Hukukçu, iş insanı, kültür emektarı: Şerafettin Yılmaz'ın yakınlarının kaleminden portresi
Kitabın kapsamı:
Gazeteci-yazar Hüseyin Sarıkoç tarafından hazırlanan 'Yakınlarının kaleminden Şerafettin Yılmaz' adlı eser, Ötüken Neşriyat’ın Armağan Kitap serisinden yayımlandı. Kitap, 600 sayfayı aşkın hacmi ve aralarında akademisyen, siyasetçi, hukukçu, gazeteci ile iş ve kültür insanlarının bulunduğu 95 yazarlı katkısıyla dikkat çekiyor. İlk baskısı geçen Temmuz ayında gerçekleştirilen çalışma, Yılmaz'la yapılan kapsamlı bir söyleşiyi de içeriyor.
Yılmaz'ın yaşamı ve mesleki yolculuğu:
Çıkınağıl (günümüzde Evren ilçesi) köyünde başlayan hayatı eğitim yıllarıyla şekillenen Şerafettin Yılmaz, öğretmenlikten avukatlığa uzanan bir meslek süreci izledi. Özellikle 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi sonrasında açılan 'MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda ana savunmayı üstlenerek kamuoyunda tanınan bir hukukçu haline geldi. Daha sonraki yıllarda iş dünyasında yürüttüğü faaliyetlerin ardından Türk kültürüne yönelik vakıf ve sivil toplum çalışmalarına yoğunlaştığı kitapta ayrıntılarıyla aktarılıyor.
Yola çıkarken ve söyleşinin önemi:
Kitabın "Yola çıkarken" bölümünde Sarıkoç, eserin "bir övgü kitabı değil, gelecek nesillere ışık tutacak kalıcı bir kaynak olması" amacıyla hazırlandığını vurguluyor ve Şerafettin Yılmaz’ın hassasiyetine saygı göstererek farklı görüşlerden değerlendirmelere yer verildiğini belirtiyor. Kitabın dikkat çeken parçalarından biri olan söyleşide Yılmaz, gündelik ve fikir hayatına ilişkin görüşlerini açıklıkla paylaşıyor.
söyleşi: milliyetçilik, sorumluluk ve uyarılar:
Söyleşide Yılmaz, Türk milliyetçiliğinin kaynağını "tarihi süreçte Türk milletinin varlığını koruma ihtiyacı" olarak tanımlıyor ve bu düşüncenin Osmanlı'nın çözülme döneminden Cumhuriyet'in kuruluşuna uzanan zeminde oluştuğunu ifade ediyor. Milliyetçi düşüncenin yalnızca tehditleri dile getirmemesi, toplum için umut verici hedefler koyması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, millî siyaset ile sivil toplum kuruluşları arasında daha güçlü iş birliğinin zorunlu olduğunu belirtiyor. Ayrıca millî şuura sahip kişilerin düşüncelerini daha etkin biçimde ortaya koymasının ülke için önem taşıdığını dile getiriyor.
Söyleşide, Galip Erdem’in "Türk milliyetçiliğinin en büyük meselesi Türk Milliyetçileridir" sözüne dair yöneltilen soruya verdiği yanıtta Yılmaz şunları söylüyor: "Aynı fikir ve düşünce dünyasından insanlar arasında, mevcuda kıyasla çok daha sıcak dostluk ilişkilerinin bulunması, gönül bağlarının çok daha güçlü olması, saygı ve güven ortamının bulunması gerektiğini göremeyen Galip Erdem ağabey, bu cümleyi, bir ümidinin ve dileğinin ifadesi olarak sarfetmiştir. Bu saydıklarım (dostluk, saygı, güven gibi) yeterli olmayınca, ihtiyacımız olan müşterek çalışmalar, ortak yapılar oluşamıyor. Bazen, bazı konularda çalışma yapmak, ortak bir fikrî zemin hazırlamak niyetiyle toplantılar düzenlenir. Bazılarına ben de katılırım. Genellikle şunu müşahede ederim; her defasında çok yüksek perdeden bol bol konuşulur, eleştiriler yapılır; ancak, konuşulanları bir sonuca ulaştıracak karar aşamasında, hiç kimse sorumluluk almaya yanaşmaz. Çünkü, bunu yapmak için zaman ayırmak, fedakârlık yapmak, maddi katkıda bulunmak gerekir. Bu olmayınca, konuşulanlar temenniden ileri gidemez. Üstelik, elini taşın altına koyup bir şeyler yapmaya çalışanlara yardımcı olmak bir yana, çoğu defa yapılabilen hizmetlere yönelik olarak, acımasızca eleştiri yöneltirler. Galip ağabey, bunların çok daha fazlasını müşahede etmiş, gönül kırgınlığını kendisine saklamış bir insan olarak, çok anlamlı bir tespit yapmıştır. Bu hükmünü, hepimizin tekrar tekrar düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim."
Söyleşi boyunca çocukluk yıllarından hukuk mücadelesine, 12 Eylül sonrası üstlendiği davalardan Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’ndaki çalışmalarına kadar pek çok konu ele alınıyor; Yılmaz, fikir hayatına ilişkin tecrübelerini ve gelecek kuşaklara yönelik tavsiyelerini satır aralarında paylaşıyor.
katkı sunanlar ve ortak değerlendirmeler:
Kitapta, Abdullah Kılıç’ın "Bir Dava Dervişi Şerafettin Yılmaz Ağabey" başlıklı yazısı gibi değerlendirmelerin yanı sıra Taha Akyol, Namık Kemal Zeybek, Tevfik Yamantürk, Cezmi Bayram, Ahmet Malkan, Köksal Anadol, Prof. Dr. Abdurrahman Küçük, Prof. Dr. Ahat Andican, M. Sinan Genim, Musa Serdar Çelebi, Prof. Dr. Süphi Saatçı, Prof. Dr. Fahameddin Başar, Bilge Erdem, Derviş Koyuncu, Murat Denizhan Kakaç, Adnan İslamoğlular, Ali Osman Mola, Dr. Tarık Sülo Cevizci, Cevat Saraç, Şaban Gülbahar ve çok sayıda siyasetçi, akademisyen, hukukçu, gazeteci ile iş ve kültür insanının anı ve değerlendirmeleri yer alıyor.
Yazarlar ortak değerlendirmelerinde Şerafettin Yılmaz’ı; ilkeli duruşu, dava adamı kimliği, hukuk mücadelesi, kültür hayatına katkıları ve güçlü insan ilişkileri ile öne çıkan bir isim olarak resmediyorlar. Eser, hem yakın tanıklıkları hem de eleştirel ve farklı bakış açılarını bir araya getirerek Yılmaz'ın çok yönlü portresini okumaya açıyor.
GAZETECİ-YAZAR HÜSEYİN SARIKOÇ'UN HAZIRLADIĞI "YAKINLARININ KALEMİNDEN ŞERAFETTİN YILMAZ" İSİMLİ ESER YAYIMLANDI.