Ana Sayfa

çocuklardaki şiddet davranışlarının altında yatan duyguları okumak

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Okul çağındaki şiddet davranışları sadece yaramazlık değil; altta yatan duygular, aile içi modeller ve dijital içerikler çözümde belirleyici rol oynar.

Okul ortamında şiddeti basite indirgemeyin:

Okul çağındaki kavgalar, dışlama, tehdit, aşağılama veya fiziksel saldırılar bazen "çocukların arasında olur" diye normalleştirilebiliyor. Oysa şiddetin tekrar eden bir davranış haline gelmesi, güç dengesizliği içermesi veya çocuğun fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit etmesi daha dikkatli değerlendirilmesi gereken bir duruma işaret eder. Medicana Sağlık Grubu ve Medicana Çamlıca Hastanesi’nden Klinik Psikolog Cansu Kaya, bu tür davranışların yalnızca disiplin problemi olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor.

şiddet bazen ifade edilemeyen duyguların dili olabilir:

Çocuklar öfke, hayal kırıklığı, kıskançlık, yetersizlik, kaygı veya dışlanmışlık gibi yoğun duygularla karşılaştıklarında, bunları yetişkinler gibi söze dökemeyebilirler. Duygu tanıma ve düzenleme becerileri henüz gelişmemiş çocuklar, içsel gerilimi davranışla dışa vurabilir. Cansu Kaya’ya göre burada amaç davranışı onaylamak değil; davranışın altında yatan duyguyu anlamak ve çocuğa duygusunu fark etmeyi, adlandırmayı ve yönetmeyi öğretmektir.

aile ve sosyal çevrenin rolü:

Çocuğun içinde bulunduğu aile ve sosyal çevre, şiddet davranışının öğrenilmesinde belirleyici olabilir. Evde çatışmalar bağırma, tehdit veya fiziksel güç kullanımıyla çözülüyorsa, çocuk bu yaklaşımları model alabilir. Kaya, "Ebeveynlerin söyledikleriyle çatışma anındaki davranışları çeliştiğinde çocuk için karışık mesajlar ortaya çıkar" diyerek rol model olmanın önemine dikkat çekiyor. Özellikle erken yaşlarda çocuklar gözlem yoluyla öğrenir; bu nedenle yetişkin davranışları tutarlı olmalıdır.

akran dinamikleri ve güçlü görünme ihtiyacı:

Özsaygısı kırılgan veya sosyal kabul ihtiyacı yüksek çocuklar, akran grubunda yer almak için saldırgan davranışlara yönelebilir. Bazı durumlarda mesele karşıdaki kişiye zarar vermek değil, grubun gözündeki statüdür. Bu nedenle müdahaleler yalnızca bireysel davranışa odaklanmak yerine akran grubunun dinamiklerini de göz önüne almalıdır.

dijital içerikler ve çevrim içi deneyimlerin etkisi:

Cansu Kaya, şiddetin psikolojik anatomisinde dijital içeriklerin de önemli bir yer tuttuğunu belirtiyor. Şiddetin yoğun işlendiği görüntüler, siber zorbalık ve çevrim içi aşağılama çocukların şiddete bakışını etkileyebilir. Ekranın arkasındaki kişinin duygularını yüz yüze deneyimlememek empati gelişimini zayıflatabilir. Bu yüzden ebeveynler çocukların kullandığı uygulamaları bilmenin yanı sıra neler izlediklerini, hangi davranışlara maruz kaldıklarını ve çevrim içi nasıl iletişim kurduklarını takip etmelidir.

erken uyarı işaretleri ve müdahale:

Şiddet gösteren kadar şiddete maruz kalan çocukları erken fark etmek de önemlidir. Kaya, okula gitmek istememe, arkadaşlardan uzaklaşma, içine kapanma, ani öfke patlamaları, uyku ve yeme düzeninde değişiklikler, akademik düşüş veya okul hakkında konuşmaktan kaçınma gibi belirtilerin dikkatle izlenmesi gerektiğini söylüyor. Ancak hiç bir işaret tek başına teşhis koydurmaz; değişimin süresi, sıklığı ve çocuğun genel işlevselliği birlikte değerlendirilmelidir.

çözüm: cezalandırmaktan çok beceri kazandırmak:

Okullarda şiddeti önlemede sadece cezai yaptırımlar yeterli değil. Kaya, okul-aile-çocuk iş birliğinin güçlendirilmesi ve önleyici ruh sağlığı programlarının uygulanması gerektiğini vurguluyor. Çocuklara erken yaşta duygularını tanıma, öfkeyi düzenleme, empati kurma, çatışmaları şiddet kullanmadan çözme ve gerektiğinde yardım isteme becerileri öğretilmelidir. Ayrıca ebeveynlerin, çocuğa sadece "vurma" demek yerine, "öfkelenince geri çekil, nefes al, kendini ifade et ve bir yetişkinden yardım iste" gibi somut alternatifler sunması öneriliyor.

Sonuç olarak, okul çağındaki şiddet davranışlarını anlamak ve müdahale etmek, sadece kötü davranışı cezalandırmakla sınırlı olmamalıdır. Davranışın arkasındaki duyguyu, öğrenilmiş modelleri ve dijital deneyimleri görmek; doğru sınır koymayı ve etkili müdahaleyi mümkün kılar.

MEDİCANA SAĞLIK GRUBU’NDAN KLİNİK PSİKOLOG CANSU KAYA

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol