Kartepe'de kutsal emanetlerin sessiz hikayesi ziyaretçileri derinden etkiliyor
Kartepe'de mübarek emanetlerin bulunduğu bir mekan
Kocaeli'nin Kartepe ilçesindeki Cam Teras mevkiinde, yaklaşık 200 metrekarelik bir alanda kurulan Hadim-ul Harameyn Kutsal Emanetler Müzesi ziyaretçileri hem tarih hem maneviyat boyutunda karşılıyor. Kurucusu Kültür ve Turizm Bakanlığı kaligrafi sanatçısı Güvenç Taşer'in yaklaşık 8 yıl önce hayata geçirdiği sergide 93 parça yer alıyor; bunlar arasında Sakal-ı Şerif, Kâbe anahtarı, kâbe örtüleri, sahabe kılıçları ve Hazreti Hüseyin'e ait olduğu belirtilen bir gömlek parçası sayılabiliyor.
Ziyaretçilerin duygusal tepkileri:
Mekân, eserleri yakından görenlerin beklenmedik duygusal tepkiler vermesine neden oluyor. Ziyaretçiler sergi girişindeki 'Bizi Okuyun' çağrısıyla karşılaşıyor ve eserlerin arkasındaki hikâyelerle yüzleşirken yoğun hisler yaşayabiliyorlar. Taşer, bazı ziyaretçilerin 'Ben neden ağlıyorum' diye kendi kendilerine sorduğunu, kimilerinin perdeyi açtıkları anda 'Aman Allah'ım' diyerek dolaşmaya başladığını, bazılarının ise ağlamaya başladığını aktarıyor.
Gezici sergiler döneminden aktarılan bir anekdotta 60'lı yaşlardaki bir kadının Sakal-ı Şerifi gördüğünde ayakkabılarını çıkarıp dizlerinin üzerine çöktüğü, yaklaşık 10-15 dakika orada kaldığı ve sergiden geri geri çıkarken sırtını sakalı dönmeden ayrıldığı anlatılıyor. Bu tür tepkiler serginin ziyaretçilerde bıraktığı etkilerin somut örnekleri olarak öne çıkıyor.
Kurumsal yaklaşım ve serginin hedefi:
Güvenç Taşer sergiyi salt bir eser vitrini olmaktan öteye taşımayı hedeflediklerini söylüyor. Taşer'in ifadesiyle amaç 'insanları İslam'ın değerleriyle buluşturmak' ve eserlerin ardındaki tarihî, ruhî hikâyeleri aktarmak. Bu yaklaşım, orijinallik tartışmalarını ikinci plana almayı ve ziyaretçinin eserin öyküsünü, taşıdığı anlamı sorgulamasını teşvik etmeyi içeriyor. Taşer, örnek olarak Hazreti Hüseyin'in yolculuğuna dair sorular üzerinden izleyiciyi düşünmeye davet ediyor; Hüseyin'in öleceğini bile bile yola çıkmasının arkasındaki his, izzet ve tavır üzerinde durulması gereken noktalar olarak öne çıkarılıyor.
Müzedeki eserlerin yaklaşık %70'inin orijinal olarak sergiye ulaştığını belirten Taşer, belge ve erişim konularında şeffaf olmaya çalıştıklarını; ancak bazı emanetlerin kökeni ve edinilme biçimleri nedeniyle kesin ifadelere temkinli yaklaştıklarını ifade ediyor. Ayrıca mübarek kabul edilen parçaların yanında ibret amaçlı konulara ilişkin tasvirlerin de bulunduğu, örneğin Firavun ve Pompeii'de taşlaşan insanları anlatan eserlerin ziyaretçiyi farklı yönlerden düşündürmeyi amaçladığı vurgulanıyor.
Taşer, mübarek emanetlere yaklaşımda akıl ve kalbin birlikte çalışması gerektiğini, ziyaretçinin hem hissetmesinin hem de sorgulamasının önem taşıdığını ifade ediyor. Müzenin Türkiye'de halka doğrudan açık ilk özel Kutsal Emanetler Müzesi olduğu belirtiliyor ve serginin eser sayısının zaman içinde artırılmaya çalışıldığı aktarılıyor.
Sonuç olarak Hadim-ul Harameyn Kutsal Emanetler Müzesi, küçük bir alanda yoğun bir koleksiyon ve hikâye aktarımı sunuyor; ziyaretçilerin kısa bir ziyarette bile farklı tepkiler gösterebildiği, kimi zaman birkaç dakikada dolaşılırken kimi zaman saatlerce meşgul olunabilen bir mekan olarak tanımlanıyor.
HAZRETİ MUHAMMED SALLALLAHU ALEYHİ VESELLİM'İN MÜBAREK SAÇI