Arıklı: kazanın sorumluluğu kanıtlanırsa milletvekilliğimi bırakırım
Olayın kronolojisi ve Arıklı’nın savunması:
Görevden alınan eski KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, 30 Ağustos’ta Girne açıklarında yaşanan gemi faciasına ilişkin Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda ayrıntılı bir sunum yaptı. Arıklı, geminin saat 12.00 civarında hareket ettiğini, yaklaşık 20 dakika sonra su almaya başladığını ve olaydan 5–10 dakika sonra acil yardım çağrısının (SOS) yapılmaya çalışıldığını söyledi. Çağrının "normal standartlara uygun olmadığını" belirterek bu konuda kaptan ve ikinci kaptanın hatalarına dikkat çekti.
Arıklı, kazanın ardından kısa süre içinde bölgeye gittiğini, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman başta olmak üzere yetkililerin alana intikal ettiğini ve kurtarma çalışmalarının hemen ardından bir kriz masası kurulduğunu anlattı.
Denetim yetkileri ve teknik sorumluluk iddiaları:
Arıklı, kendisi hakkında öne sürülen "geminin sefere çıkmasına izin verdiği, teknik açıdan sorunlu gemiye onay verdiği, kaptanın belgesini kabul ettiği veya meteorolojik koşulları uygun gördüğüne dair" iddiaları reddetti. Bakanlık döneminde hangi kuralın kaldırıldığını veya mevzuatta nasıl bir değişiklik yapıldığını gösteren herhangi bir delil bulunmadığını vurguladı.
Teknik denetimler konusunda Arıklı, Limanlar Dairesi bünyesinde gemileri denetleyecek uzman sörvey personelinin olmadığını, gemilerin teknik denetim ve sınıflandırma yetkisinin 2003 yılından bu yana Türk Loydu'na devredildiğini ve uygulamanın sonraki anlaşmalarla sürdüğünü hatırlattı. Arıklı, ilgili geminin de 2024 yılında Türk Loydu denetiminden geçtiğini ve klas belgesi aldığını söyledi.
Mayıs olayları, bakım-onarım ve son denetim:
Sosyal medyada yayılan Mayıs ayındaki su alma görüntülerine ilişkin olarak Arıklı, bakanlığa resmi bir şikayet dilekçesi ulaşmadığını, ancak görüntüler dikkate alınarak Filo Denizcilik’in Liman Başkanlığı tarafından uyarıldığını aktardı. Şirketin gemiyi Akdeniz Tersanesi’ne götürdüğünü ve burada bakım-onarım yapıldığını, söz konusu işlemlerin raporlandığını ve Türk Loydu’nun 2 Haziran tarihinde inceleme yaptığı bilgisini paylaştı. Arıklı, geminin son denetiminin 2 Haziran 2026 tarihli olup olmadığına ilişkin teknik soruların Türk Loydu tarafından cevaplandırılması gerektiğini belirtti.
Arıklı, geminin daha önce kaza yapmış olmasının tek başına sefere çıkmasına engel olmadığı, önemli olanın kurallara uygun tamir ve bakımın yapılıp yapılmadığı olduğunu, bu denetimin de Türk Loydu’nun görevi olduğunu kaydetti.
Yetki dağılımı, evrak kontrolleri ve mürettebat meseleleri:
Bakan, Limanlar Dairesi’nde "denetleme kurulu" şeklinde bir yapının yasal dayanağı olmadığını; sörvey amirliği tanımının bulunduğunu, ancak uygulamada sörvey personeli bulunmadığını ifade etti. 2019’da bir kaptanın sörvey eğitimi için gönderildiğini, 2020’de sertifika almasına rağmen kendisinin sörvey personeli yerine sicil memuru olarak atandığını ve bunun Meclis Araştırma Komitesi'nde incelenmesi gerektiğini söyledi.
Gemi kaptanının ehliyetiyle ilgili iddialara karşı Arıklı, kaptan belgesinin IMO ve STCW kurallarına uygun olduğunu, Limanlar Dairesi’ne sunulan yabancı kaptanlık belgelerinin denizcilik makamları ve IMO kayıtları üzerinden kontrol edildikten sonra denklik işlemi yapıldığını anlattı. Mürettebatın niteliği ve sayısı gibi hususların ise ilgili şirketten ve yürüyen soruşturmadan öğrenileceğini belirtti.
Arıklı, limandan kalkış öncesinde yapılan işlemlerle ilgili olarak Limanlar Dairesi’nin evrak kontrolü yaptığını, gemiye girilerek fiziki bir denetim gerçekleştirilmediğini; bakanlık olarak kalkış iznine müdahale edildiği iddialarını reddettiğini söyledi. İlk ihbarın 12.10 civarında yapıldığını ve KKTC Sahil Güvenlik birimlerinin kısa süre içinde bölgeye ulaştığını kaydetti.
Çağrı hataları ve kurtarma süreci:
Arıklı, gemiden yapılan yardım çağrısının kurallara uygun düzenlenmediğini, bunun nedeniyle Güney Kıbrıs ve Kıyı Emniyeti radyolarının olayı öğrenip Sahil Güvenlik'in uyarıldığını savundu; burada kaptan ve ikinci kaptanın "ciddi hatası" olduğunu vurguladı. Bu konuların hem yargı sürecinde hem de Meclis Araştırma Komitesi’nde değerlendirileceğini belirtti.
Soruşturma, dış destek ve sigorta durumu:
Kazanın teknik nedenlerini araştırmak üzere Arıklı’nın Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile görüştüğünü, kaza kırım ekibi talep ettiğini ve ekibin bir sonraki gün KKTC’ye geldiğini aktardı. Teknik ekibin hazırlayacağı raporun Meclis araştırması ve yargı için önemli olacağını söyledi.
Gemi ve yolcuları kapsayan sigortanın bulunduğunu ve sigorta bedelinin 150 milyon olduğunu ifade eden Arıklı, ekspertiz sürecinde hangi teknik incelemelerin yapıldığının sigorta şirketlerinden öğrenileceğini ve devletin sigorta şirketleriyle görüşeceğini belirtti.
Sorumluluk iddiaları ve Arıklı’nın son sözleri:
Arıklı, meteorolojik şartların facianın yaşandığı gün için "son derece düzgün" olduğunu, bir gün önceki fırtınanın neden olabileceği risklerin kaptan tarafından dikkate alınması gerektiğini söyledi. Tüm bu hususların mahkeme ve araştırma komitesi süreçlerinde netleşeceğini vurguladı.
Konuşmasının sonunda Arıklı, sorumluluğun kanıtlanması halinde gereğini yapacağını açıkça ifade etti: "Anlattığımdan benim herhangi bir hatam varsa, herhangi bir sorumluluğum varsa bırakın istifayı, milletvekilliğini bile bırakırım." Meclis’teki tartışmalar ve adli süreç, kazanın nedenleri ve sorumluluk dağılımını belirleyecek başlıca zemini oluşturacak.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) Girne açıklarında 30 Ağustos'ta meydana gelen gemi faciası sonrasında görevden alınan eski KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, kazaya ilişkin açıklamasında, "Herhangi bir hatam, herhangi bir sorumluluğum varsa bırakın istifayı, milletvekilliğini bile bırakırım" dedi.