Ana Sayfa

Mobil tırla 240 kovanı taşıyıp 2 bin 200 rakımda doğal bal üretiyorlar

Giriş: Okuma: ~4 dk Editör: Deniz Yılmaz
Paylaş
Antalya'dan Konya'nın yüksek yaylalarına taşınan 240 kovanlı mobil tırda, arılara şeker verilmeyerek tamamen doğal çiçek balları üretiliyor.

Manavgat'tan Bozkır yaylalarına uzanan mobil arıcılık

Kış aylarını Antalya'nın Manavgat ilçesinde geçiren arıcılar, ilkbaharla birlikte arılarını kilometrelerce taşımak için kendi tasarımları olan mobil tırı kullanıyor. İş insanı Hüseyin Tepe tarafından hayata geçirilen sistemde, tır içinde ve çevresinde toplam 240 kovan yer alıyor. Arılar, mayıs başında yaklaşık 1.500 rakıma, temmuz başında ise yaylanın zirvesi olan 2 bin 200 rakıma çıkarılarak doğadaki çiçeklerden toplanan nektar ve polenle bal üretiyor.

Mobil tırın teknik düzeni ve bakım kolaylığı:

Tırın içinde sağda 120, solda 120 olacak şekilde yerleştirilen kovanlar, her birinde 20'şer çıta barındırıyor. Kovanlar raylı sistem üzerine kurulmuş; tırın üstü açılıp kapanabiliyor ve bakım gerektiğinde kolayca erişim sağlanıyor. Yetkililer, kovanlara kat atmadıklarını; iç düzenin arı sağlığını ön planda tutacak şekilde planlandığını belirtiyor. Ayrıca sahada yaklaşık 200 civarında dışarıda bulunan kovan da bulunduğu ifade ediliyor.

Yüksek rakımda doğal üretim:

Arıların beslenmesinde üç aydır hiçbir şeker takviyesi yapılmıyor; arıcılık ekibi, arıların doğadan getirdiği ürünü almakla yetiniyor. Yaylada yoğun olarak bulunan bitkiler arasında geven, taş kekiği, yer kekiği ve şalba sayılıyor. Arıların halen doğadan polen toplaması, üretimin doğallığını ve balın karakterini belirleyen en önemli unsurların başında geliyor.

Arıların bakımını üstlenen 39 yaşındaki Mahmut Baş, tırın düzenini ve üretim anlayışını şöyle özetliyor: "Arılara 3 aydan bu yana hiçbir şey vermiyoruz. Doğadan gelen tamamen doğal bal." Baş, projenin hem arıcı işini kolaylaştırdığını hem de arı sağlığını gözettiğini vurguluyor.

Hasat, kalite ve verim beklentileri:

Bu sezon için 5-5,5 ton civarında bal hasadı bekleniyor. Geçen yıl yapılan analizde balın 760 protein değeri ve %5 şeker oranı tespit edilmiş; üretimden önce her parti analize gönderiliyor. Baş, kaliteyi korumak amacıyla hiçbir kimyasal kullanılmadığını, markanın sahibinin yaklaşımını da şu sözlerle aktarıyor: "Hüseyin Tepe, ‘Bir kilo da bal çıksa bizim balı verdiğimiz insanı memnun edecek’ diyor."

Doğal üretimin verimi, şeker takviyesiyle elde edilebilecek verimin altında kalıyor. Baş, "Biz arılara şeker verseydik, 450 kovandan yaklaşık 20 ton alırdık" diyerek amaçlarının çok bal almak değil, doğal üretim olduğunu belirtiyor. Bir kovandan ortalama 15 kilogram bal alındığını, çiçek bolluğuna göre bu miktarın 1 kilogram ile 20 kilogram arasında değişebildiğini aktarıyor.

Arı sağlığı, kış hazırlığı ve genetik kontrol:

Hasatta arıların kışlık yiyecekleri gözetiliyor; üst katlardaki ballar alınıp, taban katındaki kışlık stok arılar için bırakılıyor. 70 yaşındaki Halil İbrahim Baş bu uygulamanın hayati olduğunu vurgulayarak, "Kovanların üst katlarındaki balları alırız. Taban katındaki balı ise arıların kışın yiyeceği olarak bırakırız. Ona dokunmayız" diyor. Mevsimsel süreçlerde arıların ömrünün yazın yaklaşık 40 gün, kışın ise 6 aya kadar uzadığı hatırlatılıyor.

Damızlık konusu da üretimin sürdürülebilirliğini sağlıyor. Dışarıdan ana arı satın alınmıyor; ekip kendi damızlık kovanlarından ana arı üretiyor. Baş, dört damızlık kovanla ana arıları kendilerinin temin ettiğini ve dışarıdan ana arı alınmadığını belirtiyor.

Güvenlik önlemleri ve teknoloji entegrasyonu:

Yaylada geçen yıl 16 kovanın ayılar tarafından parçalandığı vakası sonrasında, bu yıl kovan çevreleri telle çevrildi; ışık, hareket sensörleri ve alarm sistemleri kuruldu. Baş, sensörlerin bir tavşanı bile algılayacak hassasiyette olduğunu ve bu önlemler sayesinde bu yıl ayı zararının yaşanmadığını söylüyor.

Mobil tırın tasarımcısı ve projenin sahibı Hüseyin Tepe, tırda arıcıların yaşam alanı, kamera sistemi, güneş enerjisi paneli ve tank gibi donanımların yer aldığını belirtiyor. Tepe, teknolojiyi arıcılıkla birleştirirken arının doğal yaşamına müdahale edilmemesine özen gösterdiklerini, balın miktarından önce kalitenin geldiğini vurguluyor.

Satış, analiz ve gelecek hedefleri:

Üretilen ballar analizlerden geçirildikten sonra satışa sunuluyor ve ürünler Türkiye genelindeki mağazalarda tüketicilerle buluşturuluyor. İlerleyen yıllarda hedef, bu doğal balı yurt dışına ulaştırmak ve ihracat yapmak olarak açıklanıyor.

Operasyon takvimi ise şu şekilde işliyor: Arılar yaz boyunca yaylada kalıyor; ekim ayı ortalarına doğru (yaklaşık 10 Ekim) tır Manavgat'a geri götürülüyor. Kasım ayından sonra arılara herhangi bir müdahale yapılmıyor; şubat ayında kovanlar dezenfekte edilip çoğaltma ve bakım çalışmalarına yeniden başlanıyor. Ekip yılda bir defa bal hasadı yapıyor ve doğal üretimi öncelikli tutuyor.

Mahmut Baş son olarak arıya gösterilen özenin altını çiziyor: "Arıya çocuk bakar gibi bakmak gerekiyor. Bir arının bile bizim için büyük önemi var." Bu yaklaşım, mobil tır projesinin hem üretim hem de sürdürülebilirlik hedefleriyle örtüştüğünü gösteriyor.

KIŞ AYLARINI ANTALYA'NIN MANAVGAT İLÇESİNDE GEÇİREN ARICILAR, İLKBAHARLA BİRLİKTE TIR İLE ARI KOVANLARINI KİLOMETRELERCE UZAĞA TAŞIYARAK, KONYA'NIN YÜKSEK RAKIMLI YAYLALARINDA DOĞAL BAL ÜRETİMİ YAPIYOR.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Deniz Yılmaz — Ekonomi Editörü
Editör: Deniz Yılmaz