Altın tellerle dokunan 1600 yıllık miras: Sivrihisar cebesi hayata dönüyor
Sivrihisar cebesinin kökeni ve tarihsel bağları:
Eskişehir'de yaklaşık 25 yıldır kuyumculuk yapan Hüseyin Altay, Sivrihisar cebesinin kökeninin derinlere, Frigler dönemine kadar uzandığını belirtiyor. İncelenen mezar buluntuları ve ailelerin sakladığı örnekler, bu örgü tekniğinin en az 1.500-1.600 yıllık bir geçmişe işaret ettiğini gösteriyor. Altay, kendi gözlemlerinde ulaştığı en eski örneğin yaklaşık 300 yıllık olduğunu aktarıyor ve Sivrihisar cebesinin Trabzon cebesiyle benzer örgü özellikleri taşıdığını vurguluyor.
Uzun tarihsel süreç içinde askerlerin kullandığı zırh örgüsünün zamanla takıya dönüştüğünü ifade eden Altay, bu dönüşümün kültürel sürekliliğin bir parçası olduğunu söylüyor. Bugün üretilen cebeler, hem geleneksel estetiği hem de işçilik geleneğini canlı tutuyor.
Üretim süreci ve zanaatkârlığın incelikleri:
Sivrihisar cebesi üretimi tamamen el işçiliğine dayanıyor. Altay, üretimde önce altın külçesinin eritilip tel haline getirildiğini, ardından sırasıyla örgü, çıkarma, yıkama, tarama, kilit, cila, parlatma ve yaldız işlemlerinin uygulandığını anlatıyor. Bir cebenin tamamlanmasının ortalama 3-4 gün sürdüğünü belirtiyor; bu süre modelin karmaşıklığına göre değişebiliyor.
Bu süreç, teknik ustalık ve sabır gerektiriyor; her aşama el emeğiyle gerçekleştirildiği için makineleştirme ya da otomasyonun yerine koyamayacağı incelikler barındırıyor.
Gelenek, malzeme ve piyasa değeri:
Üretimde ağırlıklı olarak 22 ayar altın kullanılıyor; bunun nedeni, Sivrihisar'da evlenen kadınlara gelenek gereği verilen bileziklerden birinin cebeye ayrılması geleneğinin sürdürülmesi. Altay, ürünlerin gramına ve modeline göre fiyatlarının değiştiğini söyleyerek, yaptıkları cebelerin ortalama 600 bin ile 1 milyon lira arasında satıldığını aktarıyor. Ayrıca, elmas gibi değerli taşlarla süslenen özel bir model için yaklaşık 1 milyon 700 bin lira fiyatlandırma yapıldığını biliyor.
Teknolojiye karşı el emeğinin geleceği:
Altay, kuyumculukta ve özellikle Sivrihisar cebesi üretiminde teknolojinin bir tehdit oluşturmadığını düşünüyor: "Biz tamamen el emeğiyle çalışıyoruz. Bu meslek el emeği ve ustalık istiyor." Gençlere mesleği sevdirip ustalık aktarımı sağlandığı sürece yapay zekâ ve otomasyonun bu zanaatı yok edemeyeceğini vurguluyor.
Sonuç olarak, Sivrihisar cebesi hem maddi değeri hem de taşıdığı kültürel anlamla korunmaya çalışılan bir miras niteliğinde. Altay ve benzeri ustaların çabası, bu el işi geleneğinin sonraki kuşaklara taşınmasında belirleyici rol oynuyor.
HÜSEYİN ALTAY