Ana Sayfa

Beğenilmek uğruna kimlik ve mahremiyetin erozyonu

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Cemal Korkmaz
Paylaş
Canlı yayınlarda beğeni ve gelir peşinde gençler mahremiyet ve kimlik riskleriyle karşılaşıyor; uzmanlar aile ve okullara tedbir çağrısı yapıyor.

Sosyal kabul artık sanal alanlarda şekilleniyor:

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ) Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, gençlerin sosyal kabul ihtiyaçlarını yüz yüze iletişim yerine giderek daha fazla sosyal medya mecralarında karşıladıklarını vurguluyor. Bu değişim, bireylerin kabul görme, aidiyet ve beğenilme ihtiyaçlarını sanal doğrulamalardan almalarına yol açıyor ve gerçek dünya temaslarını zayıflatıyor.

Çelik, 2024-2025 araştırma sonuçlarına dikkati çekerek 11-15 yaş aralığında sosyal medya kullanımının yüzde 40’ın üzerinde, 15 yaş üstünde ise yüzde 90’lara yaklaştığını hatırlatıyor. Bu yaygın kullanım, gençlerin başarı ve özdeğer algılarını aldıkları beğenilere göre yeniden konumlandırmalarına neden oluyor.

Beğeni ile başarı algısı arasındaki yanılsama:

Gençler sosyal medyada elde ettikleri etkileşimleri somut başarı belirtileri olarak algılıyor. Çelik, bu durumun yapay bir kabul deneyimi yarattığını, gerçek dünyadaki ilişkilerdeki ihtiyaçların görmezden gelinmesine ve psikolojik bölünmelere yol açabileceğini belirtiyor. Ayrıca, gençlerin çevrimiçi rol modellerin davranışlarını taklit ederek kabul göreceklerine inanma eğiliminde oldukları vurgulanıyor.

Canlı yayınlar ve mahremiyet riski:

Canlı yayın platformları, hem görünürlük hem de gelir sağlama imkânı sunduğu için gençleri daha sıra dışı davranışlara itebiliyor. Çelik'e göre birçok birey canlı yayında izleyici beğenisini kazanmak ve takdir edilmek için 'kendi varoluşunun dışında davranışlar' sergiliyor; bu davranışlar tekrarlanıp yerleştiğinde kişinin gerçek hayatına taşınabiliyor.

Canlı yayınlarda mahremiyet ihlallerinin çok büyük olduğuna dikkat çeken Çelik, bireylerin özel yaşamlarından parçalar sunduklarını ve bunun özellikle ergenlik dönemindeki gençleri dış tehditlere karşı savunmasız bıraktığını söylüyor. Bu sebeple canlı yayın mekanizmasının sıkı kontrol ve farkındalık gerektirdiğini belirtiyor.

Aileler ve okullar için somut öneriler:

Çelik, yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını, ailelerin hem kontrolcü hem de anlayışlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade ediyor. Gençleri dışlamak yerine 'neden orada vakit geçirdiklerini' anlamaya çalışmanın önemine vurgu yapıyor. Gerekirse ailelerin kendilerinin de sosyal mecralara katılarak çocuklarının davranışlarını gözlemlemesi öneriliyor.

Okullarda rehberlik servislerinin aktif rolü de ön plana çıkıyor. Çelik, bu servislerin desteklenmesi ve psikoeğitim yoluyla hem çocukların hem ailelerin sosyal medyanın risklerini ve işleyişini anlamalarının sağlanması gerektiğini kaydediyor. Bu yaklaşımın, gençlerin onay ve aidiyet ihtiyaçlarına zarar vermeden rehberlik edilmesine yardımcı olacağı belirtiliyor.

Kontrolü ele almak: sosyal medyayı biz yönetmeliyiz:

Son olarak Çelik, yalnızca yaş sınırlamalarına odaklanmanın yeterli olmadığını; sınır koymanın önemli ama tek başına çözüm olmadığını belirtiyor. Anahtarın kontrolü ele almak ve sosyal medyayı amaçlı, faydalı içerik ve iletişim kanallarında kullanmaya yönlendirmek olduğunun altını çiziyor: "Sosyal medya bizi yönetmesin, biz sosyal medyayı dilediğimiz zaman kullanalım."

Uzman uyarısı, gençlerin kimlik gelişim dönemlerinde sosyal medyanın sunduğu görünürlük ve gelir fırsatlarının yanı sıra ciddi mahremiyet ve psikolojik riskler taşıdığı yönünde. Aileler, eğitimciler ve rehberlik servislerinin iş birliğiyle hem korunma hem de sağlıklı dijital alışkanlıkların öğretilmesi gerektiği vurgulanıyor.

DR. ÖĞR. ÜYESİ ALİ RUHAN ÇELİK

Cemal Korkmaz — Haberde İnsan Editörü
Editör: Cemal Korkmaz