meme kanserinde risk bilmek yetmez, düzenli kontrol şart
Meme kanserinde risk bilincinin ötesinde düzenli kontrolün önemi
Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ümit Turan, meme kanserinin her zaman belirgin bir risk faktörüyle ortaya çıkmadığını vurguluyor. Hastalığın görülme sıklığındaki artış, erken tanının önemini artırırken, kadınların kendi vücutlarını tanıması ve değişiklikleri takip etmesinin tedavi başarısını yükselttiğine dikkat çekiyor.
Hastalığın yaygınlığı ve risk faktörleri:
Turan, meme kanserinin gelişmiş ülkelerde kadınlarda en sık rastlanan kanser türlerinden biri olduğunu belirterek, hastalığın yaklaşık her 8 kadından 1’ini etkilediğini aktarıyor. Yaş, aile öyküsü, genetik yatkınlık ve bazı yaşam tarzı alışkanlıkları bilinen risk faktörleri arasında yer alıyor. Ancak bir risk faktörünün varlığı, kişinin kesinlikle meme kanserine yakalanacağı anlamına gelmiyor; aynı şekilde bilinen bir risk faktörü bulunmayan kadınlarda da hastalık gelişebiliyor.
Ailede birden fazla kişide meme veya yumurtalık kanseri görülmesi, hastalığın genç yaşta ortaya çıkması ya da bilinen genetik mutasyonların varlığı durumunda hastalık riski belirgin şekilde artıyor. Turan, özellikle genetik yatkınlığın bulunduğu durumlarda riskin yüzde 50’nin üzerine çıkabileceğini ifade ediyor ve bu durumda uzman hekim değerlendirmesinin önemini vurguluyor.
Erken tanı için hangi belirtiler önemsenmeli:
Memede veya meme başında ortaya çıkan bazı değişiklikler kanser anlamına gelmeyebilir fakat mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Turan, dikkat edilmesi gereken bulgular arasında ele gelen kitle, meme başında içe doğru çekilme, kanlı akıntı, ciltte kızarıklık veya kalınlaşma, kaşıntı ve pullanma ile portakal kabuğunu andıran görünümü sayıyor. Bu tür belirtilerden herhangi biri fark edildiğinde gecikilmeden meme sağlığı konusunda deneyimli bir hekime başvurulması gerektiğini belirtiyor.
Tarama ve muayene önerileri:
Doç. Dr. Ümit Turan, standart risk grubundaki kadınlar için önerilen uygulamaları şu şekilde sıralıyor: 20 yaşından itibaren kendi kendine meme farkındalığının sağlanması ve memelerdeki değişikliklerin takip edilmesi; 35 yaşından itibaren yılda bir klinik meme muayenesinin uzman hekime yaptırılması; 40 yaşından itibaren iki yılda bir, 50 yaşından itibaren ise her yıl mamografik taramaların gerçekleştirilmesi.
Turan ayrıca, ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan veya genetik açıdan yüksek risk taşıyan kadınlarda tarama başlangıç yaşı ve yönteminin farklılık gösterebileceğini; bu nedenle risk durumunun bir uzman tarafından değerlendirilip kişiye uygun takip programının belirlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak, meme kanseri risk faktörlerini bilmek önemli olsa da erken tanı ve düzenli tarama uygulamaları hastalıkla mücadelede belirleyici rol oynuyor. Kadınların kendi vücutlarını takip etmeleri ve şüpheli bir belirti halinde zaman kaybetmeden uzman hekime başvurmaları gerekiyor.
GENEL CERRAHİ UZMANI DOÇ. DR. ÜMİT TURAN, HERHANGİ BİR RİSK FAKTÖRÜNÜN BULUNMASININ KİŞİNİN MUTLAKA MEME KANSERİNE YAKALANACAĞI ANLAMINA GELMEDİĞİNİ BİLİNEN BİR RİSK FAKTÖRÜ BULUNMAYAN KADINLARDA DA MEME KANSERİ GELİŞEBİLDİĞİNİ SÖYLEDİ.