Mikroplastiklerin kanser bağlantısı belirsizliğini koruyor, araştırmalar sürmeli
Mikroplastiklerin kanser ilişkisinde belirsizlik: uzman uyarısı
Plastik üretiminin artmasıyla birlikte çevrede giderek yaygınlaşan mikroplastik ve nanoplastik parçacıkları hava, su ve toprakta daha sık tespit ediliyor. Bu parçacıkların insan vücudunda farklı doku ve biyolojik örneklerde bulunması, kamu sağlığı açısından yeni soruları gündeme getiriyor. Liv Hospital Ulus Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Günaldı, bu konunun dikkatle araştırılması gerektiğini vurguluyor.
Prof. Dr. Günaldı konuya ilişkin, "Mikroplastiklerin kanserle ilişkisi henüz kesin olarak kanıtlanmış değil ancak araştırmalar yakından takip edilmeli" diyerek mevcut verilerin temkinli yorumlanması gerektiğini söyledi.
mikroplastiklerin tespiti ve sağlık soruları:
Son yıllarda yapılan çalışmalarda akciğer, kolorektal, mide, serviks, meme, pankreas ve prostat kanserleri gibi çeşitli tümör dokularında mikroplastik parçacıkları tespit edildi. Bu bulgular, mikroplastiklerin tümör biyolojisi üzerindeki olası etkilerinin araştırılması açısından önem taşıyor; ancak bir parçacığın tümör dokusunda bulunması tek başına nedensellik kanıtı sayılmıyor. Bugün için mikroplastik maruziyetinin insanlarda kanser görülme sıklığını doğrudan artırdığını ortaya koyan yeterli epidemiyolojik kanıt bulunmuyor.
mümkün mekanizmalar ve deneysel bulgular:
Deneysel çalışmalar, mikroplastiklerin kronik inflamasyon, oksidatif stres ve hormonal sistemler üzerinde etkili olabileceğine işaret ediyor. Ayrıca hücre çoğalması ve hayatta kalmasını düzenleyen PI3K/Akt/mTOR ve Wnt/-katenin gibi sinyal yolakları deneysel düzeyde inceleniyor. Mikroplastiklerin yüzeylerinde çevresel kirleticileri taşıyabilmesi de parçacıkların vücuttaki etkilerini daha karmaşık hale getiriyor; bu nedenle laboratuvar mekanizmalarının insan sağlığı üzerindeki sonuçları dikkatle değerlendirilmeli.
Prof. Dr. Günaldı, laboratuvar bulgularının değerli olduğunun altını çizerek, "Bu bulgular mikroplastiklerin tümör biyolojisi üzerindeki olası etkilerinin araştırılması açısından önem taşıyor. Ancak laboratuvar ortamında ortaya konan mekanizmaların insanlarda doğrudan kanser nedeni olarak kabul edilebilmesi için daha kapsamlı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç var" ifadelerini kullandı.
zaman örtüşmesi nedensellik anlamına gelmez:
Mikroplastiklerin yaygınlaşması ile bazı kanserlerin daha genç yaşlarda görülme sıklığının artması arasında zaman örtüşmesi gözlemlenebilir, ancak bu durum doğrudan nedensellik anlamına gelmiyor. Obezite, fiziksel hareketsizlik, beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımındaki değişimler ile diğer çevresel etkenler aynı dönemde rol oynuyor. Bu nedenle mikroplastikleri tek başına sorumlu tutmak bilimsel olarak doğru olmaz.
Kanserden korunmada, kanıtlanmış risk faktörlerine odaklanmanın öncelikli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Günaldı, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmanın, sağlıklı kilonun korunmasının, düzenli fiziksel aktivitenin, dengeli beslenmenin ve risklere uygun taramaların önemine dikkat çekti. Buna ek olarak, plastik kaynaklı maruziyeti azaltacak pratik önlemler—gereksiz plastik kullanımından kaçınmak, sıcak yiyecek ve içecekleri plastik kaplarda uzun süre bekletmemek—makul ve uygulanabilir adımlar olarak öneriliyor.
Prof. Dr. Günaldı sözlerini, "Bugün elimizdeki veriler mikroplastiklerin tamamen zararsız olduğunu göstermiyor; ancak insanlarda kansere neden olduğunu kesin olarak ortaya koyan yeterli kanıt da bulunmuyor. Bu nedenle konuya ne gereksiz bir korkuyla ne de tamamen önemsizmiş gibi yaklaşmak gerekiyor. Mikroplastiklerin vücutta birikimi, biyolojik etkileri ve uzun vadeli sağlık sonuçlarının daha iyi anlaşılması için kapsamlı araştırmalara ihtiyaç var" şeklinde tamamladı.
PROF. DR. MERAL GÜNALDI