Ana Sayfa

Emeklilikte tüpleri bırakıp camı sanatla buluşturan ustanın hikâyesi

Giriş: Güncelleme: Okuma: ~2 dk Editör: Hazal Tunç
Paylaş
70 yaşındaki Fatih Gölbaşı, 30 yıllık laboratuvar camı üretimi deneyimini Ulucanlar Sanat Sokağı'nda üflemeli cam sanatına taşıdı.

Laboratuvar malzemelerinden üfleme sanatına:

70 yaşındaki Fatih Gölbaşı, yaklaşık 30 yıl boyunca hastaneler ve kamu kuruluşları için laboratuvar cam aletleri üretti. Ankara'nın Altındağ ilçesindeki Ulucanlar Cezaevi çevresinde kurulan Sanat Sokağı'ndaki atölyesinde, aynı teknikleri estetik bir dile çeviriyor. Biçimini almamış cam parçasının birkaç saniye içinde farklı bir objeye dönüşmesi, hem zanaatin hem de malzemenin dönüştürülebilirliğinin canlı bir göstergesi.

Gölbaşı, mesleğe başlangıcını ve emeklilik sonrası yön değişimini şöyle anlatıyor: "Emekli olduktan sonra serbest derecelere, tam milimetrik ayarlara bağlı kalmadan serbest çalışmak için üfleme cam sanatıyla devam ediyorum." Ara teknik bilgi ve el hakimiyetini laboratuvar üretiminden aldığını belirtiyor; hassas ölçülerle çalıştığı yılların yetisini şimdi özgür bir sanat pratiğine dönüştürüyor.

Ustalığın mirası ve çıraklık geleneği:

Babasının aracılığıyla 14 yaşında bir ustanın yanına verildiğini aktaran Gölbaşı, "Ustanın, kalfasının askere gitmesi nedeniyle bir çırağa ihtiyaç olduğunu duyduktan sonra babam, beni o ustaya teslim etti. 'Eti senin, kemiği benim' dedi ve hala ben o şekilde bu mesleğimin çıraklığını yapıyorum. 14 yaşında başladığım bu meslekte 56’ncı yıla girdim. 70 yaşındayım." ifadesini kullanıyor. Bu sözler, zanaattaki nesiller arası bağın ve ustalık bilgisinin birebir aktarımının önemini vurguluyor.

Gölbaşı için ustalığın bir diğer boyutu da öğretmek: "Bu mesleğin vermiş olduğu birilerine bir şeyler öğretmek, benden sonra da devam ettirebilecek kişilere yetiştirme azmi beni mutlu ediyor. Onun için hala buradayım." Atölyesi sadece eser üretimi için değil, aynı zamanda bilgi aktarımının sürdüğü bir alan olarak işliyor.

Sanat sokağı ve ziyaretçi etkileşimleri:

Ulucanlar'ın mahkum koğuşlarından dönüştürülen Sanat Sokağı, hem müze ziyaretçilerinin ilgisini çekiyor hem de sanatkârlar için sergileme ve sınırlı satış imkânı sağlıyor. Gölbaşı, burada üretilen işlerin temel amacının gelir sağlamak olmadığını, daha çok masrafı karşılayıp keyifli zaman geçirmek olduğunu belirtiyor: "Maksadımız para kazanmak değil, masrafımızı çıkartıp keyifli ve zevkli zaman dilimi geçirmek."

Ziyaretçi profili geniş; ortaokul çağından 70-80 yaşa kadar farklı kuşaklar atölyeyi geziyor. Gölbaşı, turlarla gelenlerin her zaman Sanat Sokağı'na uğramadığını, merak edip gelenlerin daha çok atölyeyi ziyaret ettiğini söylüyor. Bir gün yaşanan anekdotu da paylaşıyor: "Mesela dün 6 yaşındaki bir çocuğumuz camla tanışmayı çok istedi. Onunla burada keyifli bir zaman geçirdik." Sağlık ve güvenlik gözetilerek çocuklara küçük deneyimler yaşatılıyor.

Fatih Gölbaşı'nın hikâyesi, endüstriyel becerinin sanata evrildiği; ustalık, öğretme arzusu ve yerel kültürün iç içe geçtiği bir örnek sunuyor. Sanat Sokağı'ndaki atölye, hem geleneksel cam işçiliğinin izlerini taşıyor hem de izleyiciye zanaatın sıcaklığını hissettiriyor.

YAKLAŞIK 30 YIL BOYUNCA HASTANELER VE KAMU KURULUŞLARI İÇİN LABORATUVAR MALZEMELERİ ÜRETEN 70 YAŞINDAKİ FATİH GÖLBAŞI, MESLEKTE EDİNDİĞİ TECRÜBEYİ EMEKLİLİĞİNİN ARDINDAN CAM SANATINA TAŞIDI.

Hazal Tunç — Kültür Sanat Editörü
Editör: Hazal Tunç