Boğaçayı tartışmasında yeni bakış: sazlıklar kirlilik değil ekosistemin koruyucusu
Uzmanlar uyarıyor: sazlıklar kirlilik değil, yaşam alanı
Antalya'nın Konyaaltı ilçesindeki Boğaçayı'nda süren kirlilik tartışmalarına, belediye yetkilileri ve akademisyenlerden oluşan bilim kurulu açıklık getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu Başkanı Yüksek Çevre Mühendisi Lokman Atasoy, bölgede yıllık yürütülen temizlik çalışmalarının verilerini paylaşırken, Akdeniz Üniversitesi su ürünleri ve biyoloji uzmanları sazlıkların ekosistem açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Belediyenin verileri ve uygulanan yöntemler:
Atasoy, Boğaçayı'nda temizlik çalışmalarının haftanın yedi günü sürdüğünü belirtti. Belediye envanterine göre bu yıl içinde 320 ton sucul ot ile yaklaşık 4 ton fiziksel atık toplandı. Çalışmalar sırasında günlük ortalama bir kamyon, yani yaklaşık 8 ton atık toplandığı bildirildi. Suyun çekildiği dönemlerde dip çamuru ve düşük su seviyesi makinelerin girişini zorlaştırırken, sucul ot kesme tekneleri ve iş makineleriyle hasat edilen bitkiler kamyonlarla bölgeden uzaklaştırılıyor.
Atasoy, 2018'de tartışmaya açılan Boğaçayı Projesi kapsamında planlanan alanın denizden yaklaşık 750 metre içeri, 200 metre genişlikte ve yaklaşık 2,5 metre derinlikte bir havuz benzeri yapı olarak öngörüldüğünü hatırlattı. Ancak bilim kurulunun görüşleri doğrultusunda dereye müdahale sınırlandırıldı ve kontrollü temizlik esas alındı.
Bilim insanlarının değerlendirmesi:
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu sazlıkların yalnızca canlıların barınma alanı olmakla kalmadığını, aynı zamanda yukarıdan gelen atıkları tutarak denize ulaşmasını engelleyen doğal bir filtre görevi gördüğünü vurguladı. Gökoğlu, plastik atıkların güneş ve dalga etkisiyle parçalanarak mikroplastiklere dönüşme riskine işaret ederek, nehir ağızındaki bitki örtüsünün korunmasının önemini söyledi.
Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi ve kuş gözlemcisi Umut Özten ise Boğaçayı ve üst kesimlerinde yapılan kayıtlarda 233 kuş türü tespit edildiğini hatırlattı. Özten, Türkiye genelinde gözlenen tür çeşitliliğinin yaklaşık 509 tür düzeyinde olduğunu ve Boğaçayı'nın bu zenginlik açısından bölgenin en önemli kuş alanlarından biri olduğunu belirtti. Sazlıkların kuşlar için üreme, saklanma ve avlanma sağladığını anlatan Özten, mevcut haliyle alanda kalmasının üreme ve göç döngüleri için hayati olduğunu ifade etti.
Ekosistem, kıyı dengesi ve yerel endişeler:
Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı proje sürecinde meslek odalarının deniz suyunun içeri alınması halinde yeraltı suyunun tuzlanacağı gerekçesiyle itirazlar yaptığını hatırlattı. Karancı, yapılan müdahalelerin sonucu olarak yukarıdan gelen sedimanter malzemenin denize ulaşmasının ve bu malzemenin Konyaaltı Plajı'nı oluşturmasının engellenebileceği konusunda uyardı. Bu tür değişimlerin uzun vadede kıyı dinamikleri ve plaj oluşumu üzerinde etkili olabileceğini belirtti.
Atasoy ve bilim insanları ortak noktada, sazlıkların tamamen yok edilmesinin doğrulanmış bir çözüm olmadığını; aksine kontrollü müdahale ve düzenli temizliğin sürdürülebilir bir yaklaşım olduğunu savunuyor. Atasoy, "Biz doğayı her yönüyle seviyoruz; kuşuyla, balığıyla... Sazlıklar filtre görevi görür" diyerek alanın biyoçeşitlilik açısından korunması gerektiğini ifade etti.
Boğaçayı tartışması, kentsel müdahale, ekosistem dengesi ve kıyı dinamikleri arasında bir denge arayışını ortaya koyuyor. Belediye çalışmalarının sayısal verileri ve akademisyenlerin ekolojik değerlendirmeleri, halkın endişelerini yatıştırmaya yönelik bilim temelli bir yaklaşıma işaret ediyor; ancak kıyı morfolojisi ve sediman taşınımına ilişkin uyarılar, alanın korunması ve müdahale planlarının dikkatle sürdürülmesi gerektiğini gösteriyor.
Not: Yetkililer, kontrollü hasat ve düzenli temizlikle alg ölümleri, oksijensiz ortam, hidrojen sülfür ve koku gibi sorunların azaltılabileceğini belirtiliyor; sazlıkların ise tamamen kirlilik olarak görülmemesi gerektiğine vurgu yapılıyor.
ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI.