Darbe gecesinin izleri: 12 Eylül mağduru üç parmağının kırıldığını anlattı
Darbe gecesinin izleri: 12 Eylül mağduru üç parmağının kırıldığını anlattı
Kahramanmaraş'ta yaşayan 66 yaşındaki Ahmet Bağcı, 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden geçen yıllara rağmen hafızasında kalanları ve yaşadığı işkence izlerini anlattı. İstanbul'da öğrenci olduğu dönemde darbenin ilan edildiği geceyi, ardından tutuklanma sürecini ve mahkeme yıllarını detaylarıyla paylaştı.
Darbe gecesi ve İstanbul'daki hareketlilik:
Bağcı, darbeden bir gün önce İstanbul'da olağan dışı askerî hareketlilik olduğunu gördüklerini söyledi. Hiç tanımadıkları askerlerin, mermi şeritleri ve çelik miğferlerle göreve geldiğini; Fındıkzade'de MHP Fatih İlçe Başkanı merhum Ali Doğan'ın kendilerini sokağa çıkmamaları konusunda uyarmasıyla durumun ciddiyetinin farkına vardıklarını aktardı. Gece saat 23.00 civarında sokaklara tankların girdiğini, Maraş Yurdu'na ulaşana kadar 6-7 ayrı noktada kontrolle karşılaştıklarını anlattı. Eve döndüklerinde radyoyu açtıklarını ve Kenan Evren'in bildiriyi okuduğunu; 'kara, deniz, hava, jandarma vesaire yönetime el koyduklarını' duyduklarını ifade etti.
Tutuklanma, idamlar ve işkenceler:
Bağcı, arkadaşlarının bir kısmının yakalandığını veya teslim olduğunu, kendisinin ise uzun süre direndiğini söyledi. Haberler geldikçe idamların başladığını öğrendiklerini belirterek, 'Mustafa Pehlivanoğlu rahmetli idam oldu' ifadesini kullandı. İsa Armağan'ın yakalanamamış olmasını, İran'a kaçması nedeniyle idam edilmediğini, ancak kendilerinden 9 arkadaşının 12 Eylül döneminde idam edildiğini anlattı. Ayrıca soldan yapılan idamların da yaklaşık 15-16 civarında olduğunu söyledi.
Bağcı, yargılandıkları davanın kısa adıyla ETKO (Esir Türkler Kurtuluş Ordusu) davası olduğunu belirtti. Davanın kökenini 1975'te Maraş'ta ve Türkiye genelinde gerçekleştirilen protesto ve yürüyüşlere bağlayan Bağcı, o dönemdeki gösterilerin ardından savcı ve polislerin kendilerini örgütle ilişkilendirdiğini anlattı. Maraş'ta o süreçte 36 kişinin birden tutuklandığını söyledi.
Cezaevinde elektrik işkencesi görmediklerini; ancak ağır darp, falaka, ağır küfür ve ithamlarla ciddi işkencelere maruz kaldıklarını ifade etti. Maraş milletvekili Edip Özbaş'ın en ağır işkence görenlerden biri olduğunu, Özbaş'ı yaklaşık 20 gün boyunca sırtlarında tuvalete götürdüklerini, diğer tutukluların da benzer ağır durumlar yaşadığını dile getirdi.
İşkencelerle ilgili dilekçeler verdiklerini fakat savcılıktan cevap alamadıklarını söyleyen Bağcı, 95 gün sonra hastaneye götürüldüğünü ve burada üç ayak parmağının kırık olduğu tespit edildiğini belirtti: 'Parmaklarım kırılmış, tekrar kaynamış. Hala o parmaklarım sakat.'
Son bölümde Bağcı, 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin Genelkurmay içindeki 'Amerikancı paşalar' olduğunu, başta Kenan Evren'in sorumlu olduğunu ifade etti. Ayrıca demokrasiyle ilgili görüşünü aktarırken, 'En kötü demokrasi, en iyi ihtilalden iyidir' cümlesini ve cumhuriyet-demokrasi vurgusunu hatırlattı.
Ahmet Bağcı'nın anlatımı, 12 Eylül'ün bireysel ve toplumsal izlerini bir kez daha gözler önüne seriyor; yaşananların tanıklarından biri olarak verdiği örnekler, darbe döneminin hukuki, insani ve fiziksel sonuçlarını somutlaştırıyor.
KAHRAMANMARAŞ'TA YAŞAYAN 12 EYLÜL MAĞDURU AHMET BAĞCI