Ana Sayfa

Erken tanı sayesinde prostat kanserinde seçenekler çoğalıyor

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Prostat kanserinde erken tanı, risk faktörleri ve aile öyküsüne göre planlanan düzenli kontrollerle tedavi seçeneklerini ve iyileşme şansını artırıyor.

Erken tanı sayesinde prostat kanserinde seçenekler çoğalıyor

15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Bağcıoğlu, prostat kanserinde erken tanının önemine dikkat çekti. Uzman, hastalığın özellikle erken evrede belirti vermeyebildiğini, bu nedenle risk grubundaki erkeklerin yaş ve aile öyküsü gibi faktörlere göre düzenli kontrollerini yaptırmasının hayati olduğunu vurguladı.

risk faktörleri ve genetik değerlendirme:

Prostat kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artıyor. Prof. Dr. Bağcıoğlu, birinci derece akrabalarda, özellikle baba veya erkek kardeşte prostat kanseri öyküsü bulunmasının riski yükselttiğini belirtti. Ailede birden fazla kişide prostat kanseri olması, genç yaşta hastalık görülmesi veya ailede memede kanser öyküsünün bulunması genetik değerlendirmeyi gerektiren durumlar arasında yer alıyor. Ayrıca BRCA2 gibi bazı genetik mutasyonlar da risk artışıyla ilişkilendiriliyor.

belirti ve tanı süreci:

Erken evrede prostat kanseri çoğunlukla belirti vermeyebilir. İlerleyen aşamalarda idrar yapmada güçlük, idrar akımında zayıflama veya kesilme, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma ile idrarda veya menide kan görülmesi gibi şikâyetler ortaya çıkabilir. Hastalık kemiğe yayıldığında bel ve kalça bölgesinde ağrı görülebilir; ancak bu yakınmalar prostat kanserine özgü değildir ve başka ürolojik durumlarla karışabilir.

İdrar şikâyetleri sıklıkla iyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı, idrar yolu enfeksiyonları, aşırı aktif mesane veya idrar kanalındaki darlıklardan kaynaklanabildiğinden, bu tür yakınmaların mutlaka bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

psa ve kesin tanı adımları:

PSA testi prostat kanserinin erken tanısında önemli bir araç olmakla birlikte, yüksek PSA değeri tek başına kanser anlamına gelmiyor. İyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı, idrar yolu enfeksiyonları veya bazı tıbbi işlemler PSA düzeyini yükseltebilir. Bu nedenle PSA sonucu, hastanın yaşı, prostat hacmi, PSA yoğunluğu, muayene bulguları ve prostat MR görüntüleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Kesin tanı gerektiğinde biyopsi ve patolojik inceleme sonucuna dayanılarak konur.

tarama stratejileri ve yaş önerileri:

Taramaya başlama yaşı kişinin risk durumuna göre değişiyor. Ortalama risk grubundaki erkeklerde genellikle 50 yaş civarında değerlendirmeye başlanabilir. Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlarda bu yaş 45'e; BRCA2 gibi yüksek riskli genetik mutasyonu taşıyanlarda ise yaklaşık 40 yaşa çekilebilir. Bu nedenle tarama programı aile öyküsü ve diğer risk faktörleri dikkate alınarak kişiye özel planlanmalıdır.

tedavi seçenekleri ve karar süreci:

Erken tanı, hastalığın prostatla sınırlı olduğu durumlarda tedavi seçeneklerini artırıyor ve tamamen tedavi edilebilme şansını yükseltiyor. Ancak erken tanı alan her hastanın ameliyat olması gerekmez; düşük riskli bazı olgularda aktif izlem tercih edilebilir. Tedavi kararı; hastalığın evresi ve risk grubu, PSA düzeyi, biyopsi sonucu, Gleason skoru/ISUP derecesi, görüntüleme sonuçları, hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları ve beklentileri göz önünde bulundurularak bireyselleştiriliyor.

Uygulanan tedavi seçenekleri arasında aktif izlem, radikal prostatektomi ve radyoterapi bulunuyor. Cerrahi girişimler açık, laparoskopik veya robot yardımlı yöntemlerle yapılabiliyor. İleri evre hastalarda hormon tedavileri, yeni nesil hormonal ajanlar, kemoterapi ve uygun hastalarda hedefe yönelik tedaviler gündeme gelebiliyor. Amaç, evreye göre hastalığı uzun süre kontrol altında tutmak veya mümkünse tamamen ortadan kaldırmaktır.

yaşam tarzı ve korunma yaklaşımı:

Kesin olarak prostat kanserini önlediği kanıtlanmış bir beslenme biçimi veya ilaç yok. Prof. Dr. Bağcıoğlu, sağlıklı vücut ağırlığının korunmasının, düzenli egzersiz yapılmasının, dengeli beslenmenin, sebze ve meyve tüketiminin artırılmasının ve işlenmiş gıdaların sınırlandırılmasının genel sağlık açısından fayda sağlayabileceğini belirtti. Vitamin veya takviyelerin prostat kanserini önlediği düşüncesiyle bilinçsiz kullanımı ise doğru bulunmuyor.

Sonuç olarak, prostat kanserinde erken tanının sağlanması hem tedavi seçeneklerini çeşitlendiriyor hem de sağkalım ve yaşam kalitesi açısından avantaj sunuyor. Risk faktörleri, aile öyküsü ve bireysel durum dikkate alınarak planlanan düzenli kontroller, hastalığın daha erken evrede yakalanmasına ve kişiye uygun bir tedavi stratejisinin uygulanmasına olanak veriyor.

MEDİCAL PARK İSTANBUL ONKOLOJİ HASTANESİ ÜROLOJİ UZMANI PROF. DR. MURAT BAĞCIOĞLU

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol