Ana Sayfa

G20 davetiyle temas kapısı: Rubio’dan Putin açıklaması

Giriş: Okuma: ~4 dk Editör: Merve Çelik
Paylaş
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Putin’i G20’ye davet ettiklerini açıkladı; BM marjındaki görüşmelerde Rusya-Ukrayna, İran, Körfez ve Venezuela ele alındı.

G20 davetiyle temas kapısı: Rubio’dan Putin açıklaması

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu marjındaki temaslarının ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için G20 daveti yapıldığını söyledi. Rubio, davetin sadece iki ülke lideri arasında değil, Putin’in diğer dünya liderleriyle de temas kurmasına fırsat sağlayacağını belirtti.

BM marjındaki görüşmeler ve Rusya ile ikili gündem:

Rubio, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile basına kapalı bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve toplantıda Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş ile ABD–Rusya ikili ilişkilerinin masaya yatırıldığını aktardı. Toplantının içeriğini ayrıntılı ifşa etmenin görüşmelerin verimliliğini zedeleyebileceğini söyleyerek, basına yaptığı açıklamalarda temkinli davrandı.

Rubio, savaşın bölgesel yayılma riskine dikkat çekerek bunun hibrit saldırılar, sabotaj veya yanlış anlamalar yoluyla olabileceğini ve bu kaygıların birçok görüşmede gündeme getirildiğini ifade etti.

Putin ile ABD Başkanı arasında yeni bir görüşme ihtimali sorulduğunda Rubio, "Sorunları çözmek için aynı fikirde olmadığınız ya da sorun yaşadığınız kişilerle görüşmek gerekiyor. Bu nedenle Başkan Putin’i G20’ye davet ettik. Bunun yalnızca Başkan ile değil, diğer dünya liderleriyle de temas kurması için bir fırsat olacağını düşünüyoruz. Umarız daveti kabul eder ve aralık ayında bir fırsat doğar" dedi.

İran, Hürmüz ve bölgesel güvenlik endişeleri:

İran’la yürütülen görüşmeler ve Körfez hattındaki güvenlik durumuna ilişkin Rubio, İran’ın asla nükleer silaha sahip olamayacağına dair kararlılığı vurguladı. Rubio, "Bir numaralı mesele, Başkanın da dün dünya kamuoyu önünde yaptığı konuşmada altını çizdiği şekilde, İran’ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı konusu" ifadelerini kullandı.

Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin ABD ordusunun gemi koruma ve mayın temizleme çabaları sayesinde sağlandığını belirten Rubio, bölgeden geçen petrol akışının arttığını ve "savunmaya ve boğazları açık tutmaya devam edeceğiz" dedi. Ayrıca boğazlara yönelik saldırıların yalnızca Husiler tarafından değil, muhtemelen İran destekli Şii milisler tarafından da gerçekleştirildiği değerlendirmesini paylaştı.

Rubio, İran’ın beklediği gibi ABD iç siyasetine göre hareket edilmediğini, Washington’un sisteminin beklendiği gibi işlemeyeceğini vurgulayarak, "Kasım ayında Demokratların kazanacağı ve ardından Başkanın artık adım atamayacağı gibi bir yanılgı içinde" olduklarını söyledi.

Bölgesel krizler, Yemen ve Sudan üzerinden diplomasi:

Yemen’deki Husiler ve Husilere yönelik ABD tutumuna ilişkin Rubio, Suudi Arabistan ile güçlü bir savunma anlaşması bulunduğunu ve taahhütlerin yerine getirilmeye devam edeceğini belirtti. Rubio, yaşananlardan memnun olmadıklarını ifade etti.

Sudan konusunu ise hayal kırıklığı olarak nitelendiren Rubio, bazı anlaşmaların imzalanmasına rağmen taahhütlerin yerine getirilmediğini ve dış aktörlerin çatışmayı tahrik ettiğini söyledi. Kısa vadede önceliğin insani durumun iyileştirilmesi ve insani koridorların açılması olduğunun altını çizdi.

Venezuela, Küba ve Filistin gündemi:

Venezuela ile ilgili olarak Rubio, ABD’nin ekonomiyi istikrarlı hale getirip seçimlerin yapılabilmesi için kurumların yeniden inşasına yardımcı olmayı hedeflediğini belirtti. Rubio, "İnsanların güven duyduğu bir seçim sürecine ihtiyaç var" dedi ve borçların yeniden yapılandırılmasının ile siyasi geçişin temel meseleler olduğunu vurguladı.

Küba konusunda doğrudan bir askeri çıkarma olasılığına ilişkin soru üzerine Rubio, ülke özelinde spekülasyon yapmayacağını ancak ABD’nin ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit halinde Başkanın yetki ve yükümlülüğe sahip olduğunu belirtti.

Gazze’nin yeniden yapılanması ve finansmanı hakkında Rubio, bağışçı ülkelerin taahhütlerinin ve paranın yönlendirileceği alanların şeffaf olmasının önemine işaret etti. Rubio, çözümün "Hamas’tan arındırılmış bir Gazze" ve halkını temsil eden bir Filistinli yönetim olacağını savundu ve yeniden inşa sürecinin uzun vadeli bir proje olduğunu kaydetti.

ABD-Çin ilişkileri ve küresel istikrar:

Rubio, Çin ile ilişkilerin 21. yüzyıl için belirleyici olduğunu belirterek, "ABD ve Çin, dünyanın en büyük iki ekonomisi. ABD ve Çin, muhtemelen dünyanın en güçlü iki ordusuna sahip. ABD ve Çin arasındaki ilişkiler, 21. yüzyıl için belirleyici olacak" dedi. Liderler arası iletişimin sorumlu devlet yönetiminin gereği olduğunu vurguladı.

Son olarak İran’ın uluslararası sistem ve insan hakları konusundaki duruşunu eleştiren Rubio, İran’ı protestoculara yönelik şiddet ve bölgedeki vekil gruplara destekle suçladı: "İran’ın uluslararası sistemi sürekli ihlal ederken insan hakları veya uluslararası sistem konusunda başkalarına ders verebilecek konumda olduğunu düşünmüyorum."

Rubio, İran’ın nükleer tesislerinin imha edilmesinin tek başına yeterli olmadığını, uzun vadeli ve uygulanabilir bir taahhüdün gerektiğini belirterek, mevcut yönetim devam ettiği sürece İran’ın nükleer tutkusu dünya için kabul edilemez bir risk teşkil ettiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i G20’ye davet ettik. Bunun yalnızca ABD Başkanı ile değil, diğer dünya liderleriyle de temas kurması için bir fırsat olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Rubio, "ABD ve Çin, dünyanın en büyük iki ekonomisi. ABD ve Çin, muhtemelen dünyanın en güçlü iki ordusuna sahip. ABD ve Çin arasındaki ilişkiler, 21. yüzyıl için belirleyici olacak" dedi.

Merve Çelik — Politika & Dijital Medya Editörü
Editör: Merve Çelik