması öneriliyor. Bu, çocuğun olumsuz düşünceleri fark edip yeniden değerlendirmesine ve korkularını azaltmasına yardımcı olabilir.

Güvenli bir üs oluşturun: bağlanma ve vedalaşma anları:

Bağlanma perspektifinden bakıldığında ebeveynin temel işlevlerinden birinin çocuğa güvenli bir üs sağlamak olduğunu söyleyen Sevi, ebeveynin mesajının ne "Hiç korkma" ne de "Sen bensiz yapamazsın" şeklinde olmaması gerektiğini vurguluyor. Daha işlevsel bir mesaj örneği olarak "Seni özleyebilirim, sen de beni özleyebilirsin; ama burada güvende olduğunu ve bununla baş edebileceğini biliyorum" ifadesini veriyor.

İlk kez okula bırakan bir ebeveynin duygulanmasının doğal olduğunu belirten Sevi, vedalaşmaların sürekli uzatılmasının veya ebeveynin yoğun kaygısını çocuğun yanında sıkça dile getirmesinin çocukta okulun tehlikeli olduğu izlenimini yaratabileceğini söylüyor. Bunun yerine ebeveynin sakin, kararlı ve güven veren tutumu çocuğun yeni ortama uyum sağlamasını kolaylaştırıyor.

Günlük rutinler, ilişki ve okul-aile iş birliği:

Sevi, okula uyum sürecinde öngörülebilir rutinlerin ve kaliteli zaman geçirmenin kaygıyı azalttığını belirtiyor. Okuldan dönen çocuğa ilk sorunun "Ödevin var mı?" olmaması; önce onunla ilişki kurulması, nasıl hissettiğinin sorulması gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım hem duygusal güveni güçlendiriyor hem de sorumlulukların daha sağlıklı aktarılmasını sağlıyor.

Son olarak Doç. Dr. Oya Mortan Sevi, aile ile okul arasındaki ilişkinin niteliğinin ve iş birliğinin çocuğun uyumunu doğrudan etkilediğini hatırlatıyor. Aile ve okul aynı hedef etrafında buluştuğunda çocuğa daha tutarlı bir çevre sunuluyor; ortak mesajın ise "Burada güvendesin, zorlanman anlaşılabilir ve zamanla bununla baş edebilirsin" olması gerektiğini belirtiyor.

Sevi'nin özetlediği amaç, çocuğun hiç kaygı yaşamaması değil; kaygısını fark edip adlandırabilmesi, yetişkinin sakin eşliğini hissedebilmesi, düşüncelerini daha işlevsel değerlendirebilmesi, küçük adımlarla sürece katılması ve ihtiyaç duyduğunda güvenli ilişkilerine dönebileceğini bilmesidir.

YAŞAR ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜM BAŞKANI DOÇ. DR. OYA MORTAN SEVİ, AİLELERE "ÇOCUĞUN KAYGISINI...

YAŞAR ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜM BAŞKANI DOÇ. DR. OYA MORTAN SEVİ, AİLELERE "ÇOCUĞUN KAYGISINI TAMAMEN ORTADAN KALDIRMAYA ÇALIŞMAK YERİNE, BAŞ EDEBİLMESİNE YARDIMCI OLUN" UYARISINDA BULUNDU.

Selin Yıldız

Selin Yıldız

İç Anadolu Editörü

İç Anadolu odaklı bölgesel tarım, ekonomi ve yerel idare haberlerinin yayına giriş süreçlerinden sorumlu.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!