Ana Sayfa

Ateşe giren kadınlar: hortumdan önyargıya, kurtarmanın görünmeyen yükü

Giriş: Güncelleme: Okuma: ~2 dk Editör: Cemal Korkmaz
Paylaş
Antalya'da kadın itfaiyeciler, ağır ekipmanla çalıştıklarını, hortumun en hafif ekipman olduğunu ve toplumun önyargılarıyla mücadele ettiklerini anlatıyor.

Kadın itfaiyeciler sahada:

Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı bünyesinde, kent genelinde 48 istasyonla görev yapan ekiplerde kadın itfaiyeciler de erkek meslektaşlarıyla sahada yer alıyor. Yangın, kurtarma, kapı açma, deprem, sel, patlama ve çökme gibi farklı olaylarda görev alan bu ekipler, tonajlı araçları kullanıyor, uzun merdivenlere tırmanıyor ve zor koşullarda müdahale ediyor.

Eğitim, ekipman ve görev anlatısı:

28 yaşındaki Betül Erdal, mesleğe 14 yaşında İtfaiyecilik Lisesi ile başladığını; görevin, eğitim ve uygulamalarla fiziksel zorlukların üstesinden gelinebileceğini söylüyor. Erdal, insanların ilk tepkisinin sıklıkla "Nasıl yani, siz mi söndüreceksiniz?" gibi şaşkınlık olduğunu, ancak müdahaleyi tamamladıklarında gözlerdeki değişimin yaptıkları işi kabul ettirdiğini belirtiyor.

29 yaşındaki Seda Özyurt ise Sağlık Meslek Lisesi stajının ardından itfaiyeciliği seçmiş. Özyurt, mesleğin altıncı yılında çevresinden "Kadından itfaiyeci olur mu?" ya da "Siz o hortumları nasıl taşıyacaksınız?" soruları aldığını aktarıyor. Oysa Özyurt'un vurguladığı gibi, hortum itfaiyecilerin kullandığı en basit ve en hafif ekipmanlardan biri ve taşıma kapasitesiyle ilgili önyargılar gerçek durumu yansıtmıyor.

Önyargılar, mesleki motivasyon ve unutulmaz anlar:

Her üç itfaiyeci de toplumun bakış açısının meslekteki en güçlü engellerden biri olduğunu düşünüyor. Erdal, "Önyargıları kırmak için yaptığımız işleri, aldığımız eğitimleri ve müdahale süreçlerini anlatıyoruz" derken, Özyurt da ilk yangına girme anındaki heyecanını ve sonrasında soğutma çalışmaları sırasında iki kişinin hayatını kaybettiği bir ev yangınını unutamadığını aktarıyor.

32 yaşındaki Hüseyin Zengin ise Ege Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Bölümü'nü birincilikle bitirdiğini söyleyerek mesleğin psikolojik ağırlığına değiniyor. Zengin, en zorlayıcı anının kendi arkadaşını kurtarmak olduğunu, bunun mesleğin getirdiği psikolojik sınavlardan biri olduğunu anlatıyor. Öte yandan hepsi, bir kediyi, çocuğu veya insanı kurtarmanın bütün yorgunlukları unutturduğunu belirtiyor.

Mesleğe yönelmek isteyen kadınlara ortak tavsiye net: Önyargılara değil, kendilerine inansınlar; düzenli eğitim, deneme ve disiplinle mesleğin gerektirdiği fiziksel yeterliliklerin kazanılabileceği vurgulanıyor.

Vatandaş tepkileri çeşitlilik gösteriyor; kimi zaman "aferin kızım" diyerek destekleyen, kimi zaman da "keşke hemşire ya da öğretmen olsaydın" gibi yönlendirici söylemlerle karşılaşıyorlar. Özellikle kız çocuklarının kadın itfaiyecilere gösterdiği ilgi ekipler için moral kaynağı oluyor.

Antalya ekipleri, Manavgat orman yangınları, seller ve diğer doğal afetlerde görev aldı; tonajlı müdahale araçlarının kullanımında üstün performans sergilediklerini söylüyorlar. Her ne kadar mesleğin fiziksel yükleri ağır olsa da ekipler, eğitim ve deneyimle bu zorlukların aşılabildiğini belirtiyor.

Sonuç olarak Antalya'daki kadın itfaiyeciler, alevin, enkazın ve kötü haberin ortasında görev yaparken toplumun önyargılarıyla da mücadele ediyor; verdikleri yanıt ise her defasında aynı: sahada işi bilen, eğitilmiş ve kararlı bir ekiple çalıştıklarında cinsiyet fark etmiyor.

SEDA ÖZYURT VE BETÜL ERDAL

Cemal Korkmaz — Haberde İnsan Editörü
Editör: Cemal Korkmaz