Ana Sayfa

Konforlu dijital yaşam çocukların psikolojik dayanıklılığını zayıflatıyor

Giriş: Okuma: ~2 dk Editör: Selin Yıldız
Paylaş
Dijital ekranlar ve koruyucu yaşam çocukların gerçek deneyimlerini azaltıyor; Prof. Dr. Tuncay Dilci, bunun psikolojik dayanıklılığı zayıflattığını söylüyor.

Yeni nesilde psikolojik dayanıklılık kaybı

Dijital ekranda geçirilen sürenin artması ile ebeveynlerin çocukları zararlardan koruma eğiliminin güçlenmesi, çocukların gerçek hayat deneyimlerini azaltıyor. Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, yaptıkları son araştırmanın gösterdiği tabloya göre bu sürecin çocukların psikolojik dayanıklılık düzeyini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Dilci, çocukların mücadele etme, sabretme, sorun çözme ve sosyal ilişkiler içinde kendi varlıklarını sürdürebilme becerilerinin gelişmesinin zorlaştığını vurguluyor.

dijitalleşme ve günlük deneyimlerin azalması:

Prof. Dr. Dilci, çocukların geçmişe kıyasla sokakta, okul yolunda ve akranlarıyla doğal sosyal ortamlarda daha az vakit geçirdiğini; bunun ise varoluşsal deneyimleri zayıflattığını ifade ediyor. Çok sayıda çocuğun artık yürüyerek okula gitmemesi, güvenlik endişeleri ve servis kullanımının artması, doğal öğrenme fırsatlarını sınırlandırıyor. Bu ortam eksikliği, çocukların akran ilişkilerinde mücadele etme, sınır koyma ve dayanıklılık kazanma becerilerini azaltıyor. Dilci'nin ifadesiyle, "konforlu yaşamın ürettiği yeni nesil psikolojik dayanıksızlıkla karşı karşıyayız."

Bu zayıflık sadece duygusal alanda kalmıyor; Dilci, çocukların ekonomik ve yönetsel kararlar karşısında kandırılmaya daha yatkın hale gelebileceğini, en ufak olayda kırılgan tepkiler verebileceğini belirtiyor. Dijital dünya, sosyal etkileşimlerin niteliğini dönüştürürken aynı zamanda çocukların gerçek dünyanın beklenmedik ve zorlayıcı koşularıyla yüzleşme pratiğini azaltıyor.

ebeveynlere pratik öneriler:

Prof. Dr. Dilci, ebeveynlere çocukların psikolojik dayanıklılığını güçlendirmek için somut adımlar öneriyor. Öncelikle çocukların her isteminin anında yerine getirilmemesi, beklenti erteleme ve sabrın sınanması gerektiğini söylüyor. Sorun çözme süreçlerine ebeveyn müdahalesinin azaltılması ve çocuğun kendi çözüm yollarını denemesine fırsat tanınması, uzun vadede beceri kazandırıyor.

Ayrıca Dilci, yetkinliklerin pekiştirilmesi için tekrar ve yeniden deneme fırsatları verilmesini; evdeki boş zamanların tamamının ekranla doldurulmamasını öneriyor. Ekransız anlar veya günler planlayarak çocukların yalnız başına zorlukla baş etme, gerektiğinde yardım isteme ve sosyal kaynaklardan destek almayı öğrenmeleri sağlanabilir. Yardımın mümkün olduğunu görmekle birlikte bunu sınırlı ve yapılandırılmış kılmak önemli bulunuyor.

Son olarak, duygusal düzenleme ve esnekliğin geliştirilmesi gerektiğini belirten Dilci, çocukların durumlara göre kendilerini konumlandırma, duygularını yönetme ve öfke gibi zorlayıcı duyguları düzenleme becerilerini öğrenmelerinin şart olduğunu söylüyor. Bunun temelinde ise güvenli aile bağlanmaları yer alıyor; aile içinde güvenli bir iklimin oluşturulması, çocuğun her türlü sorununu aileyle paylaşabilme olanağını arttırıyor.

Prof. Dr. Dilci, dijital araçların hayatımızda kalıcı yerinin olduğunu kabul ederken, çocukları gerçek yaşam deneyimleriyle de buluşturmanın zorunlu olduğunu vurguluyor. Araştırma sonuçları, konfor ve koruma odaklı gündelik pratiklerin uzun dönemde yeni nesillerin dayanıklılığını erozyona uğratabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle ailelerin, eğitimcilerin ve politika yapıcıların dengeyi kurmayı hedefleyen yaklaşımlar geliştirmesi gerektiği öne çıkıyor.

DİJİTAL YAŞAM ENSTİTÜSÜ BAŞKANI VE SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. TUNCAY DİLCİ

Selin Yıldız — İç Anadolu Editörü
Editör: Selin Yıldız