Çayönü'nde 9 bin yıllık malakit atölyesi madencilik tarihini yeniden yazıyor
Çayönü kazılarında yeni bir madencilik merkezinin keşfi:
Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Çayönü Tepesi'nde 2026 sezonunda yürütülen kazılarda, yerleşmenin batı kesiminde yaklaşık 5 metrekarelik bir alanda madencilik işliğine ait düzenli buluntu yoğunluğu açığa çıkarıldı. İşlik merkezi ve çevresinde tespit edilen malakit ve bakır nesne sayısı, çalışma alanındaki diğer örneklerle birlikte toplamda yaklaşık 42 adede ulaşıyor. Buluntular arasında ham malakit parçaları, yarı işlenmiş örnekler ve işlenmiş bakır boncuklar yer alıyor ve bunların bir arada bulunması, burada nitelikli üretim ve uzmanlaşmanın varlığına işaret ediyor.
İşliğin özellikleri ve buluntuların önemi:
İşliğin merkezinde 18 malakit örneği yer alırken, çevresindeki yayılma ile birlikte toplam 24-25 örnekten söz ediliyor. Arkeolojik bağlamda, işlik alanının sınırları izlenebilir biçimde korunmuş; bunun yanında zaman içinde doğal etkenler ve insan faaliyetleri nedeniyle bazı materyaller güney yönüne doğru saçılmış. Alandan elde edilen yarı işlenmiş bakır parçalar, bakırın ısıtılmak suretiyle şekillendirildiğine dair kanıtlar veriyor. Ayrıca, taş, kemik, çakmaktaşı ve obsidyen işliklerine ilişkin bulgular da yapıların hemen yanında belirlendi.
Kazı süreci ve tarihsel bağlam:
Çayönü Tepesi'nde yüzey araştırmaları 1963'te başlamış, Prof. Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Robert J. Braidwood tarafından 1964'te kazılar başlatılmıştı. Güvenlik gerekçesiyle 1991'de ara verilen çalışmalar 2015'te yeniden başlamış, 2026 sezonu ise Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında mayıs ayında yoğunlaşarak sürdürüldü. Doç. Dr. Sarıaltun, bu yıl batı alandaki çalışmaların, merkezdeki kamusal alan ile doğu ve batı konut alanlarının karşılaştırmalı değerlendirilmesini amaçladığını belirtti ve alanda Proto-Hassuna dönemine ait çanak çömlek örnekleri tespit edildiğini vurguladı. Proto-Hassuna katmanı, M.Ö. 6800-6600 aralığına işaret ediyor; karbon 14 analizleriyle kesin tarihlendirme önümüzdeki yıl kesinleşecek.
Uzmanlaşma ve yaşam alanları ilişkisi:
Arkeologlar, işliğin sadece üretim izleri değil aynı zamanda ustanın çalışma koşullarına ilişkin düzenlemeler de gösterdiğini söylüyor. İşliğin yakın çevresinde en az altı dikme deliği bulunan taş döşemeli bir alan ile, ustanın gölgelik amacıyla dikme delikleriyle düzenleme yaptığına dair izler bulunması, üretimin örgütlü ve planlı olduğunu düşündürüyor. Doç. Dr. Sarıaltun, Çayönü'nün M.Ö. 9100'lerden itibaren madencilikle ilişkisinin bilindiğini ve yeni bulgunun bu sürecin M.Ö. 6900-6800'lere kadar açıkça sürdüğünü gösterdiğini belirtti; böylece yerleşmenin binlerce yıllık madencilik pratiği mimari süreklilik kadar özenle yürütülmüş görülüyor.
Bilimsel katkı ve korunma perspektifi:
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Büyükateş, Çayönü çalışmasının üniversitenin öncelikli bilimsel faaliyetlerinden biri olduğunu ve elde edilen bulguların dijitalleştirme dahil çağdaş yöntemlerle değerlendirilerek bilimsel, kültürel ve çevresel farkındalığa katkı sunduğunu belirtti. Ekip, buluntuları teknoloji destekli kayıtlarla belgeleme ve analiz yapma yönünde çeşitli kurumlarla birlikte çalışıyor.
Toparlarsak, Çayönü Tepesi'nde tespit edilen malakit ve bakır işliği, bölgenin neolitik dönemde sadece tarım ve mimari bakımından değil, uzmanlaşmış madencilik ve metal işçiliği açısından da önemli bir merkez olduğunu ortaya koyuyor. Buluntular, Çayönü'nün M.Ö. 9100'lerden itibaren süregelen üretim pratiğinin en az 3 bin yıl boyunca nitelikli biçimde sürdürüldüğünü gösteriyor ve bölgenin madencilik tarihine ilişkin verileri güncelleme potansiyeli taşıyor.
DÜNYA MADENCİLİK TARİHİNE IŞIK TUTACAK YAKLAŞIK 25 ADET MALAKİT VE BAKIR NESNE BULUNDU.