Ana Sayfa

Akçakoca'nın coğrafi işaretli Melengüççeği'ni tencere ve oklavayla yaşatıyorlar

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Cemal Korkmaz
Paylaş
Akçakoca'da Manav Türkleri'ne ait coğrafi işaretli Melengüççeği ve mancarlı lezzetler, iki kız kardeş ile eşlerinin elinde tencere ve oklavayla korunuyor.

Yöresel tatların tencere ve oklavayla sürdürüldüğü atölye:

Orta Asya'dan göç ederek Düzce'nin Akçakoca ilçesine yerleşen Manav Türkleri geleneğini, bölgenin coğrafi işaretli tatlısı Melengüççeği ve çeşitli mancarlı lezzetlerle yaşatıyor. İki kız kardeş ile onların eşlerinin birlikte yürüttüğü işletmede, hem mutfakta hem de servis alanında aile içi iş bölümüyle üretim devam ediyor.

Tarihi köken ve malzeme yapısı:

İşletmenin kadınlarından Zuhal Ay (65), Melengüççeği tatlısının geçmişinin yaklaşık 600 yıl öncesine dayandığını, Osmanlı döneminde saraylarda da yapıldığı şeklinde anlatılan bir geleneği temsil ettiğini söylüyor. Tatlının temel malzemelerinin baklava benzeri ürünlerde kullanılan malzemelere yakın olduğunu belirten Ay, aradaki farkın tatlıyı özgün kılan özel sos olduğunu vurguluyor.

Ay, hazırlık sürecini şöyle aktarıyor: hamur katmer gibi açılıyor, katlanıp içine ayrı bir sos konuyor. Bu sosun kaymağın kavrulmasıyla elde edilen bir tür yağdan oluştuğunu belirtiyor. Katlanarak kızartılan tatlı, en son bal ile tatlandırılarak servis ediliyor.

Servis biçimleri ve müşteri tepkileri:

Melengüççeği genellikle kaymak veya dondurma eşliğinde sunuluyor. Zuhal Ay müşterilerin ilgisinin yüksek olduğunu söyleyerek, "Şu güne kadar tatlıyı beğenmedim diyeni görmedim" ifadelerini kullanıyor. İlk başta tatlıya ön yargıyla yaklaşanların, tattıktan sonra memnuniyet ve tekrar ziyarete dönüşen bir bağlılık sergilediğini vurguluyor.

Aile işletmesi ve emeklilik dönemi:

İşletmede aile olarak birlikte çalışıldığını anlatan Can Ay (69), emeklilik sonrası eşi, bacanağı ve baldızıyla bu işi kurduklarını belirtiyor. Kadınlar yemekleri hazırlarken erkeklerin misafirlerin servis ve hizmetiyle meşgul olduğunu anlatan Can Ay, işletmenin haftada iki gün çalışmasının kendileri için yorucu olmadığını, hatta eğlenceli bir uğraş sunduğunu söylüyor: "Emekli olduktan sonraki bu işim daha iyi. Bu iş haftada iki gün olduğu için bizi pek yormuyor ve sıkmıyor. Burada bir nevi eğleniyoruz."

Aile içindeki tempo zaman zaman telaşlı anlara yol açsa da, herkesin katkısıyla iş akışı sağlanıyor. İşletme, hem mutfakta hem salonda eşgüdümlü çalışmayı sürdürürken müşterilere bölgenin geleneksel lezzetlerini eksiksiz sunmayı amaçlıyor.

Yöresel çeşitler ve ekonomik etkisi:

İşletmede sadece Melengüççeği değil, Akçakoca'ya özgü diğer ürünler de hazırlanıyor. Nurgül Baş (58) mancarlı pide, mancarlı gözleme, mancarlı börek ve dartılı gözleme gibi ürünleri de listede sayıyor. Dartı tanımlaması gerektiğinde ise bunun kavrulmuş kaymak olarak açıklanabileceğini, Melengüççeği'ni de bu malzemeyle yaptıklarını belirtiyor.

Baş, yöresel çarşıdaki üretimin özellikle kadınlar için önemli bir gelir kaynağı olduğuna dikkat çekiyor. Çarşıda el emeği ürünlerden gözlemecilere kadar çok sayıda kadın esnaf bulunduğunu, bu üretimin ev ekonomisine doğrudan katkı sağladığını söylüyor. Ancak çarşının daha fazla müşteriye ulaşması ve esnafın güçlenmesi için tanıtım gerektiğini de vurguluyor. Pandemi nedeniyle çalışmaların yeni sayılabilecek çarşı oluşumunu etkilediğini, buna karşın bu yıl misafir sayısında artış gözlemlediklerini ifade ediyor.

İşletme temsilcileri, Melengüççeği'nin hem yerel kültürün bir parçası hem de bölge ekonomisine katkı sağlayan bir ürün olduğunu belirterek, tanıtım ve sürdürülebilir üretimle bu geleneğin korunmasının önemine dikkat çekiyorlar.

Not: Haber, Akçakoca'daki aile işletmesinin anlattıkları ve yaptıkları ile sınırlıdır; isimler, yaşlar ve ürün tanımları işletme kaynaklı bilgiler doğrultusunda aktarılmıştır.

700 yıllık lezzeti tencere ve oklavayla yaşatıyorlar

Cemal Korkmaz — Haberde İnsan Editörü
Editör: Cemal Korkmaz