Ana Sayfa

Ağrı yönetiminde öncelik görüntü değil hastanın öyküsü

Giriş: Okuma: ~2 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Prof. Dr. İrfan Koca, bel ve boyun ağrısında MR tek başına tanı koymaz; tedavi kişiye özel, düşük riskli yöntemlerle ve aşama aşama planlanmalı.

Ağrının kaynağı görüntüyle her zaman örtüşmez:

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, bel ve boyun ağrılarında MR bulgusunun ağrının kesin kaynağı olduğunu varsaymanın yanlış olduğunu belirtiyor. MR'da fıtık görünmesi, ağrının mutlaka fıtıktan kaynaklandığı anlamına gelmiyor. Ağrı; faset eklemlerden, diskten, kas ve fasya yapılarından, sinir kökü basısından veya başka bir bölgeden yansıyan ağrıdan kaynaklanabiliyor. Bu nedenle görüntüdeki bulgunun yanı sıra mekanik ve fonksiyonel bozuklukların da değerlendirilmesi gerekiyor.

Tedavi basamak basamak planlanıyor:

Hastanın öyküsü ve fizik muayenesi ile gerekli testler değerlendirildikten sonra kişiye özel bir tedavi algoritması oluşturuluyor. Temel prensip mümkün olan en düşük riskli yöntemlerden başlamak. İlk aşamada önerilen uygulamalar arasında manuel terapi, fasiyal gevşetme ve diğer fonksiyonel yaklaşımlar yer alıyor. Bazı olgularda nöral terapi ve proloterapi gibi yöntemler de değerlendirilebiliyor.

Ağrının kaynağına göre nokta atışı tedaviler uygulanabiliyor. Bunlar arasında faset eklem girişimleri, medial dal sinir blokları ve uygun hastalarda transforaminal steroid enjeksiyonları sayılabiliyor. Gerektiğinde radyofrekans uygulamaları, seçilmiş hastalarda ise diske yönelik nükleoplasti gibi daha ileri girişimsel yöntemler gündeme gelebiliyor.

Tanı sürecinde muayene ve tanısal yöntemlerin önemi:

Prof. Dr. Koca, hastanın yalnızca MR görüntüsünü göndererek tanı ve tedavi istemesinin doğru olmadığını vurguluyor. MR önemli bir yardımcı tetkiktir ancak hastanın kendisi değildir. Hastanın öyküsünü dinlemek, muayenesini yapmak ve gerektiğinde çeşitli ek testlerden yararlanmak gerekiyor. Bazı durumlarda tanısal enjeksiyonlarla ağrının belirli bir bölgeyle ilişkisinin değerlendirilmesi gerekebiliyor.

Yalnızca görüntüye dayanarak tedavi planlamak yanlış tanı ve gereksiz ya da yanlış tedavilere yol açabilir. Bu nedenle tedavi kararı, klinik bulgularla birlikte verilmeli ve gerektiğinde adım adım ilerlenmelidir.

Asıl olan hastaya zarar vermemektir. Tedavide daha fazla girişim yapmak daha iyi anlamına gelmez; önemli olan doğru tedaviyi doğru sırayla uygulamak ve daha ileri girişimsel yöntemlere ancak gerekli olduğunda geçmektir.

PROF. DR. İRFAN KOCA: "ÖNCE AĞRININ KAYNAĞINI BULMAK, SONRA TEDAVİ ETMEK GEREKİYOR"

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol