Ana Sayfa

Depreme hazırlık artık Balıkesir'in önceliği olmalı

Giriş: Okuma: ~4 dk Editör: Hakan Arslan
Paylaş
Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, Sındırgı depreminin 1. yılında Balıkesir için önleyici deprem planlaması çağrısı yaptı.

Sındırgı depreminin birinci yıl dönümünde uyarı

10 Ağustos 2025'te Sındırgı merkezli olarak meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremin birinci yıldönümünde TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, Balıkesir kentinin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini vurguladı. Şahin, depremin kentteki etkilerinin hâlâ sürdüğünü belirterek, artık sorulması gereken sorunun 'Deprem olacak mı?' değil, 'Deprem olduğunda kentimiz ve yapılarımız ne kadar hazır olacak?' olduğunu söyledi.

Depremin afete dönüşmesini önleyecek yaklaşımlar:

Şahin, Türkiye'nin jeolojik konumu nedeniyle dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinin üzerinde yer aldığına dikkat çekti ve 'Asya ile Avrupa’nın kesiştiği, farklı fay sistemlerinin etkilediği bu coğrafyada deprem, hayatımızın bir gerçeğidir' dedi. Geçmişte Erzincan, Gölcük, Düzce, İzmir, Van, Elazığ ile 6 Şubat depremlerinde Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep ve çevre illerde yaşanan büyük sarsıntılar hatırlatıldı.

Şahin, depremi yalnızca doğal bir olay olarak görmek yerine afete dönüşmesinde rol oynayan insan kaynaklı etkenlerin öne çıkarılması gerektiğini belirtti: yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, yapı kalitesi, denetim eksiklikleri, yetersiz afet alanları ve kentlerin taşıma kapasitesinin üzerinde yoğunlaştırılması. Bu nedenle asıl hazırlığın deprem olmadan önce kentin yeniden değerlendirilmesiyle başlaması gerektiğini vurguladı.

Yeni şehirleşme anlayışı ve denetim gerekliliği:

Başkan Şahin, yeni yapılaşmalarda yalnızca metrekare ve kat hesabıyla hareket edilmemesi gerektiğini söyledi. Zemin, yapı güvenliği, ulaşım, açık alanlar, yeşil alanlar, altyapı ve afet sonrası toplanma alanlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca deprem yönetmeliğine uygunluğun ruhsat aşamasından iskân aşamasına kadar sahada gerçekçi biçimde denetlenmesi gerektiğini belirterek 'Yapı denetimi, kâğıt üzerinde tamamlanan bir prosedür olmaktan çıkarılmalıdır' dedi.

Şahin, yüksek yapıların tek başına modern kent göstergesi olduğu anlayışının sorgulanması gerektiğini ifade etti ve Balıkesir için daha güvenli, düşük yoğunluklu, yeşil alanları korunmuş, sosyal donatıları yeterli, insan ölçeğini esas alan bir kent modeli önerdi.

Kentsel dönüşüm ve toplu ölçekli planlama:

Kentsel dönüşümün yalnızca eski binanın yıkılıp yerine yeni bir binanın yapılması olmadığını belirten Şahin, dönüşümün güvenli yapı, sağlıklı çevre, nitelikli kamusal alan ve yaşanabilir kent üretme süreci olduğunu vurguladı. Mevcut yapı stokunun değerlendirilmesinin önemine değinerek, riskli yapıların tespitinin bina bazında sınırlı kalmaması, gerektiğinde mahalle ve bölge ölçeğinde planlama yapılması gerektiğini söyledi. Ulaşım, altyapı, sosyal donatı ve afet sonrası kullanım şartlarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Şahin, dönüşüm süreçlerinde vatandaşın ekonomik ve sosyal koşullarının dikkate alınmasının ve uygulamalarda kamu, yerel yönetimler, meslek odaları ile toplumun birlikte hareket etmesinin gerekliliğini belirtti.

Afet toplanma alanları hayati önemde:

Afet toplanma alanlarının yalnızca haritalarda işaretlenen boş parseller olmadığını vurgulayan Şahin, bu alanların erişilebilir, güvenli, güncel nüfusa göre yeniden hesaplanmış, yeterli büyüklükte ve altyapısı düşünülmüş olması gerektiğini söyledi. Bu alanların yapılaşma baskısı altında bırakılmaması, kent planlarında korunması ve vatandaş tarafından bilinmesinin önemine değindi.

Şahin, bir kentin deprem hazırlığının yalnızca binaların sağlamlığıyla ölçülemeyeceğini; deprem sonrasında insanların nerede toplanacağı, nasıl ulaşacağı, temel ihtiyaçların nasıl karşılanacağı ve kentin nasıl çalışmaya devam edeceğinin de planlanması gerektiğini belirtti.

Ortak akıl ve kurumlar arası eşgüdüm çağrısı:

Başkan Şahin, AFAD'dan yerel yönetimlere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından meslek odalarına, üniversitelerden vatandaşlara kadar herkesin bu sürecin bir parçası olması gerektiğini söyledi. Kurumlar arası veri paylaşımı ve ortak risk değerlendirmesi esasına dayanan bir afet yönetimi modeli gerektiğini belirtti ve Mimarlar Odası olarak sadece eleştiriyle sınırlı kalmayıp çözümün paydaşı olmak istediklerini ifade etti.

Şahin sözlerini şöyle tamamladı: 'Depremler ne ilk depremimiz olacak ne de son depremimiz. Bunu artık bir cümle olarak değil, şehircilik ve kamu yönetimi açısından bir sorumluluk olarak kabul etmek zorundayız.' Hedefin yalnızca ayakta kalan binalar üretmek olmadığını; insanların kendilerini güvende hissettiği, kamusal ve yeşil alanları güçlü, ulaşılabilir, sağlıklı ve dirençli şehirler inşa etmek olduğunu vurguladı.

Balıkesir Mimarlar Odası olarak merkezi yönetimi, yerel yönetimleri, ilgili kamu kurumlarını, üniversiteleri, meslek odalarını, yapı sektörünü ve tüm vatandaşları ortak sorumluluğun parçası olmaya çağırıyoruz. Depreme dirençli Balıkesir ancak ortak akıl, bilim, planlama ve kamu yararıyla mümkündür.

SINDIRGI DEPREMİNİN 1. YILINDA MİMARLAR ODASINDAN UYARI;

Hakan Arslan — Asayiş & Operasyon Editörü
Editör: Hakan Arslan