Ana Sayfa

Fatih'te Süleyman Mansur sergisi: işgal ve direniş sanatının sesi

Giriş: Okuma: ~4 dk Editör: Hazal Tunç
Paylaş
Fatih Belediyesi, Medrese Davutpaşa'da açtığı 'İşgal ve Direniş Sanatı' sergisinde Süleyman Mansur ve çağdaş Filistin sanatının eserlerini 3 Ekim'e kadar sergiliyor.

Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen anma ve sergi açılışı

Fatih Belediyesi'nin Filistin Sanat Günleri programı kapsamında düzenlenen "İşgal ve Direniş Sanatı" sergisi Medrese Davutpaşa'da ziyaretçilere kapılarını açtı. Açılış programında aralarında Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, sanatçılar Cemal Toy ve İlhami Atalay, Türkiye'deki Filistinli Basın Mensupları Derneği Başkanı Amir Lafi ile çok sayıda vatandaş yer aldı. Etkinlikte, geçtiğimiz günlerde 24 Ağustos 2026'da 79 yaşında vefat eden Süleyman Mansur'un eserleri ile çeşitli Filistinli sanatçıların çalışmaları sergilendi.

etkinlikten gözlemler:

Sergi açılışına halktan yoğun ilgi geldi; alanın sergiye ayrılan bölümleri sanatseverlerle doldu. Açılış sonunda Başkan Mehmet Ergün Turan, sergiye katkı veren sanatçılara ve Amir Lafi'ye hediye takdim etti. Organizasyon yetkilileri, serginin 3 Ekim'e kadar ziyarete açık olacağını bildirdi. Program, Mansur'un sanatını anmak ve Filistin meselesine sanatsal bir gözle dikkat çekmek amacıyla planlandı.

sanatçıların ve konukların değerlendirmeleri:

Programda konuşan Başkan Mehmet Ergün Turan, serginin amaç ve önemini şu sözlerle dile getirdi: "İşgal ve Direniş Sanatı" sergisinin açılışı için bir aradayız. Sanat, estetik bir arayış olmanın ötesinde gerçeği anlamanın ve anlatmanın da önemli ve güçlü bir yolu. Halkın yaşadığı acılar, maruz kaldığı zulüm ve haksızlık sanatın farklı alanlarında kendisine tabi ki bir karşılık bulur. Dolayısıyla bir sanatçı da içinden çıktığı toplumun, ülkesinin hem sesi hem de vicdanı olabilir. Sanatıyla halkın acılarını, umutlarını, dünyanın dört bir yanındaki insanlara en güzel şekilde ulaştırabilir. Eserlerini bu sergide ağırladığımız ve geçtiğimiz günlerde 79 yaşında hayata veda eden Süleyman Mansur da halkının acılarıyla yoğurulmuş gerçek bir sanatçıydı. Ömrünü Filistinli kardeşlerimizin ve Filistin’in sesi olmaya adamış kendi kültürüne, tarihine ve geleneklerine sahip çıkarak ülkesinin değerlerini resimlerine taşımıştır. Filistin davasını soylu bir direniş estetiğiyle sanatın merkezine koydu ve bütün dünyaya duyurdu. Merhumun sanatı ülkemizde de büyük takdir gördü ve 2024 yılında Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat ödülüne layık görüldü. Filistin topraklarında yarım asrı aşkın süredir devam eden bu işgal ve zulüm insanlığın vicdanını sarsan ağır suçlara sahne oldu. Gazze’de hala tanık olduklarımız ise insan haklarından, barıştan ve adaletten söz edenleri maalesef hala daha suskun bırakmaya devam ediyor. Gazze’nin acıları tüm dünyayı çetin bir insanlık sınavıyla karşı karşıya bırakmıştır. Kudüs bizim açımızdan gönül coğrafyamızın en kıymetli köşelerinden bir tanesidir. Bizim yüreğimiz Filistin’le Gazze’nin masumlarıyla birlikte çarpıyor. Cumhurbaşkanımız’ın geçmişte Davos’ta şimdi ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda güçlü bir şekilde dile getirdiği şey şudur, Filistin bu milletin davasıdır ve Filistin davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Gelecek kuşaklara şunu anlatmak zorundayız. Filistin, Filistin’de yaşayan Arapların davası mıdır? Filistin Türk Milleti’nin, İslam ümmetinin davasıdır. Filistin’deki kardeşlerimiz de, canlarıyla bu bedeli ödeyen kardeşlerimiz de insanlığın onurunu koruyan, gelecek nesillere küresel emperyalistlerin, siyonistlerin karşısında dimdik durarak gelecek nesiller için verdikleri çok güçlü bir sestir".

Sanatçı Cemal Toy ise Mansur için duygularını şöyle aktardı: "Süleyman Mansur çok değerli bir sanatçı. Büyük sanatçılar, büyük nehirlere benzer. Geçtikleri yerlere hayat verirler. Yemyeşil ovalar, medeniyet oluştururlar. Süleyman Mansur da öyle. Belki bir ay önce aramızdan ayrıldı ama eserleriyle aramızda yaşamaya devam ediyor. İsrail’liler ona ‘Sen neden çiçek resimleri yapmıyorsun? Niye bu tür resimler yapıyorsun?’ Sergide zeytin ağacı, portakal ağacı, kadın figürleri gibi metaforlar kullanıyor. İnşallah ona sorulan sorudaki çiçeği bizim çocuklarımız çizecekler. İnşallah Özgür Filistin’i göreceğiz".

Sanatçı İlhami Atalayın vurgusu, şiddetin ve zulmün belgeleyici gücü üzerineydi: "Bir vahşeti, bir katliamı, bir cinayeti, ölümü resmetmek en anlamlı sözden daha büyük etki yapar. İşte sanatçımız onu yapmış. Hafızalardan silinmiyor. Bütün bu katliamlar, ölümler, zulümler, işkenceler bizim hafızamızda yer etmesi gerekiyor. İnsanların bilincinde yer etmesi gerekirken sıradan bir olaymış gibi seyrediyoruz. İşte bu sıradanlaşma çok kötü bir şey".

Türkiye’deki Filistinli Basın Mensupları Derneği Başkanı Amir Lafi da kişisel anılarını paylaşarak Mansur’un eserlerinin sembolik önemine dikkat çekti: "Ben Gazzeliyim. Çocukken gözlerimi açtığımda evimizin duvarında Mansur’um meşhur tablosu vardı. Yaşlı bir Filistinli üzerinde bir çuval var. Çuvalın içinde binalar ve üstünde Kudüs var. Bu Mansur’un ve Filistinlilerin bir sembolü. Evimde, komşularımda gördüm. 80’li yıllarda Filistin bayrağını asmak yasaktı. Asarsanız senelerce hapiste kalırdınız. İsrail sizi hapse atardı. Bu yüzden o zaman halkımız bayrağın yerine bu tablo sembol haline geldi. Herkes asıyordu".

Sergi, Süleyman Mansur’un imgesel dilini ve Filistin davasını sanat yoluyla görünür kılma çabasını bir araya getiriyor; izleyiciler hem bireysel hem kolektif belleği sorgulamaya davet ediliyor. Medrese Davutpaşa'daki sergi 3 Ekim'e kadar gezilebilir.

Fatih'te Filistin Sanat Günleri kapsamında "İşgal ve Direniş Sanatı" sergisi açıldı

Hazal Tunç — Kültür Sanat Editörü
Editör: Hazal Tunç