Ana Sayfa

Gazze üçüncü yılda: sivillerin sesi uluslararası topluma sorular yöneltiyor

Giriş: Güncelleme: Okuma: ~3 dk Editör: Emre Koç
Paylaş
7 Ekim 2023'ten bu yana süren saldırıların üçüncü yılında Gazze halkı yerinden edilmeyi, çocukların eğitimsizliğini ve uluslararası sessizliği sorguluyor.

Gazze halkı üç yılın ardından hesap soruyor

İsrail’in 7 Ekim 2023’te başlattığı ve üç yılı geride bırakan saldırılar, Gazze’de günlük yaşamı kökünden sarstı. Bölgeden gelen tanıklıklar, bombardıman, zorla yerinden edilme ve abluka uygulamalarının etkileriyle şekillenen hayatlardaki yıkımı ortaya koyuyor. Resmî kayıtlara göre saldırılardan 74 bin 250 Filistinli hayatını kaybetti, 175 bin 278 kişi yaralandı; enkaz altındaki ve kayıtlara geçmeyen ölümler nedeniyle bilanço daha ağır olduğu tahmin ediliyor.

Sivil yaşamda derin izler:

Yerinden edilme dalgaları, aileleri evlerinden, işlerinden ve geçim kaynaklarından kopardı. Mazen Al-Daghil savaşın ilk günlerinde herkesin çatışmanın kısa süreceğini düşündüğünü belirterek, "Savaşın başında, uzun sürmeyeceğini umuyorduk. Her şeyin en fazla 2 hafta içinde sona ereceğini sanıyorduk" dedi. Ancak yaşananların bunun çok ötesinde olduğunu ve "evlerimizi, iş yerlerimizi, sevdiklerimizi ve hayatımızdaki her türlü güzelliği kaybettik" sözleriyle özetledi.

Yerinden edilmiş ailelerin yaşadığı çadır kamplarında su, gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçların yetersiz kaldığı, hijyen koşullarının zayıf olduğu, böcek ve kemirgen sorunuyla mücadele edildiği sıkça vurgulanıyor. Aida Al-Sousi, "Geçen üç yıl, gerçek süresinden çok daha uzunmuş gibi hissettirecek kadar büyük acılara sahne oldu" diyerek, sıcak yaz ve dondurucu kış şartlarında çadırlarda yaşamanın bedelini anlattı.

Ekonomik çöküş ve psikososyal etkiler:

İşyerlerinin, atölyelerin ve matbaaların yıkılması binlerce insanı işsiz bıraktı. Ahmed Qannan, kendisine ait matbaanın yok olduğunu, gelir kaynağını yitirdiğini ve arkadaşlarını, tanıdıklarını kaybettiğini söyledi: "7 Ekim saldırılarından önce düzenli bir hayatımız vardı. Bugün, 3 yıllık savaşın ardından her şey tamamen değişti ve hayatımız dayanılmaz bir cehenneme dönüştü."

Savaşın yarattığı ekonomik yıkımın yanında psikolojik hasarlar da derin. Sürekli korku ortamı, belirsizlik ve travma; aile içi ilişkileri, komşuluk bağlarını ve toplumun dayanma gücünü zayıflatıyor. Baraa Badawi, çocuklarını kucağında taşıyarak güvenli bir yere kaçtığını ve "Güvenli hiçbir yer yoktu" ifadeleriyle kayıpların kişisel boyutunu aktarıyor.

Çocuklar ve eğitim krizinin görünürlüğü:

Eğitim sisteminin çöküşü, çocukların nesiller boyunca hissedeceği bir boşluk yaratıyor. Mohammed Rizq, "Çocuklarımız eğitim alamıyor ve eğitim düzeyleri oldukça geriledi" diyerek, yardım noktalarına yapılan kuyruklar ve yaşamı sürdürme çabalarının çocukların günlerini tükettiğini belirtti. Okullardan uzak kalan, temel eğitim hakları elinden alınan çocukların sosyal ve psikolojik gelişimleri kalıcı şekilde zarar görüyor.

Hayatın olağan akışının bozulması, eğitimle beraber sağlık hizmetlerine erişimi, beslenmeyi ve çocukların normal oyun-dinlenme alanlarını da yok etti. Yardım amaçlı kurulan aşevleri ve su dağıtım noktaları günlük ihtiyaçların karşılanmasında hayati rol oynarken, bu hizmetlerin yetersizliği günlük yaşamı sürdürülemez kılıyor.

Uluslararası sorumluluk ve sesleniş:

Savaşın devam ettiğine dikkat çeken Sarah Hamdan, topçu ateşi ve silah sesleri yüzünden ailelerin geceleri uyuyamadığını, korkunun günlük yaşamlarının bir parçası olmaya devam ettiğini söyledi. Hamdan, "Savaş her şeyi yerle bir etti" diyerek ateşkes iddialarını sorguladı ve "Ateşkes olduğunu söyleyenler nerede? Müslüman liderler nerede? Kıyamet gününde Allah onlara soracak: ‘Gazze için ne yaptınız?’" şeklinde sert bir soru yöneltti.

Gazze halkının tanıklıkları, üç yılın etkilerini sadece istatistiklerin ötesinde, insan hikâyeleriyle ortaya koyuyor. Yerinden edilme, yoksullaşma, çocukların eğitimden ve güvenli bir çocukluktan mahrum kalışı; bölge sakinlerinin uluslararası aktörlere ve liderlere yönelik hesap sorma talebini güçlendiriyor. İnsanlar, günlük yaşama dönüşün yollarını ve insani yardımların kalıcı, güvenli ve erişilebilir hâle getirilmesini bekliyor.

Üç yılın bıraktığı kırıntılar arasında Gazze'de kalanlar, hem acılarını hem de beklentilerini yüksek sesle dile getiriyor: adalet, güvenlik, insani yardıma erişim ve en önemlisi kalıcı bir barış arayışı. Bu sesler, uluslararası toplumun verdiği sözlerin ve alınan önlemlerin uygulanmasını yeniden gündeme taşıyor.

GAZZE'DE İNSANLAR ZOR ŞARTLAR ALTINDA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR

Zeynep Aydın — Yerel Haberler Editörü
Editör: Emre Koç