Ana Sayfa

AXA'nın beş geleceği: bugünün krizlerinden haritalanan yollar

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Aslı Han
Paylaş
AXA'nın 'Geleceklerin Atlası' raporu, iklim, yapay zeka, göç ve jeopolitik etkileşimlerini beş kurgusal bölge üzerinden ele alarak farklı gelecek senaryolarını gözler önüne seriyor.

axa öngörü raporu 2026: birden çok gelecek olasılığı

Türkiye'nin Kasım ayında Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde yayımlanan 'AXA Öngörü Raporu 2026: Geleceklerin Atlası', günümüz krizlerinin nasıl farklı gelecekler üretebileceğini tartışmaya açıyor. Berlin merkezli gelecek araştırmaları ve tasarım stüdyosu NORMALS ile iş birliği içinde hazırlanan çalışma, gerçek verilerden ve güncel işaretlerden beslenen beş kurgusal bölge üzerinden ilerleyerek tek bir gelecek anlatısını reddediyor.

Rapor, iklim krizi, yapay zekâdaki sıçrama, büyük göç hareketleri, yaşlanan nüfus ve artan jeopolitik gerilimlerin eşzamanlı etkisini vurguluyor. Bu dinamiklerin etkileşimi kentleri, üretimi, çalışma biçimlerini, doğal kaynak yönetimini ve toplumsal ilişkileri yeniden şekillendiriyor; dolayısıyla geleceğe ilişkin çıkarımlar da çok boyutlu olmayı gerektiriyor.

beş arketip ve merkezlerindeki eğilimler:

Raporun sunduğu ilk arketip Ayokarang Resif Bölgesi, hızla azalan biyoçeşitliliğin sadece çevresel değil aynı zamanda sağlık ve ekonomik açıdan stratejik bir değer haline gelmesini anlatıyor. Mercan resiflerinin restorasyonu bilim insanları, yerel topluluklar, yatırımcılar ve risk yöneticilerini ortak bir gündemde birleştiriyor.

Stüdyo Odgrod tarafından ele alınan diğer bir senaryo, yapay zekâ ve otomasyonun iş gücü üzerindeki etkisiyle kentlerden kırsala doğru yeni bir hareketlilik yarattığını gösteriyor. Bu kurguda terk edilmiş tarım alanları teknoloji, kooperatif modeller ve farklı üretim biçimleriyle yeniden canlanıyor; böylece dijital dönüşüm yalnızca meslekleri değil yaşam mekânlarını da dönüştürüyor.

Amadare Ağı adıyla anılan arketipte, iklimin zorlaştırdığı koşullar nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalan toplulukların, özellikle kadın liderliği ve dayanışma ağlarıyla örgütlenerek ayakta kaldığı bir toplumsal dönüşüm çiziliyor. Buna karşılık Harmoni Limanı senaryosu, iklim risklerine karşı ileri teknolojiyle korunmuş, abonelik temelli kentler tasvir ederek güvenliğin bir ayrıcalığa dönüşme potansiyelini gündeme getiriyor.

Marsilya 2 senaryosu ise, Arktik bölgesinin küresel ısınmayla birlikte yeni deniz yolları, veri merkezleri ve kritik mineraller üzerinden bir rekabet alanına dönüştüğünü ortaya koyuyor. Bu örnek, iklim değişikliğinin yalnızca kayıplar yaratmadığını; aynı zamanda yeni fırsatlar, bağımlılıklar ve jeopolitik gerilimler de doğurduğunu gösteriyor.

sigortacılığın dönüşümü ve kamu-özel iş birliği:

AXA Türkiye CEO'su Yavuz Ölken rapora ilişkin değerlendirmesinde riskin artık tek başına ortaya çıkmadığını, iklim, teknoloji, göç ve eşitsizlik gibi etkenlerin birbirini besleyerek karmaşık risk profilleri oluşturduğunu vurguluyor. Ölken, ‘‘Risk, sigortacılığın ham maddesi’’ sözünü hatırlatarak dayanıklılığın erişim meselesi olduğunu; güvenlik, doğru bilgi, altyapı ve finansal korumaya adil erişim olmadığında teknolojik ilerlemenin tek başına yeterli olamayacağını belirtiyor.

Raporda öne çıkan bir başka vurgu da sigortacılığın rolünün yeniden tanımlanması gereği. AXA, önleyici yaklaşımla riskleri gerçekleşmeden önce anlamayı, kırılganlıkları azaltmayı ve müşterilerin değişen koşullara hazırlanmasına yardımcı olmayı hedefliyor. Ölken’in ifadesiyle Empati Güvencesi yaklaşımı, müşterinin kaygısını ve ihtiyaçlarını anlayan bir hizmet modeline işaret ediyor.

2030 Adaptif Sigortacılık vizyonu ise, iklimsel, teknolojik ve toplumsal değişimleri izlemekle kalmayıp bu değişimlerden öğrenen, öngörülerini güncelleyen ve çözümlerini yeni ihtiyaçlara göre uyarlayan bir çerçeve sunuyor. Raporda, böyle bir dönüşümün kamu, özel sektör ve sivil toplum arasında güçlü iş birlikleri gerektirdiği vurgulanıyor.

AXA Öngörü Raporu 2026, COP31 çerçevesinde Türkiye'de tartışılacak gündemin sadece emisyon azaltımıyla sınırlı olmadığını; şehir planlamadan tarıma, sağlıktan finansal korumaya kadar geniş bir alanı kapsayan uzun vadeli dayanıklılık politikalarının önemini hatırlatıyor. Rapor, geleceğin tek ve kaçınılmaz bir şekilde gelmeyeceğini; bugünün kararlarıyla farklı dünyaların şekillendirilebileceğini göstermeye çalışıyor.

Geleceğe yönelik çıkarım: Raporda öne çıkan temel çağrı, riskleri daha iyi anlamak, kırılganlığı azaltmak ve değişime birlikte uyum sağlamak için erken adımlar atmak. Bu süreçte sigortacılık hem önleyici hem de empatik bir aktör olarak rolünü genişletmeye hazırlanıyor.

TÜRKİYE, KASIM AYINDA ANTALYA’DA DÜZENLENECEK COP31’E HAZIRLANIRKEN AXA’NIN "AXA ÖNGÖRÜ RAPORU 2026: GELECEKLERİN ATLASI" BAŞLIKLI YENİ RAPORU, İKLİM KRİZİYLE BİRLİKTE HIZLANAN TEKNOLOJİK, TOPLUMSAL VE JEOPOLİTİK DÖNÜŞÜMLERİN GELECEĞİ NASIL YENİDEN ŞEKİLLENDİREBİLECEĞİNİ ORTAYA KOYUYOR.

Aslı Han — Çevre & Ekoloji Editörü
Editör: Aslı Han