Ana Sayfa

İleri yaşta kalça kırığını önlemenin yolları

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Uzmanlar kalça kırığının yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu olmadığını vurguluyor; kemik, kas, denge, beslenme ve ev güvenliğiyle risk azaltılabilir.

Kalça kırığının önlenmesi mümkün:

İleri yaşta basit bir düşmenin kişinin yaşamını kökten değiştirebileceği, ancak kalça kırığının yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu olmadığı uzmanların ortak görüşü. Liv Hospital Ulus İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp ve Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erden Ertürer riskin azaltılabileceğini, kırık sonrası bakımın ise hızlı ve bütüncül olması gerektiğini vurguluyor.

Risk değerlendirmesinde dikkate alınması gerekenler:

Kırıktan korunma yalnızca kemik yoğunluğunu ölçmekten ibaret değil. Uzmanlar değerlendirmede kas gücü, denge, beslenme, kullanılan ilaçlar, görme sorunları ve yaşam alanındaki düşme risklerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor. Özellikle daha önce kırık geçirmiş olmak, düşme öyküsü, ailede kalça kırığı öyküsü, düşük vücut ağırlığı, sigara kullanımı veya uzun süreli kortizon kullanımı gibi faktörler risk artırıcı unsurlar olarak öne çıkıyor.

İleri yaşta düşük enerjili bir travmayla oluşan kırıklar, kemik kalitesinin zayıfladığını işaret edebilir; bu nedenle her kırık olayı sonrasında neden araştırılmalı ve yeni kırıkları önlemeye yönelik plan yapılmalıdır.

Düşmeleri azaltacak pratik önlemler:

Düşmeler genellikle zayıf kemikle birleşince kalça kırığına yol açıyor. Ev içinde kaygan halıların ve açıkta kalan kabloların kaldırılması, banyoda kaymaz düzenlemeler yapılması, gece aydınlatmasının sağlanması ve uygun ayakkabı seçimi gibi basit düzenlemeler düşme riskini düşürüyor. Ayrıca kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi ve ayağa kalkınca tansiyon düşmesi gibi durumların araştırılması önem taşıyor.

Denetimli yürüyüş ve denge egzersizleri düşme sonrası hastanın yeniden güvenli yürüyebilmesi açısından da değerlidir; bu nedenle düşme öyküsü olan kişiler mutlaka profesyonel değerlendirmeye yönlendirilmelidir.

Kaslar, beslenme ve takviye kullanımı:

Kalça kırığını önlemek için kemik sağlığının yanı sıra kasların korunması da kritik. Uzm. Dr. Özalp, yaşla birlikte azalan kas kütlesinin direnç egzersizleri, denge çalışmaları ve düzenli fiziksel aktiviteyle desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Sandalyeden elleri kullanmadan kalkmakta güçlük çekmek gibi bulgular fiziksel performans değerlendirmesi gerektiğinin işareti olabilir.

Beslenme açısından yeterli protein alımı kas kaybını önlemekte etkili; ayrıca D vitamini ve kalsiyum önem taşısa da takviyelerin gelişigüzel kullanılmaması gerektiği vurgulanıyor. Güneş maruziyeti, beslenme, mevcut hastalıklar ve ilaçlar birlikte değerlendirilerek gerektiğinde tetkik ve yönlendirme yapılmalı, yüksek kırık riski olanlarda yalnızca vitamin takviyesi yeterli olmayabilir.

Kırık halinde tedavi ve rehabilitasyon:

Prof. Dr. Erden Ertürer tedavide hedefin yalnızca kemiğin iyileşmesi değil, hastanın mümkün olan en kısa sürede yeniden ayağa kalkması olduğunu belirtiyor. İleri yaşta uzun süreli yatış kas kaybını artırarak rehabilitasyonu zorlaştırabildiğinden hızlı değerlendirme ve erken mobilizasyon önem taşıyor.

Kırık sonrası iyileşme sürecinde ortopedi, geriatri ve fizik tedavi ekiplerinin birlikte çalışması hastanın uzun dönem fonksiyonlarını korumada etkili oluyor. Ayrıca kırık sonrası yeni kırıkları önlemeye yönelik stratejilerin planlanması tedavinin ayrılmaz bir parçası.

Sonuç olarak:

Uzmanlar kalça kırığının kaçınılmaz bir yaşlılık sonucu olmadığını, sağlıklı kemikler, güçlü kaslar, iyi denge, güvenli yaşam alanı ve düzenli risk değerlendirmesi ile kırık riskinin azaltılabileceğini belirtiyor. Amaç, hastaların hareketliliğini, bağımsızlığını ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca uzun süre korumak.

UZM. DR. FATMA GÜLÇİN ÖZALP

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol