Ertuğruloğlu: ortaklık seçeneği sona erdi, yol iki egemen eşit devletten geçer
Washington'da basın toplantısı
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve ardından gerçekleştirdiği ABD temasları kapsamında Washington DC'de Türk basınıyla bir araya geldi. KKTC Washington Temsilciliği'nde düzenlenen toplantıda Ertuğruloğlu, Kıbrıs meselesinin geldiği noktayı ve KKTC'nin dış politika önceliklerini değerlendirdi.
Dış politika çizgisi: iki egemen eşit devlet temelinde tutarlılık:
Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusunda artık federasyon ya da yeni bir ortaklık modelinin gündemlerinde olmadığını vurguladı. Bakanın sözleriyle, 'Dış politikada artık gelinen nokta sondur. İki egemen eşit devlet, eşit uluslararası statü politikası. Rumlarla yeni bir ortaklık kurma diye bir seçenek yoktur.' Bu yaklaşım, geçmişte 1960, 1963 gibi ortaklık denemelerinin sonuçlarına atıf yapılarak gerekçelendirildi.
Bakan, uluslararası toplumun ve bazı büyük aktörlerin Güney Kıbrıs'ı adanın tek meşru devleti gibi muamele etmesinin, Rum tarafının tutumunu cesaretlendirdiğini savundu. Bu bakış açısına göre mevcut statüko, Ertuğruloğlu'na göre fiili bir çözüm niteliği taşıyor: 'Mevcut statüko çözümdür, defacto çözümdür: İki komşu egemen eşit devlet.'
BM, Güvenlik Konseyi ve Genel Sekreter değerlendirmesi:
BM organlarının rolüne ilişkin değerlendirmesinde Ertuğruloğlu, Genel Sekreter ile görüşmelerin öneminin sınırlı olduğunu belirtti: 'Genel Sekreter’in görüşmeleri çok da abartılmamalı.' Buna gerekçe olarak ise Genel Sekreter'in Güvenlik Konseyi'nin belirlediği çerçeveden bağımsız hareket edemeyeceğini söyledi. Ertuğruloğlu, Güvenlik Konseyi'nin yaklaşımının değişmemesi halinde BM sürecinden somut bir sonuç beklemenin realistik olmadığını vurguladı ve 'Güvenlik Konseyi üyelerinin hatalarını düzeltme gereği hissetmedikleri sürece Kıbrıs konusunda netice beklemeyin' ifadelerini kullandı.
KKTC yetkilisinin açıklamalarında, Türkiye'nin pozisyonunun belirleyici olduğu sık sık yinelendi; Ertuğruloğlu, KKTC politikalarının Türkiye ile koordinasyon içinde yürütüleceğini ve geri adım atılmayacağını söyledi.
Sosyoekonomik tablo ve uluslararası algı:
Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllardır ambargo ve izolasyon politikalarına maruz kaldığını belirtse de Kuzey Kıbrıs'taki sosyoekonomik şartların birçok BM Genel Kurulu üyesinden daha iyi olduğunu savundu. Bakan, 'Yıllardır ambargolar altında yaşıyoruz... Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki sosyoekonomik şartlar BM Genel Kurulu üyelerinin yüzde 80’inden daha iyidir' diyerek adadaki refah düzeyine dikkat çekti ve Kuzey'deki yaşam koşullarının 'işgal' ya da 'sefalet' şeklinde tasvir edilmesinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Güvenlik, askeri denge ve bölgesel ilişkiler:
Güney Kıbrıs'ın ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail ile artan askeri iş birliklerine ilişkin eleştirilerde bulunan Ertuğruloğlu, bu gelişmeleri adanın güvenliğini zayıflatıcı olarak nitelendirdi. İsrail'in Güney Kıbrıs'taki etkinliğinden memnun olmadıklarını belirterek, 'Bu, adanın güvenliğini sıkıntıya sokan bir ilişki' dedi.
KKTC'nin güvenliğinin temel dayanağı olarak ise Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adadaki varlığını ve Türkiye'nin garantörlüğünü gösterdi: 'Biz de ateş çemberi içerisinde olmamıza rağmen güvenliğimizden endişe duymayan bir halkız. Bir tek nedeni var: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adadaki mevcudiyeti ve ana vatan Türkiye’nin garantörlüğü.' Bu çerçevede Türk askerinin varlığının Rum tarafına yönelik bir tehdit değil, caydırıcı bir unsur olduğu belirtildi.
ABD ile temaslar ve arabuluculuk yaklaşımı:
Washington'daki görüşmelerde Ertuğruloğlu, ABD'ye Güney Kıbrıs'a verilen askeri desteğin amacını sorguladığını aktardı ve Amerikan muhataplarına yönelttiği soruyu paylaştı: 'Bize karşı kullansınlar diye mi silah satıyorsunuz.' Bakan, bu sorulara tatmin edici bir yanıt alamadıklarını söyledi.
Arabuluculuk konusunda ise KKTC'nin tutumu net: Ertuğruloğlu, herhangi bir ülke ya da uluslararası aktörün arabuluculuğunu kabul etmeye sıcak bakmadıklarını, arabuluculuk mekanizmasının taraflar açısından tehlikeli olabileceğini ve güven unsuru olarak yalnızca Türkiye'ye güvenlerinin tam olduğunu belirtti: 'Bizim güvenebileceğimiz bir tek aktör vardır: Türkiye.'
Kimlik ve ulusal bakış:
Kıbrıs Türk halkının kimliğine dair vurgusunda Ertuğruloğlu, Kıbrıslı ifadesini ayrı bir millet tanımı olarak görmediğini, Kıbrıs'ta yaşayanların Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Tarihi bilinç ve milli sorumluluk vurgusuyla, KKTC'nin iç siyasetini sağlamlaştırmaya öncelik vermesi gerektiğini ekledi.
Toplantıda dile getirilen tüm noktalar, KKTC'nin dış politika çerçevesinin ve güvenlik algısının nasıl şekillendiğine dair kapsamlı bir özet sundu; Ertuğruloğlu'nun açıklamaları, Kıbrıs meselesinde yeni ortaklık arayışına artık yer olmadığı ve yolun iki egemen eşit devlet anlayışı üzerinden devam ettiği mesajını tekrarladı.
KKTC DIŞİŞLERİ BAKANI ERTUĞRULOĞLU: "RUMLARLA YENİ BİR ORTAKLIK KURMA DİYE BİR SEÇENEK YOK"