Ana Sayfa

İş dünyası öngörü talep ediyor: belirsizlikler yatırım ve üretimi zorluyor

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Berk Doğan
Paylaş
ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, işletmelerin en acil ihtiyacının belirsizliğin azaltılması ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi olduğunu vurguladı.

ATSO meclisinde öne çıkan mesaj: öngörülebilirlik

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Öztürk yönetiminde ATSO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ekonomik gündeme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı ve iş dünyasının en önemli talebinin belirsizliklerin azaltılması ile öngörülebilirliğin güçlendirilmesi olduğunu belirtti.

enflasyon, kur farkı ve ihracatçının karşılaştığı makas:

Hacısüleyman, ekonomideki ana risklerden birinin enflasyon olduğuna işaret ederek yıllık enflasyonun %31,75, üretici fiyat endeksinin ise yaklaşık %27 seviyesinde olduğunu aktardı. Yılbaşında daha olumlu hedeflerin konulduğunu ancak küresel gelişmeler ve bölgedeki savaşlar nedeniyle hedef revizyonlarına gidildiğini söyledi.

Yedi aylık dönemde Euro'nun %11,29, doların ise %11,93 oranında yükseldiğini, aynı dönemde enflasyonun %19,96 seviyesinde gerçekleştiğini aktaran Hacısüleyman, bu tabloyu ihracatçılar açısından önemli bir kur-maliyet makası olarak değerlendirdi. Döviz geliri elde eden firmaların içeride Türk lirası bazında artan maliyetlerini karşılamakta zorlandığını ifade etti ve kur ile maliyet arasındaki makasın ihracatçının rekabet gücünü zayıflatmaması için adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

sanayide erken sanayisizleşme riski ve planlama zorlukları:

Sanayinin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payının gerilemesinin önemli bir risk olduğunu belirten Hacısüleyman, Türkiye’nin erken sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kalmaması gerektiğini söyledi. Hacısüleyman, Güney Kore, Çin, Vietnam ve Tayland gibi ülkelerde sanayinin ekonomideki payının yüzde 20’lerin üzerinde olduğuna dikkat çekti ve sanayileşmenin telafisinin hizmet sektöründeki kadar kolay olmadığını; fabrika, makine, teçhizat ve uzmanlaşmış iş gücüne ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Küresel dalgalanmalar ve enerji fiyatlarındaki değişimlerin işletmelerin planlama süreçlerini zorlaştırdığını, birçok işletmenin artık yıllık bütçeler yerine üç aylık dönemlere göre planlama yapmak zorunda kaldığını söyleyen Hacısüleyman, ekonomik şartların kötü olmasının işletmeler açısından sorun olmadığını ancak öngörülebilirlik sağlandığında işletmelerin önlem alabileceğini yineledi.

turizmde nicelik yerine gelir odaklı değerlendirme:

Antalya turizmine ilişkin değerlendirmede bulunan Hacısüleyman, kentte turizm hareketliliğinin geçen yıla göre yaklaşık %6,5 geride olduğunu belirtti. Turizmin yalnızca ziyaretçi sayısına göre değil, elde edilen gelire göre de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı; sayısal hedeflerin yakalanması halinde bile kişi başı harcama ve toplam turizm gelirinde erozyon yaşanabileceğini ifade etti.

Hacısüleyman, konaklama işletmelerine çalışan başına sağlanan 3 bin 500 TL SGK prim desteğini olumlu bulduğunu ancak basit konaklama turizm işletme belgesine sahip tesislerin bu destek dışında bırakılmasının doğru olmadığını söyledi. Aynı koşullarda faaliyet gösteren işletmelerin aynı teşviklerden yararlanmasının gerektiğini belirterek gerekli düzenlemenin bir an önce yapılmasını beklediklerini aktardı.

COP31: geçici bir organizasyondan kalıcı dönüşüme:

Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 9-20 Kasım toplantısının şehir için önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Hacısüleyman, sürecin yalnızca konferans tarihleriyle sınırlı görülmemesi gerektiğini vurguladı. Sıfır atık, temiz enerji, iklime dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gıda güvenliği, gençlik ve eğitim gibi başlıkların COP31 sonrasında da gündemde tutulması gerektiğini ifade etti.

Hacısüleyman, Antalya’nın iç ve dış turizmiyle birlikte yıllık yaklaşık 25-26 milyon kişiyi ağırlayan bir şehir olduğunu hatırlatarak, su, enerji, atık yönetimi ve doğal kaynakların kullanımının tüm paydaşları ilgilendirdiğini belirtti. Bu kapsamda yürütülen Antalya Kriterleri çalışmasının sürdürülebilir turizm alanında dünyaya örnek bir model oluşturma hedefi taşıdığını söyledi.

denizlerin korunması: kaynaktan başlayan bütüncül yaklaşım:

Antalya’nın değerlerinden biri olarak denizlerin önemine vurgu yapan Hacısüleyman, denizlerin sürdürülebilir şekilde kullanılabilmesi için öncelikle temiz tutulması gerektiğini belirtti. Denize ulaşan atıkların önemli bir bölümünün dereler ve akarsular üzerinden taşındığını hatırlatan Hacısüleyman, deniz korumasının yalnızca kıyı temizliği olarak ele alınmaması, kaynağından başlayan bütüncül bir çevre yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini söyledi.

Hacısüleyman, bu çerçevede Mavi Akdeniz İnisiyatifi gibi girişimlerin ortak sorumluluk anlayışıyla yürütülmesinin önemine değindi.

Toplantıda dile getirilen ortak tema, belirsizliklerin azaltılması ve öngörülebilirliğin sağlanmasının yatırım, üretim ve istihdam kararlarının sağlıklı alınabilmesi için ön koşul olduğuydu. ATSO yönetiminin vurgusu, kısa vadeli dalgalanmalara karşı kalıcı, sektörel ve politika bazlı çözümler geliştirilmesi yönünde oldu.

ATSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI YUSUF HACISÜLEYMAN, ATSO AĞUSTOS AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTISINDA KONUŞTU

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Deniz Yılmaz — Ekonomi Editörü
Editör: Berk Doğan