Ana Sayfa

Bir hayatın ardından sekiz umut: organ bağışında Türkiye'nin durumu

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Türkiye'de 32 binden fazla kişi organ nakli bekliyor. Bir donörden 7-8 kişiye umut doğabiliyor; aile onayı yüzde 20 ile dünya ortalamasının gerisinde.

Bir donörden çok sayıda hastaya yaşam şansı

Konya Şehir Hastanesi Organ Nakil Koordinatörü Doç. Dr. Mehmet Akif Yazar, Türkiye'de organ bağışının hem bekleyen hastalar hem de sağlık sistemi için kritik önem taşıdığını vurguluyor. Ülkede 32 binden fazla kişinin organ nakli için sırada olduğunu belirten Yazar, beyin ölümü gerçekleşen bir kişiden çıkarılan organların 7-8 kişiye umut olabileceğini ifade ediyor.

Hangi organlar kaç kişiye umut olabilir:

Yazar'ın verdiği bilgiye göre yoğun bakımda beyin ölümü gerçekleşmiş bir donörden; kalp, akciğer, karaciğer, iki böbrek, ince bağırsak ve pankreas nakledilebiliyor. Ayrıca uterus (rahim) naklinin de gündeme geldiği belirtiliyor. Bu bileşim, bir donörden birden fazla hastanın yaşam kalitesini ve yaşam süresini doğrudan etkileyebileceğini gösteriyor.

aile onay oranları ve bölgesel farklılıklar:

Türkiye genelinde beyin ölümü gerçekleşen hastaların aile onay oranının yaklaşık yüzde 20 seviyesinde olduğunu söyleyen Yazar, bu oranın Amerika ve Avrupa'da yüzde 70'lere, İspanya'da ise yüzde 80'lere kadar çıktığını aktarıyor. Geçen yıl ülkede yaklaşık 2 bin 500 beyin ölümü bildirimi olduğunu ve bunların yalnızca yaklaşık yüzde 20'sinde ailelerin nakil için onay verdiğini belirtiyor.

Bölgesel dağılıma bakıldığında ise farklar göze çarpıyor: Bursa civarında onay oranları yaklaşık yüzde 40, İzmir'de yüzde 30 civarı, Samsun bölgesinde yüzde 25-30 bandı gözlemlenirken Antalya ve Konya gibi iller ülke ortalaması civarında seyrediyor. Konya özelinde Yazar bu oranı "10 beyin ölümünden 2'sine onay" şeklinde özetliyor.

Yazar, ailelerin çekincelerinin başında beyin ölümünün yanlış anlaşılması ve yoğun bakımda cenaze bütünlüğünün bozulması korkusunun geldiğini belirtiyor. Kalbi atan ancak beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin tıbben ve hukuken vefat etmiş kabul edildiğini, bunun zaman zaman bitkisel hayatla karıştırıldığını söylüyor. Bu endişeleri gidermek için yoğun bakım çalışanlarının ve hekimlerin yeterli bilgilendirme yapmasının önemine dikkat çekiyor.

Yazar ayrıca, bağış sürecinde estetik ve cenaze bütünlüğünün korunduğunu, normal cerrahi uygulamalarda olduğu gibi organların alındıktan sonra cenazenin usulüne uygun şekilde yakınlara teslim edildiğini vurguluyor.

Kolay erişim ve bilinçlendirme gerekliliği:

Doç. Dr. Mehmet Akif Yazar, ülkemizde yılda 30 bin ile 40 bin arasında organ bağışı yapıldığını ve bu sayının önemli olduğunu belirtirken, bunu yoğun bakımdaki aile onaylarıyla etkinleştirecek çalışmalar gerektiğini söylüyor. Yazar, Sağlık Bakanlığı'nın e-Devlet ve e-Nabız üzerinden organ bağışını kolaylaştırdığına dikkat çekiyor; vatandaşların e-Nabız üzerinden birkaç adımda organ bağışı işlemini gerçekleştirebileceğini hatırlatıyor.

Yazar son olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da dile getirdiği gibi organ bağışını "candan cana en büyük sadaka" olarak nitelendirerek vatandaşları bilgilendirmeye ve gönüllü bağışa teşvik etmeye çağırıyor. Bu çağrı, bekleme listelerindeki on binlerce hasta için somut bir fark yaratma potansiyeli taşıyor.

TÜRKİYE'DE 32 BİNDEN FAZLA KİŞİ ORGAN NAKLİ İÇİN BEKLERKEN, BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN BİR KİŞİNİN BAĞIŞLANAN ORGANLARI 8 HASTAYA UMUT OLABİLİYOR.

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol