Ana Sayfa

Genç erkekleri de hedefleyen sessiz risk: prostat kanserinde erken tarama şart

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, prostat kanserinin sadece ileri yaş hastalığı olmadığını; aile öyküsü olanların 45-50 yaşında taramaya başlaması gerektiğini vurguladı.

Prostat kanseri farkındalığı için uzmanlardan net çağrı:

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği'nin "Prostat Kanseri Farkındalık Ayı" ve "15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü" kapsamında düzenlediği basın toplantısında uzmanlar, prostat kanserinin yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığı konusunda uyarılarda bulundu. Toplantı Johnson&Johnson desteğiyle gerçekleşirken, Türkiye ve dünyadaki güncel veriler, tarama yöntemleri ve erken tanının önemi ele alındı.

Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren toplantıda, prostat kanserinin Türkiye'de akciğer kanserinin ardından en sık görülen ikinci kanser olduğunu belirtti ve "Prostat kanseri sadece yaşlı erkeklerin hastalığı değildir, gençlerde de görünebilir" diyerek aile öyküsü olanları uyardı.

tarama önerileri ve risk grupları:

Eren, prostat kanserinin erken evrede PSA testi ile tespit edilebildiğini söyledi ve herkese değil, risk faktörü taşıyan veya semptom gösteren kişilere yönelik önerilerde bulundu. Buna göre genel öneri 50 yaş sonrası doktora başvurmak yönündeyken; ailesinde prostat veya ilişkili kanser öyküsü olanlarda 45 yaş sonrası taramaya başlanması gerektiği vurgulandı.

Uzman, ailesinde prostat kanseri bulunanların yanı sıra meme, yumurtalık, pankreas gibi birbirleriyle ilişkili olabilecek kanser öyküsü olan kişiler üzerinde de 45 yaş sonrası tarama yapılması gerektiğini belirtti. Ayrıca idrarda kan görülmesi durumunda hafife alınmaması, mutlaka kontrolden geçilmesi gerektiği ifade edildi.

erken tanı ve tedavi olanakları:

Gazi Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Gürler, prostat kanserinin "erken evre" ve "ileri evre" olmak üzere iki ana grubunun bulunduğunu anlattı. Erken evrelerde daha çok cerrahi ve radyoterapi ağırlıklı tedavi yöntemleri uygulandığını; ileri evrelerde ise hormonal tedaviler, hedefe yönelik hormon tedavileri, yeni nesil hormonal ajanlar, kemoterapi, radyo ligand tedaviler ve örnek olarak lütesyun gibi seçeneklerin bulunduğunu söyledi.

Her iki uzman da, prostat kanserinde erken tanının hayat kurtarıcı olduğunda hemfikir. Eren, "Prostat kanseri erken teşhis edildiğinde çok iyi tedavi edilen bir hastalık" ifadesini kullanırken, ulusal tarama programında prostat kanseri taraması olmadığını, bu nedenle yüksek risklilerin ve semptom gösterenlerin doktor kontrolünde test yaptırmasının önemini yineledi.

Uzmanlar ayrıca, toplumdaki bazı yanlış inanışlara dikkat çekti. Gürler, bilimsel dayanağı olmayan ürün ve uygulamalara yönelmenin tedaviyi geciktirebileceğini, etkinliği azaltabileceğini ve bazen ciddi organ hasarlarına yol açabileceğini belirtti. Sosyal medyada yer alan "kansere destek" veya "tek çözüm" gibi iddiaların çoğunun bilimsel temelden yoksun olduğuna işaret edildi ve hastalara bitkisel ürünlerden uzak durma, dengeli beslenme önerisi yapıldı.

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği de bu tür iddialarla hukuki mücadele yürüttüğünü ve hastaları bu konularda uyardığını duyurdu. Toplantının kapanışında her iki uzman da erken tanı ve doğru tedavinin prostat kanserinde yaşam şansını artırdığı mesajını tekrar etti.

TÜRK TIBBİ ONKOLOJİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ DOÇ. DR. TÜLAY EREN VE GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIBBİ ONKOLOJİ BİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. FATİH GÜRLER

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol