Ana Sayfa

köyde mısır yaprağından hasır dokumasını genç usta canlandırdı

Giriş: Güncelleme: Okuma: ~2 dk Editör: Hazal Tunç
Paylaş
Soğucak köyünde 100 yılı aşkın süredir süren mısır yaprağı hasır örme geleneği, 19 yaşındaki Melih Koyuncu'nun yaptığı dokuma tezgahıyla yeniden canlandı.

Soğucak'ta hasır geleneği yeniden canlanıyor

Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı Soğucak köyünde, yaklaşık 100 yılı aşkın süredir devam eden mısır yaprağından hasır örme geleneği, gençlerin girişimiyle yeni bir nefes aldı. Köyde mısır koçanlarının yaprakları kurutulup geleneksel yöntemlerle işleniyor ve örülen hasırlar hem kullanım hem de paylaşım amacıyla değerlendiriliyor.

genç usta tezgahı yeniden kurdu:

Bu geleneği yaşatmak isteyen 19 yaşındaki Melih Koyuncu, kendi imkanlarıyla geleneksel bir dokuma tezgahı yaptı ve köydeki büyüklerin el emeğini tekrar canlandırdı. Koyuncu, tezgahın yapım sürecini ve amaçlarını şöyle anlattı: "Eskiden yokluk varmış, büyüklerimiz mısır yapraklarını değerlendirirlermiş. Büyük tezgahlarda mısır yaprağından hasır yapıyorlarmış. O büyük tezgahlar eski evlerde kaldı ve evler yıkıldı. Tezgahlarımız odun ve ahşaptan olduğu için hep çürüdü. Bu minyatür dokuma tezgahını ben yaptım. Erişlerini hazırladım, çerçeve yaptım ve erişleri çerçeveden geçirdik. Tefeyi matkapla delerek hazırladım. Tefe gerdirmek için kullanılır. Kendi imkanlarımla yaptığım bu dokuma tezgahında büyüklerimiz örüyor. Eskiden ördükleri hasırları yerlere döşerlerdi, eşek, at arabalarına ve divanlara koyarlarmış. Bu dediklerim hepsi mısır yapraklarıyla yapılıyor. Köydeki bütün kadınlarımız örmeyi biliyor ama tezgahlarımız yok. Ben eskiyi canlandırmak amacıyla bu dokuma tezgahını yaptım. Canı sıkılan geliyor, hasırları örüyor, vakit geçiriyor ve sosyalleşmiş oluyor"

kadınların anıları ve ortak sofralar:

Köyde geleneksel tekniği yaşayanlardan Rukiye Süngü (74), hasır örmenin çocukluğundan beri hayatlarının parçası olduğunu vurguladı: "Biz hasırı öreriz, sereriz, satarız. Bu köydeki herkes hasır örmeyi bilir. Hasır örmeyeli 10 sene oldu aldık. Eskiden 30-40 sene yaptık. Ben daha küçük bir kız çocuğuyken bile hasır yapardım. Mısırın koçanını soyarız, koçanı ayrı koyarız, büyük yapraklarını ve küçük yapraklarını seçeriz, asır tezgâhını ayarlarız ve 3-4 arkadaş hep beraber öreriz. Az önce söylediğimiz Pomak türküsüdür. Herkes yapamaz bu işi. Ben kız çocuğuyken dahi yapardım. Eskileri çok özlüyorum".

Bir diğer yaşlı usta Sabriye Bars (81) ise hasır örülürken komşularla paylaşılan yemekleri hatırlattı: "12-15 yaşından beri hasır yapmaya başladık. Mısırı soyarız, yenecek yerini bir tarafa yaprağını bir tarafa ayırıp onunla hasır örerdik. Arkadaşlarım hasır örüyor ben de onlara yemek hazırlıyorum. Bu yemeğin adı bin kardeş, kalbıra da derler. Hamuru tepsiye dökerdik, tereyağı, kırmızı pul biber ve sarımsak koyardık. Piştikten sonra sofrada aynı tepsinin içinde hep beraber yerdik".

Melih'in yaptığı minyatür tezgâh, hem el emeğini yeniden görünür kıldı hem de köydeki kadınların bir araya gelip sosyalleşmesine olanak sağladı. Köyde hasır bilginin nesiller arası aktarımı, mevcut malzeme ve tezgâh eksikliğinin giderilmesiyle tekrar gündelik hayata dönerken, geleneksel teknik ve anıların korunması da hedefleniyor.

KIRKLARELİ’NİN VİZE İLÇESİNE BAĞLI SOĞUCAK KÖYÜ’NDE, UNUTULMAYA YÜZ TUTAN MISIR YAPRAĞINDAN HASIR ÖRME GELENEĞİ, MELİH KOYUNCU’NUN YAPTIĞI DOKUMA TEZGAHIYLA YENİDEN HAYAT BULDU

Hazal Tunç — Kültür Sanat Editörü
Editör: Hazal Tunç