Ders çalışmak isteksizlik değil, başarı kaygısının işareti olabilir
Ders çalışmamak bazen daha derin bir sorunun belirtisidir
Yeni eğitim öğretim yılının yaklaşmasıyla öğrencilerde sınav kaygısı, motivasyon düşüklüğü ve odaklanma güçlüğü gibi sık rastlanan sorunlar yeniden gündeme geliyor. Medicana Çamlıca Hastanesi klinik psikoloğu Cansu Kaya, ders çalışmaya direnç gösteren çocukların davranışlarının otomatik olarak tembellik veya isteksizlikle açıklanmaması gerektiğini vurguluyor. Artan akademik beklentiler, bu davranışların altında yatan psikolojik nedenleri görünmez kılabiliyor.
kaygının kaynakları ve sınav performansına etkisi:
Sınav kaygısı, öğrencide “ya başarısız olursam” gibi yargılar, aileyi hayal kırıklığına uğratma korkusu veya “yeterince iyi değilim” düşünceleriyle kendini gösterebilir. Bu tür düşünceler öğrencinin bildiklerini ortaya koymasını zorlaştırır, sınav sırasında hatırlama ve odaklanma becerisini olumsuz etkiler. Cansu Kaya, kaygıyla başa çıkmada ilk adımın bu duyguların ve düşüncelerin fark edilmesi olduğunu söylüyor. Psikolojik destek sürecinde öğrencinin kaygıyı tetikleyen düşüncelerini tanıması, onlarla daha sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmesi ve süreci sadece sonuç odaklı değil gelişim odaklı görmesi desteklenir.
odaklanma sorunlarının ardındaki olası nedenler:
Dikkat toplamada güçlük her zaman ders çalışmamakla açıklanamaz. Cansu Kaya’ya göre uykusuzluk, yüksek stres düzeyi, aşırı ekran kullanımı, motivasyon kaybı, öğrenme güçlükleri ve duygusal sorunlar dikkat becerilerini zayıflatabilir. Bu nedenle çocuğu yalnızca daha fazla çalışmaya zorlamak sorunu çözmeyebilir; öncelikle güçlüğün kaynağı doğru tespit edilmelidir.
Kliniğe başvurulduğunda yapılan değerlendirme, çocuğun dikkat ve odaklanma becerilerinin tek bir ölçüme indirgenmemesi gerektiğini ortaya koyar. Gelişimsel öykü, aile ve okul gözlemleri, akademik performans ve gerekliyse psikolojik değerlendirme araçları bir arada ele alınır. Amaç yalnızca bir eksiklik saptamak değil; çocuğun güçlü yönlerini ve desteklenmesi gereken alanları bütüncül bir şekilde ortaya koymaktır.
ebeveynlerin rolü ve öneriler:
Yeni dönemde ebeveynlere düşen görevlerden biri, başarıyı sadece notlarla ölçmemek; çocuğun gösterdiği çabayı ve duygusal ihtiyaçlarını da önemsemektir. Cansu Kaya, kıyaslama, sürekli eleştiri veya yalnızca sonuçlara odaklanmanın kaygıyı artırabileceğini belirtiyor. Bunun yerine çocuğu dinlemek, zorlandığı noktaları anlamaya çalışmak ve güvenli bir iletişim alanı oluşturmak daha destekleyici olacaktır.
Bazen çocuğun daha fazla ders çalışmaya değil; anlaşılmaya, dinlenmeye veya doğru zamanda profesyonel desteğe ihtiyacı olabilir. Psikolojik destek sadece sorun ortaya çıktığında başvurulan bir müdahale değil, koruyucu ve güçlendirici bir süreç olarak da değerlendirilebilir. Eğitimde hedefin yalnızca akademik başarı değil; kendine güvenen, duygularını tanıyan ve kaygısıyla baş edebilen bireyler yetiştirmek olması gerektiği sıklıkla vurgulanmaktadır.
Uzman uyarıları, yeni döneme hazırlık sürecinde ailelerin ve eğitimcilerin gözlem, iletişim ve gerekirse zamanında yönlendirme ile öğrencilerin hem akademik hem de duygusal ihtiyaçlarını dengeli biçimde desteklemelerinin önemini ortaya koyuyor.
KLİNİK PSİKOLOG CANSU KAYA