Ana Sayfa

Gediz’de yaz aylarıyla yükselen kirlilik baskısı nehri ve körfezi tehdit ediyor

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Aslı Han
Paylaş
İzmir ve Manisa'nın ortak izleme raporu, yazda Gediz Nehri'nde sanayi, tarım ve evsel kaynaklı kirleticilerin hazirandan itibaren arttığını gösterdi.

Gediz’de yaz aylarıyla yükselen kirlilik baskısı nehri ve körfezi tehdit ediyor

İzmir ve Manisa Büyükşehir Belediyelerinin ortak izleme çalışmasının 7. Dönem Raporu, yaz dönemine ilişkin verilerin Gediz Nehri’nde kirlilik yükünün tekrar yükseldiğine işaret etti. Ocak 2026’da başlatılan ve Temmuz sonuçlarını içeren izleme; Gediz ana kolu, Nif Çayı, Ağıl Deresi ile havza genelindeki değişimleri gösteriyor.

izleme kapsamı ve yöntem:

İZSU ve MASKİ tarafından yürütülen çalışmada, nehir ve yan kollarından düzenli olarak alınan numuneler laboratuvar ortamında analiz edildi. Raporda, İzmir sınırlarında Gediz ana kolu, Ağıl Deresi ve Nif Çayı’nda 23, Manisa sınırlarında ise Gediz ana yatağı ve yan derelerinde 36 örnekleme noktası belirlendi. Bu sayede nehrin farklı kesimlerindeki değişimler düzenli olarak takip ediliyor ve mevsimsel seyir karşılaştırılabiliyor.

kirlilik trendleri ve tespitler:

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu, aylık izlemede çarpıcı bir mevsimsel değişim görüldüğünü belirtti. Kurucu, kirliliğin yağışlı aylarda azaldığını; ancak yağışların düştüğü yaz döneminde, özellikle haziran ayından itibaren belirgin yükselişler kaydedildiğini vurguladı. Raporda tespit edilen kirlilik, ağırlıklı olarak ağır metaller ve organik kirleticiler kaynaklı bulunuyor.

Kurucu, su örneklerinde bakır, brom, kobalt ve bor gibi bazı maddelerin değerlerinin normalin 100-200 kat üzerine çıktığını belirterek, bu düzeylerin doğal kaynaklı olamayacağını ve mutlaka kirletici kaynakların saptanması gerektiğini ifade etti.

ekosistem ve yer altı su kaynaklarına etkisi:

Raporda Gediz Nehri’nin yaklaşık 401 kilometrelik yolculuğu boyunca Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir sınırlarından geçerek Ege Denizi’ne ulaştığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle nehre karışan kirleticilerin tarım alanlarını, ekosistemleri ve İzmir Körfezi’ni etkilediği; Prof. Dr. Kurucu’nun ifadesiyle 'Körfezin kirlenmemesi mümkün değil' uyarısı öne çıkıyor. Ayrıca nehrin yan dereleriyle ilişkisi nedeniyle yüzeydeki kirliliğin kumlu-çakıllı yataklar aracılığıyla yer altı sularına sızma riski taşıdığı belirtiliyor. Bu durumun içme suyu kaynakları açısından kritik bir tehdit oluşturduğu vurgulanıyor.

müdahale gerekliliği ve yetki paylaşımı:

Kurucu, körfezde yapılan dip tarama çalışmaları ve Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’ndeki kapasite artışının olumlu katkı sağladığını kabul ederken, asıl çözümün nehir ve yan derelerden gelen kirletici kaynakların durdurulması olduğunu söyledi. Kurucu, kirletici kaynakların teknik olarak belirlenmesinin mümkün olduğunu; ancak denetleme ve müdahalenin tek başına belediyelerin yetkisinde olmadığını belirterek diğer kamu kurumlarıyla eşgüdüm gereğine dikkat çekti. Prof. Dr. Kurucu, söz konusu suyun insan ve doğa için hayati önem taşıdığına işaret ederek sonuçların paylaşımına hazır olduklarını ifade etti.

İZSU ve MASKİ ortak izleme çalışmaları önümüzdeki aylarda da sürecek. Elde edilen veriler yıllık raporda bir araya getirildiğinde, Gediz’in güzergâhı boyunca kirliliğin nerelerde ve hangi dönemlerde arttığı daha bütüncül şekilde ortaya konacak ve müdahale alanları daha net belirlenebilecek.

EGE ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ TOPRAK BİLİMİ VE BİTKİ BESLEME BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. YUSUF KURUCU

Aslı Han — Çevre & Ekoloji Editörü
Editör: Aslı Han