Almanya kararı dijital reklam sorumluluğunda çığır açtı
Almanya kararı dijital reklam sorumluluğunda çığır açtı
Almanya’da sosyal medya platformları üzerinden yayılan sahte reklamlar üzerine açılan dava, mahkemenin platform işletmecilerini doğrudan sorumlu tutma yönündeki kararıyla uluslararası dijital hukukta yeni bir eşik oluşturdu. Karar, platformların sadece aracılık yaptığını öne sürerek sorumluluktan kaçamayacağı anlayışını sorgular hale getiriyor.
Mahkemenin tespitleri ve somut veriler:
Kararda, bir portal işletmecisinin Ağustos 2024 içinde bildirilen yaklaşık 260 sahte reklam ihlali karşısında ilgili içerikleri platformdan kaldırmasının 62 güne kadar sürdüğü belirtildi. Mahkeme, sağlayıcının "bilgi eksikliği" savunmasını reddetti ve platformun algoritma ve reklam araçlarıyla içeriğin kimin önüne çıktığını kontrol ederek ticari gelir elde ettiğine dikkat çekti. Bu çerçevede mahkeme, içerik sağlayıcının pasif aracı rolü iddiasını geçersiz saydı.
Uzman görüşleri ve hukuki sonuçlar:
Avukat Kübra Pekel gelişmeyi "uluslararası dijital hukuk açısından tarihi bir eşik" olarak nitelendirdi. Pekel, mahkemenin Avrupa Adalet Divanı’nın Haziran ayındaki emsal kararına atıfta bulunduğunu ve üç temel yükümlülük öngördüğünü vurguladı: sahte reklamların derhal kaldırılması, mağdurlara tazminat ödenmesi ve sahte reklamlardan elde edilen gelirin şeffaf şekilde açıklanması. Kararın henüz kesinleşmediği ve temyiz yolunun açık olduğu kaydedildi.
Bilişim uzmanı Hakan Topuzoğlu ise benzer bir düzenlemenin Türkiye’de de uygulanması hâlinde platformların reklam içeriğini daha titiz incelemek zorunda kalacağını, yalnızca para cezası uygulamakla yetinilmeyeceğini söyledi. Topuzoğlu, tanınmış kişilerin ve firmaların sahte reklamlar nedeniyle ciddi mağduriyet yaşadığını belirtti ve platform sorumluluğunun netleştirilmesinin mağduriyetleri azaltacağını ifade etti.
Pekel, kararda ortaya konan ikili sorumluluk yapısını özetledi: Birinci derecede fail, reklâmı verip vatandaşı dolandıran üçüncü kişiler; bunlar doğrudan ceza ve tazminat sorumluluğuna sahip. İkinci sorumluluk grubu ise sosyal medya platformları; platformlar, şikâyetlere rağmen makul sürede müdahale etmiyor ya da algoritmalarıyla bu içerikten gelir elde ediyorsa özen yükümlülüğünü ihlal etmiş sayılacak ve müteselsilen sorumlu tutulabilecekler.
Türkiye için çıkarımlar ve öneriler:
Uzmanlar, benzer düzenlemelerin Türkiye’de de uygulanmasının gerekliliğine vurgu yapıyor. Pekel, vatandaşlara sosyal medyada sponsorlu reklamlara itibar etmeden önce markanın resmi internet sitesini bağımsız şekilde kontrol etmelerini öneriyor. Karşılaşılan sahte reklamlar için ise hem platforma ihbarda bulunulması hem de ekran görüntüleriyle birlikte adli mercilere başvurarak hukuki sürecin başlatılması gerektiğini belirtiyor.
Almanya mahkemesinin kararı, platformların içerik ve reklam yönetiminde daha fazla şeffaflık ve hızla müdahale etme zorunluluğunu gündeme taşıdı. Davanın temyiz süreci sonuçlanana dek kararın uygulanma biçimi ve olası emsal etkileri yakından izlenecek.
AVUKAT KÜBRA PEKEL