Genel kurulda Erdoğan'dan Filistin çağrısı: adalet, reform ve bölgesel sorumluluk vurgusu
Erdoğan'dan BM 81. Genel Kurul'da kapsamlı çağrı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada Filistin meselesine ve küresel güvenlik sisteminin zaaflarına odaklandı. Konuşmasına Genel Kurul Başkanlığı görevini devreden Annalena Baerbock'a ve görevi devralan Khalilur Rahman'a teşekkür ederek başlayan Erdoğan, yaklaşık 10 yıldır görev yapan Antonio Guterres'e de emekleri için teşekkür etti.
Filistin ve Gazze'deki insani tablo:
Erdoğan, Filistin Devleti Başkanı Mahmud Abbas'ın üst üste iki yıldır Genel Kurul salonunda bulunamamasına dikkat çekerek bunun vicdanları yaraladığını söyledi ve Türkiye'nin özgür ve egemen Filistin Devleti'nin sesi olmaya devam edeceğini ilan etti. Cumhurbaşkanı, Gazze başta olmak üzere yaşanan yıkımın boyutlarını rakamlarla vurguladı: son üç yılda Gazze'de çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 74 bin kişinin İsrail'in saldırılarında hayatını kaybettiğini, yıl içinde yaşanan çatışmalarda toplamda 250 bin insanın öldüğünü hatırlattı.
Gazze'deki hastanelerde yakıt eksikliği nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70'ten fazlasının çalışamadığını, birçok çocuğun ellerini ve ayaklarını kaybettikten sonra tahtadan protezlerle hayata tutunmaya çalıştığını belirten Erdoğan, Gazze'yi "dünyanın en büyük çocuk kabristanı" ve "en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölge" olarak nitelendirdi. Erdoğan, ateşkese rağmen kayıpların sürdüğünü ve Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin ağırlaştığını ifade etti.
BM'nin işlevselliği ve reform talebi:
Konuşmasında Birleşmiş Milletler'in kuruluş deklarasyonundan alıntı yaparak 26 Haziran 1945'ten bu yana geçen sürede uluslararası iradenin beklentileri karşılayamadığını söyleyen Erdoğan, teşkilatın "kan kaybettiğini" vurguladı. Özellikle Güvenlik Konseyi'nin yapısı eleştirildi; "Dünya 5'ten büyüktür" ilkesi doğrultusunda Konseyin reform edilmesi gerektiğini belirtti ve mevcut yapının 190'dan fazla ülkenin iradesini 5 ülkenin keyfine bağlamasının ne adil ne de güven verici olduğunu ifade etti.
Erdoğan, uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışın değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenmenin önemine dikkat çekti ve Türkiye örneği olarak Karadeniz Tahıl Koridorunu gösterdi. İş birliğini, açık diplomasiyi ve gelir adaletsizliklerine çözüm üretecek yeni bir paradigmayı savunan Cumhurbaşkanı, teknolojiye insan merkezli yaklaşılması gerektiğini; tekno-kutuplaşma ve dijital hegemonyanın tehlikelerine işaret etti.
Bölgesel diplomasi, güvenlik ve kalkınma öncelikleri:
Erdoğan konuşmasında komşu ve bölge meselelerine de geniş yer verdi. Suriye konusunda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın liderliğine işaret ederek Türkiye'nin Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Irak ile iş birliğinin sürdüğünü, Kalkınma Yolu Projesi ve enerji-taşıma projeleri ile bölgesel refah artışına katkı yapıldığını vurguladı. Libya'da istikrarın korunmasının öncelik olduğunu, süreçlerin Libyalıların liderliğinde sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Kıbrıs konusunda ise Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı izolasyonun son bulması çağrısı yapıldı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis edilmesi için uluslararası topluma davet yapıldı. NATO Ankara Zirvesi'ne atıfla Türkiye'nin güvenlik mimarisinin kıtanın güvenliği için elzem olduğunu söyleyen Erdoğan, Avrupa ile stratejik vizyon beklediğini ifade etti.
İklim, israf, teknoloji ve toplumsal tehditler:
Erdoğan, iklim krizinin etkilerine dikkat çekerek COP31'e ev sahipliği yapılacağını hatırlattı ve iklim adaletinin, finansman taahhütlerinin ve teknoloji transferinin önemini vurguladı. İsrafla mücadeleye ilişkin rakamlar vererek dünyada yıllık israf ve kayıpları eleştirdi ve Türkiye'nin gıda güvenliği çalışmalarına katkılarını sürdürmeye hazır olduğunu söyledi; bu çerçevede Dr. Mehmet Mehdi Eker'i FAO Genel Direktörlüğüne aday gösterdiklerini açıkladı.
Sosyal tehditler arasında artan İslam düşmanlığı, kadın ve kız çocuklarına yönelik ayrımcılık, başörtüsü yasakları, yabancı karşıtlığı ve dezenformasyonun tehlikeleri üzerinde duran Erdoğan, yapay zekâ için uluslararası ortak hukuki çerçevenin oluşturulması gerektiğini, Birleşmiş Milletler merkezli bir Yapay Zekâ Sözleşmesi hazırlığına hız verilmesi gerektiğini belirtti.
Kapanış: susmayacağız ve yolumuzda kararlıyız:
Konuşmasını şair Sezai Karakoç'tan dizeler okuyarak sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, zalimlik ve haksızlık karşısında susmayacaklarını; gerektiğinde sıkıntı çekeceklerini, bedel ödeyeceklerini ancak vicdanı ve adaleti savunmaktan vazgeçmeyeceklerini söyledi. Türkiye'nin adalet, dayanışma ve ortak irade yolunu seçtiğini belirten Erdoğan, dünya kamuoyunu bu ortak vizyona sahip çıkmaya davet ederek konuşmasını sonlandırdı.
Öne çıkan talep ve vurgular: Filistin Devleti'nin tanınmasının teşviki, Gazze'nin acil insani ihtiyaçları, BM Güvenlik Konseyi reformu, bölgesel sahiplenme, COP31 hazırlıkları, israfla mücadele ve uluslararası yapay zekâ düzenlemesi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: "FİLİSTİN HALKININ MÜCADELESİNİ BU KÜRSÜDEN DÜNYAYA DUYURMAYA DEVAM EDECEĞİZ"