Lefkara'nın dokusunu geleceğe taşıyan iğne: Pembe Kazan'ın yorumu
Lefkara nakışı gelenekten bugüne taşınıyor:
Pembe Kazan, Türkiye’de Lefkara nakış tanıtım sanatçısı unvanına sahip, 3 çocuk annesi bir tasarımcı olarak Lefkara nakışını geleneksel motiflerini koruyarak modern tasarımlara taşıyor. UNESCO tarafından koruma altına alınmış bu el işçiliğini hobi olarak öğrendiğini anlatan Kazan, uygulamalarını ve malzeme tercihlerini uzun süre sürdürdüğü bir deneyim sonucu şekillendirdiğini söylüyor.
Kumaş ve teknik özellikleri:
Lefkara nakışı, İrlanda keteni denilen özel bir kumaş üzerine işleniyor. Kazan, bu ketenin ütü ve sıcak buharla eski formunu geri kazandığını, zamanla ipeksi bir görünüm aldığına dikkat çekiyor: "Keten işlendikten sonra formu bozulsa dahi tekrar ütülediğinizde aynı forma geri kavuşuyor. ...20-25 yıl kullanıldığında, bu sefer ipeksi bir hal alıyor." Bu fiziksel özellik, ürünü kullandıkça estetik ve dayanım açısından olumlu etkiliyor.
Motiflerin korunması ve modernizasyonu:
Kazan, Lefkara'yı diğer nakışlardan ayıran özellikleri şöyle özetliyor: "Asla düğüm kullanılmaz ve motifler öyle bir yerleştirilir ki ustalıkla yerleştirilince ölçülerini ve modellerini değiştiremezsiniz." Eskiden çeyiz ürünü olarak hazırlanan desenleri günümüzde çanta, abajur, duvar saati ve kırlent kılıfı gibi kullanım alanlarına uyarladıklarını belirtiyor. Renk paleti konusunda ise Lefkara'nın sınırlı bir tercih sunduğunu vurgulayarak, "İp rengi çok önemli... Lefkara nakışında haki renkler hakimdir. Bir de beyazla krem kullanılabilir" diyor. Kazan, motiflerin geçmişini bozmadan geleceğe aktarılmasının önemine dikkat çekiyor.
Kaynak, süre ve eğitim:
Lefkara kumaşının temini günümüzde zorluklar barındırıyor; Kazan, "Bu kumaşın maalesef Türkiye’de ve Kıbrıs’ta yapılmadığını gördüm" diyerek malzeme tedarikinin sınırlı olduğunu aktarıyor ve ekliyor: "Her sene Kıbrıs’a giderim, Ada’dan kumaşımı ipimi alır gelirim." Ada üzerinde şu an kumaşı satan kişinin sayısının az olduğuna dair gözlemini de paylaşıyor: "Ada’da şu an 3 kişi satıyor."
İşin değeri ve bitirme süresi işlenen motiflerin sayısına ve derinliğine bağlı; Kazan, "Bir örtüyü bir ayda da, 3 ayda da, bir yılda da işleyebilirsiniz. İçine koyduğunuz motiflerin, sayıların, desenlerin ağırlığı sizin o yaptığınız işin süresini değiştirir" diyor. Bu yaklaşım hem zanaatın değerini hem de üretim sürecinin esnekliğini gösteriyor.
El işi, terapi ve kuşaklara aktarım:
Özel bir üniversitede Lefkara nakışını ders olarak veren Kazan, el işi yapan kişinin iç dünyasına temas eden bir yaklaşım benimsiyor: "İğneyle kumaşı birleştirdiğiniz zaman kendinize gelirsiniz. Özünüzü bulursunuz. İğne tuttuğunuzda karşınızdaki insanı anlayabilirsiniz." Ona göre bu zanaatın cinsiyeti yok; her nesil ve her insan Lefkara nakışını işleyebilir ve güzellikleriyle sergileyebilir.
Lefkara nakışının hem malzeme hem de ustalık açısından taşıdığı özgünlük, geleneksel motiflerin korunarak günlük nesnelere dönüştürülmesiyle kültürel mirasın canlı tutulduğunu gösteriyor. Pembe Kazan’ın çalışmaları, bu el işinin yalnızca geçmişin bir izi değil, aynı zamanda bugünün yaşamına entegre edilebilen bir estetik dil olduğuna işaret ediyor.
PEMBE KAZAN