Ana Sayfa

Erken fark edilmeyen işitme kayıpları dil ve konuşma gelişimini gerileyebilir

Giriş: Okuma: ~2 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Dr. Yüksel Sarıcalı, çocukluk çağında işitme kaybının erken tanısının konuşma ve dil gelişimini korumada belirleyici olduğunu, ailelerin uyanık olması gerektiğini vurguladı.

İşitme kaybı ilk yıllarda dil gelişimini zorlayabilir:

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Sarıcalı, çocukluk çağındaki işitmenin iletişim, konuşma öğrenimi ve dil becerileri için temel bir duygu olduğunu belirtiyor. Sarıcalı, "İşitme kaybı erken fark edilmezse dil gelişimini etkileyebilir" sözleriyle, yaşamın ilk yıllarındaki işitsel uyaran eksikliğinin konuşma başlangıcını geciktirebileceğine dikkat çekti.

İşitme kaybı doğuştan olabildiği gibi, çocuklukta geçirilen hastalıklar, tekrarlayan orta kulak enfeksiyonları, kulakta sıvı birikmesi veya yüksek sese maruz kalma gibi nedenlerle sonradan da gelişebilir. Bu durum, çocuğun kelime dağarcığı ve iletişim becerilerinde yaşıtlarının gerisinde kalmasına yol açabilir.

Ailelerin dikkat etmesi gereken işaretler:

Sarıcalı, işitme kaybının her zaman belirgin olmayabileceğini belirterek ailelere uyarılarda bulundu. Öne çıkan belirtiler arasında seslenildiğinde tepki vermeme, sesin geldiği yöne dönmeme, konuşmanın beklenen dönemde başlamaması ve kelime dağarcığının sınırlı kalması yer alıyor.

Ayrıca çocukların söylenenleri sık sık tekrar ettirmesi veya televizyon sesini diğer aile bireylerinden daha yüksek seviyede dinlemek istemesi de değerlendirilmesi gereken işaretler arasında. Tek kulakta ya da hafif düzeydeki kayıplar kalabalık ve gürültülü ortamlarda konuşmaları anlamakta güçlük şeklinde gizlenebilir ve bu durum gözden kaçabilir.

Yenidoğan taraması ve erken müdahale önemlidir:

Sarıcalı, yenidoğan işitme taramasının erken tanıda önemli bir yer tuttuğunu, ancak taramadan geçmiş olmanın ileride sorun yaşanmayacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Çocuğun sese verdiği tepkilerin, konuşma gelişiminin ve iletişim becerilerinin sürekli izlenmesi gerektiğini söyledi ve şüphede "zamanla düzelir" düşüncesiyle beklenmemesi gerektiğini belirtti.

Tedavi yaklaşımı işitme kaybının nedenine ve derecesine göre değişiyor; bazı çocuklarda medikal veya cerrahi girişimler gerekirken bazılarında işitme cihazı, koklear implant ve işitsel rehabilitasyon seçenekleri değerlendirilebiliyor. Sarıcalı, amaçlarının yalnızca sesin duyulmasını sağlamak değil, duyulan seslerin anlamlandırılması ve çocukların konuşma ile iletişim becerilerinin en iyi düzeye çıkarılması olduğunu ifade etti.

Ailelere çağrı yapan Sarıcalı, küçük işaretlerin görmezden gelinmemesi gerektiğini, erken farkındalığın çocuğun eğitim ve sosyal yaşamındaki gelişimini doğrudan destekleyebileceğini söyledi ve gerektiğinde Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmasını önerdi.

KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI UZMANI DR. ÖĞR. ÜYESİ YÜKSEL SARICALI

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol