İzmir'in altında planlı kent: 2 bin 700 yıllık sokaklar ve 5 bin yıllık gümüş hazine
Bayraklı Höyüğü kazıları İzmir’in binlerce yıllık kent yaşamını aydınlatıyor
Smyrna Antik Kenti olarak anılan Bayraklı Höyüğü’ndeki kazılar, kentin kuruluşundan liman kentliğine uzanan sürecine ilişkin somut veriler sunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi desteğiyle Ege Üniversitesi adına yürütülen çalışmalarda, hem gündelik yaşamı düzenleyen altyapı hem de erken dönem üretim ve ticaretini gösteren buluntular gün ışığına çıkarıldı.
Planlı kent ve sokak düzeni:
Kazılarda ortaya çıkan yerleşim düzeni, antik Smyrna’da kullanımda olan bir ızgara plana işaret ediyor. Birbirini dik kesen ana ve ara sokaklar, yapı adaları, kamu yapıları ile üretim alanlarının ayrı ayrı planlanmış olması; kentin sadece barınma değil, ortak yaşam ihtiyaçları göz önünde tutularak örgütlendiğini gösteriyor. Milattan önce 7. yüzyıldan itibaren gelişen bu planlı düzen, daha sonra Hippodamos ile anılacak ızgara modeliyle benzerlik taşıyor.
Prof. Dr. Aylin Ümit Erdemin ifadesiyle: "Bayraklı Höyüğü’ndeki mimari verilere baktığımızda, özellikle milattan önce 7. yüzyıldan itibaren gelişmiş bir şehir planının varlığını görüyoruz. Ana caddeleri dik kesen ara sokaklardan oluşan, bugün ızgara planlı yerleşim modeli olarak tanımladığımız bir düzen söz konusu."
Athena Caddesi ve tapınaklar:
Antik kentin ana akslarından Athena Caddesi, Athena Tapınağı’nın önünden geçiyor ve doğudaki anıtsal giriş kapısına bağlanıyor. Cadde milattan önce 7. yüzyıldan 4. yüzyıl sonuna kadar aynı doğrultuda kullanıldı; ilk yapılar tek odalı megaron planlı olurken, sonraki dönemlerde çok odalı megaronlar, tapınaklar ve toplantı odaları gibi kamu yapıları ortaya çıktı. Athena Tapınağı, 6x10 sütunlu planıyla Batı Anadolu’nun erken taş tapınak örnekleri arasında yer alıyor.
Savunma duvarları ve altyapı:
Kazılarda üç ayrı savunma duvarı evresi belirlendi: en erken evre milattan önce 9. yüzyıl, ikinci evre 8. yüzyıl, son evre ise 7. yüzyıla tarihlendiriliyor. Duvarlarda dikkat çeken unsur, taş bloklar arasında harç veya beton kullanılmaması; blokların birbirine kilitlenmesiyle inşa edilen bu örüntüde 7. yüzyıl evresinde taşların daha iyi geçtiği gözlemlendi. Erdem, duvarları anlatırken duvarı güçlendirmek için alt ve üst örgü arasında eğim verildiğini belirtiyor.
Yerleşim içinde tespit edilen altyapı öğeleri de kent yaşamının düzenliliğini gösteriyor: evlerin içinden geçen atık su kanalları, anıtsal giriş rampasının altında yer alan büyük su kanalı ve doğu teras duvarlarının su yönetimiyle ilişkili olabileceği değerlendirmeleri, Smyrna’nın su ve atık yönetimine dair gelişkin düzenini ortaya koyuyor.
5 bin yıllık gümüş hazine ve üretim izleri:
2019 kazılarında Erken Tunç Çağı tabakalarından çıkarılan ve bir çömleğin içinde birbirine kaynaşmış halde bulunan yaklaşık 406 gram ağırlığındaki gümüş takı topluluğu, yerleşimin erken dönemlerdeki üretim ve ekonomik ilişkilerine ışık tutuyor. Hazinede spiral yüzükler, alın bantları ve granül tekniğiyle yapılmış örnekler yer alıyor. Takıların çömleğe neden ve nasıl yerleştirildiği kesinleşmemiş olmakla birlikte buluntu, gümüşün temin edilmesi, işlenmesi ve dağıtımını içeren gelişmiş bir üretim faaliyetinin varlığına işaret ediyor.
Beslenme, ticaret ve dokumacılık:
Kazılarda bulunan buğday, arpa, hayvan kemikleri, öğütme taşları ve depolama kapları tarım ile hayvancılığın önemini vurguluyor. Ocak ve küllü alanlardaki yanmış deniz kabukları ise deniz ürünlerinin sofralarda yer aldığını gösteriyor; bazı türlerin Akdeniz kaynaklı olması ise yerleşimin geniş coğrafi iletişimini doğruluyor. Ayrıca pişmiş toprak ve taş ağırşaklar ile dokuma ağırlıkları, dokumacılığın üretimde öne çıkan bir alan olduğunu ortaya koyuyor.
2026 kazıları ve geleceğe dönük hedefler:
2026 sezonunda yürütülen çalışmalar, yerleşimin kuruluş evrelerini ve savunma sisteminin farklı hatlarını daha ayrıntılı belgelemeyi hedefliyor. Erdem, son kazılarla milattan önce üçüncü binyıla kadar uzanan tabakalara ulaşıldığını, Erken Tunç Çağı yerleşiminde daha önce düşünülen iki evrenin yerini altı evrelik bir mimari sürecin aldığını ve radyokarbon tarihleme ile bu tarihlendirmenin desteklendiğini aktarıyor. Bu yıl Tunç Çağı sektörü, milattan önce 4. yüzyıla tarihlenen büyük bir kamu yapısı ve kentin kuzeyindeki savunma hattında çalışmalar sürdürülüyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle yürütülen kazılar, Ege Üniversitesi adına gerçekleştiriliyor ve 2014’ten bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Bakanlık arasındaki protokol kapsamında düzenli destek alıyor. Elde edilen veriler, İzmir’in binlerce yıllık kent tarihine ilişkin önemli boşlukları doldurmaya devam ediyor.
SMYRNA ANTİK KENTİ’NDE YÜRÜTÜLEN KAZILAR, 2 BİN 700 YIL ÖNCEKİ PLANLI ŞEHİR YAŞAMINI VE YAKLAŞIK 5 BİN YILLIK GÜMÜŞ TAKI HAZİNESİNİ GÜN YÜZÜNE ÇIKARIYOR.