Epilepsi değil önyargılar iş yaşamını engelliyor
epilepsi ve temel veriler:
Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli, 1-30 Kasım Epilepsi Farkındalık Ayı kapsamında Türkiye’deki epilepsi hastalarının iş yaşamındaki durumuna dikkat çekti. Epilepsi; beynin sinir hücrelerindeki ani ve kontrolsüz elektriksel boşalmalar sonucu tekrarlayan nöbetlerle giden kronik bir nörolojik hastalıktır. Dünya genelinde 50-65 milyon kişi epilepsi ile yaşarken, Türkiye’de tahminler 700 bin ile 1 milyon arasındadır; yani her 100 kişiden yaklaşık biri epilepsi hastasıdır.
Hastalığın belirtileri arasında bilinç kaybı, kasılma, kısa süreli dalma, istemsiz hareketler veya duyusal değişiklikler yer alır. Nöbetler arasında bireyler genellikle normal görünür ve yaklaşık üçte iki hastada ilaçlarla nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.
iş hayatında görünmeyen engeller:
Prof. Dr. Biçer Gömceli, epilepsi hastalarının en büyük zorluğunun tıbbi durumdan çok toplumsal tutumlar olduğunu vurguluyor. Türkiye’de yapılan araştırmaya göre epilepsi hastalarının sadece %26,7’si aktif olarak çalışıyor; işsizlik oranı genel nüfusa göre 7 kat daha yüksek. Ayrıca hastaların %38,8’i hiç çalışmamış, %64,5’i ise en az iki kez iş değiştirmiş bulunuyor.
Bu tablo küresel ölçekte de benzer; örneğin İngiltere’de epilepsi hastalarının istihdam oranı yaklaşık %33 ve birçok ülkede oranlar genel nüfusun 2-3 katı düzeyinde. Kadınlar, düşük eğitimliler ve sık nöbet geçirenler istihdamda daha dezavantajlı konumda yer alıyor.
katkılar ve yapılması gerekenler:
Uzmanlar epilepsi hastalarının iş hayatına katılımının bireysel ve toplumsal birçok kazanım getirdiğini belirtiyor. Bireyler için özgüven, maddi bağımsızlık ve yaşam kalitesinde artış sağlanırken; ailelerin ekonomik ve duygusal yükü azalır. Toplum açısından üretkenlik yükselir, sosyal güvenlik harcamaları azalır ve kapsayıcı işyeri kültürleri güçlenir.
Prof. Dr. Biçer Gömceli, somut öneriler olarak şu noktaları sıralıyor: işverenlerin epilepsi konusunda eğitilmesi, hastaların haklarını bilmesi ve gerektiğinde makul düzenlemeler talep edebilmesi, politika yapıcıların epilepsiye özel istihdam teşvikleri ve esnek engel oranı uygulamaları geliştirmesi. Toplumun epilepsinin bulaşıcı olmadığını ve büyük çoğunluğunda normal iş yaşamının sürdürülebileceğini öğrenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sonuç olarak, epilepsi hastalığı tek başına çalışmaya engel oluşturmaz; asıl engel bilgisizlik ve önyargılartır. Bilimsel veriler ve makul düzenlemelerle birçok bariyerin aşılabileceği belirtiliyor ve hastalara iş yaşamına eşit katılım fırsatının sağlanmasının toplumun ortak sorumluluğu olduğu ifade ediliyor.
MEMORİAL ANTALYA HASTANESİ NÖROLOJİ BÖLÜMÜ’NDEN PROF. DR. YASEMİN BİÇER GÖMCELİ