Karında geçmeyen şişlik yumurtalık kanserinin erken uyarısı olabilir
Yumurtalık kanseri: sessiz ilerleyen bir tehdit
Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, dünyada her yıl yaklaşık 331 bin kadının yumurtalık kanserine yakalandığını ve yaklaşık 204 bin kadının bu hastalıktan yaşamını yitirdiğini hatırlatıyor. Türkiye’de yıllık tanı konulan hasta sayısının 3.900-4.000 arasında olduğunu belirten Erdemoğlu, hastalığın en sık 55-74 yaş aralığında göründüğünü ve çoğu zaman belirtisiz kaldığı için hastaların yaklaşık üçte ikisinde tanının karın içine yayılma sonrası konduğunu vurguluyor.
Belirtiler ve fark edilme zorluğu:
Yumurtalıklar karın boşluğunun içinde geniş bir alana yayıldığından, büyüyen tümörler uzun süre çevreye baskı yapmayabilir ve ağrı oluşturmayabilir. Bu nedenle belirtiler sıkça mide ve bağırsak yakınmaları ile karıştırılır. Prof. Dr. Erdemoğlu belirtileri şu şekilde sıralıyor: karında şişkinlik, gerginlik, giysilerin belden dar gelmesi, az yemekle çabuk doygunluk, iştah azalması, karın veya kasık bölgesinde devam eden ağrı, idrara çıkma sıklığında artış, bağırsak alışkanlığında değişiklik ve açıklanamayan kilo değişimleri. Bu şikayetler tek başına kanser anlamına gelmese de birkaç hafta boyunca sürüyorsa ve giderek artıyorsa doktora başvurmak gerekiyor.
Aile öyküsü ve genetik değerlendirme:
Erdemoğlu, ailede yumurtalık veya meme kanseri öyküsü olan kadınlarda riskin arttığını, özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki değişikliklerin riski belirgin biçimde yükselttiğini belirtiyor. Böyle bir aile öyküsü varsa genetik danışmanlık ve gerekirse gen taraması öneriliyor. Gen değişikliği saptanan bazı kadınlar için yumurtalıkların ve tüplerin koruyucu amaçla alınması gibi seçenekler değerlendirilebiliyor; bu karar yaş, doğum planı ve genel sağlık durumu göz önünde tutularak kişiye özel veriliyor.
Tanı ve cerrahi yaklaşım:
Tedavide yaşam süresini en güçlü belirleyen etken, ameliyat sonunda karın içinde gözle görülür hiçbir tümör dokusunun kalmamasıdır. Bu nedenle yumurtalık kanseri ameliyatı, jinekolojik onkoloji eğitimi almış ve bu ameliyatları düzenli olarak yapan cerrahlar tarafından yapılmalıdır. Hastalık erken evrede yumurtalıkla sınırlı göründüğünde ameliyat kapalı yöntemle (laparoskopi veya robotik cerrahi) yapılabilir; ancak hastalık karın içine yayılmışsa ileri evrelerde standart yaklaşım açık ameliyattır. Açık cerrahi, karın içindeki tüm yüzeylerin elle ve gözle tek tek değerlendirilmesine ve gerektiğinde geniş girişimlerin güvenle yapılmasına olanak tanır.
Ameliyat sırasında sıcak kemoterapi (HIPEC):
Prof. Dr. Erdemoğlu, ameliyat esnasında uygulanan HIPEC yönteminin uygun hastalarda fark yaratabildiğini söylüyor. HIPEC, gözle görülür tümör dokusu tamamen temizlendikten sonra karın boşluğuna 41-43 derece arasında ısıtılmış kemoterapi solüsyonunun belirli süre dolaştırılması ve ardından boşaltılması esasına dayanır. Bu yöntem, damardan verilen kemoterapinin karın zarı üzerindeki mikroskobik odaklara yeterince ulaşamaması sorununu aşmak için doğrudan yüksek ilaç yoğunluğu sağlar; ısı hem kendi başına kanser hücrelerine zarar verir hem de ilacın dokuya işlemesini kolaylaştırır. HIPEC, özel cihaz, deneyimli anestezi ekibi ve güçlü yoğun bakım desteği gerektirir ve deneyimli merkezlerde güvenli şekilde uygulanır.
Yinelemek gerekirse, yumurtalık kanseri tekrarlayabilen bir hastalıktır. Tekrarlama sınırlı sayıda odakta olduysa ve önceki tedaviden bu yana yeterli süre geçmişse yeniden cerrahi gündeme gelebilir; bu kararın deneyimli ekiplerce, belirlenmiş ölçütlere göre verilmesi gerekir. Uygun olmayan hastalarda sistemik ilaç tedavileri ve destek yaklaşımları ön plandadır.
Sonuç olarak, aylarca süren veya giderek kötüleşen karın rahatsızlıkları ihmal edilmemeli; aile öyküsü varlığında genetik değerlendirme düşünülmeli ve tanı sonrası tedavi kararları deneyimli cerrahi ekipler ve çok disiplinli merkezler tarafından alınmalıdır.
KADIN HASTALIKLARI DOĞUM VE JİNEKOLOJİK ONKOLOJİ UZMANI PROF. DR. EVRİM ERDEMOĞLU