Ana Sayfa

Dere yataklarının örtülmesi riskleri İstanbul'da görünür kıldı

Giriş: Güncelleme: Okuma: ~2 dk Editör: Aslı Han
Paylaş
İstanbul'da sağanak sonrası dere yatağındaki yapıların yıkılması, Doğu Karadeniz'de yıllardır süren dere örtülmesinin taşkın riskini yeniden öne çıkardı.

İstanbul'da yıkımlar ve ıslah çalışmaları:

Son dönemde İstanbul'da etkili olan sağanak yağışların ardından dere yatağında bulunan bazı yapıların yıkılması, dere yataklarındaki yapılaşma konusunu tekrar gündeme taşıdı. Kentte yürütülen dere ıslah çalışmaları kapsamındaki yıkımlar, suyun doğal akış güzergahının korunmasının ve risk altındaki alanların yeniden değerlendirilmesinin gerekliliğini vurguladı.

Yetkililer yıkımların amacının yalnızca altyapı onarımı değil, aynı zamanda taşkın tehlikesi oluşturan yapıların kaldırılması olduğunu belirtirken, şehir içindeki dar geçişler ve menfezlerin tıkanması gibi sorunlar suyun hızla yükselmesine ve yerleşimleri tehdit etmesine neden olabiliyor.

Doğu Karadeniz'de geçmiş örnekler:

Doğu Karadeniz Bölgesi, dik yamaçlar, kısa mesafede denize ulaşan akarsular ve dar vadiler nedeniyle yoğun yağışlarda yüksek taşkın riski taşıyor. Bölgeden örnekler bu tehlikenin boyutunu gösteriyor: Trabzon Araklı Çamlıktepe Mahallesi'nde 18 Haziran 2019 tarihli sel ve heyelanda 10 kişi hayatını kaybetmiş; Giresun Dereli'de 22 Ağustos 2020'deki selde ise 11 kişi yaşamını yitirmiştir. Aynı yıl Rize ve Artvin'de de önemli hasarlar yaşanmıştır.

Bu örnekler, dere yatakları çevresinde gelişen yapılaşma ile akarsu geçiş alanlarının daralmasının, yoğun yağışlarla birleştiğinde nasıl felaketlere yol açabildiğini somut olarak ortaya koyuyor.

Uzmanlar ne diyor:

Prof. Dr. Hakan Ersoy (KTÜ UYGAR Yönetim Kurulu Üyesi) suyun doğal akış alanlarının yapılaşma nedeniyle ortadan kaldırılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Ersoy, "Taşkın olan yerlerin bir çoğunda sitelerin bile ismi Vadi Sitesi, Su Sitesi demek ki zamanında oralar dere yataklarıymış. Biz dere yataklarının üzerini kapatarak bu tür felaketlere yol açıyoruz. İstanbul bunun şehir sellenmesi açısından göstergesiydi." diyerek örnekler üzerinden uyarıda bulunuyor.

Ersoy ayrıca, "Dere canlı bir varlıktır. Dere yatağının üzerinin kapanması taşkın riskini doğuruyor demek yetmez dere canlıdır. Canlıların yararlandığı bir nimeti kapatırsak canlılarının da elinden almış oluyoruz. Çözüm lokal müdahalelerde değil yani ulusal anlamda tüm kamu ve kuruluşlarının birlikte el alıp çözüm üretmesi lazım. Başka türlü başa çıkamayız" şeklinde çözüm çağrısında bulundu.

Doç. Dr. Nazihan Ursavaş ise yerleşimlerin azaltılması ve suyla ilgili bilinçlendirme çalışmalarının gerekliliğine dikkat çekiyor. Ursavaş, "Dere yataklarının bir düzen içerisine alınması ve yerleşimin azaltılması gerekiyor." ifadesiyle, belediyelerin ve ilgili kurumların önleyici tedbirler almasının önemini vurguladı. Ayrıca su kaynaklarını koruma, suyu verimli kullanma ve atıkların azaltılması gibi basit uygulamaların uzun vadeli etkili çözümler sunacağını belirtti.

Uzmanların ortak noktası, sorunların sadece yerel müdahalelerle çözülemeyeceği; dere yatakları ve suyun akış yollarıyla ilgili planlama, denetim ve toplum bilincinin eş zamanlı olarak ele alınması gerektiği yönünde yoğunlaşıyor. Bu yaklaşım, hem İstanbul'daki hem de Doğu Karadeniz'deki riskli alanlarda benzer felaketlerin tekrarlanmasını önlemede belirleyici olacak gibi görünüyor.

DOĞU KARADENİZ’DE DERE YATAKLARINDAKİ YAPILAŞMA TEHLİKESİ, SEL VE TAŞKINLARLA DEFALARCA GÜNDEME GELMİŞTİ (ARŞİV)

Aslı Han — Çevre & Ekoloji Editörü
Editör: Aslı Han