Ana Sayfa

Okula dönüş stresinde çocuğun duygusuna eşlik etmek önem kazanıyor

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Okula dönüş ders başlangıcı değildir; rutin değişimi, ayrılma kaygısı ve tekrarlayan karın/baş ağrıları izlenmeli, gerekirse kademeli destek düşünülmeli.

Okula dönüş yalnızca derslerin başlaması demek değildir:

İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir’den Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Yağmur, okula başlama sürecinin yalnızca akademik bir geçişten ibaret olmadığını vurguluyor. Gece uyuma ve sabah rutinlerinin değişmesi, ebeveynden ayrılma, arkadaşlarla yeniden ilişki kurma ve okulda üstlenilecek sorumluluklar çocuğun deneyimini belirliyor. Tatil boyunca esnek düzene alışan bazı çocuklar için erken kalkma ve planlı bir güne dönüş zorlayıcı olabilir; yeni sınıf, öğretmen veya değişen arkadaşlık dinamikleri de uyumu geciktirebilir.

okula uyum belirtileri ve bedensel yakınmalar:

İlk günlerde ve ilk haftalarda görülen ağlama, ebeveynden ayrılma zorluğu, okul için gitmek istememe, sabah karın ağrısı veya uykuya dalma güçlüğü çoğu zaman beklenen tepkilerdir ve zamanla hafifleyebilir. Ancak Psk. Yağmur, karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi bedensel yakınmaların ciddiye alınması gerektiğini söylüyor. Bu tür yakınmalar özellikle okul günlerinin sabahlarında tekrarlıyor, tatil günlerinde azalıyor ve süreklilik gösteriyorsa hem fiziksel değerlendirme yapılmalı hem de kaygı açısından değerlendirme düşünülmelidir.

iletişim ve ebeveyn yaklaşımı nasıl olmalı:

Psk. Yağmur, ebeveynlerin çocuğun duygusunu küçümsemeden önce o duyguya eşlik etmesinin daha yararlı olduğunu belirtiyor. "Korkacak hiçbir şey yok" veya "okulu seveceksin" gibi iyi niyetli ama soyut ifadeler çocuğun anlaşılmadığını hissettirebilir. Daha gerçekçi ve sakin bir dil, örneğin yeni sınıfa başlama hissinin zor ya da heyecan verici olabileceğinin kabulü, çocuğun güven duymasına yardımcı olur. Uzun sorgulamalar yerine "Seni en çok düşündüren şey ne?" veya "İlk günü kolaylaştırmak için ne yapabiliriz?" gibi kısa, somut sorular tercih edilmeli.

Ayrıca sınırlar kararlı şekilde korunmalı; duyguyu kabul etmek ile okuldan uzak kalmaya izin vermek farklıdır. Tehdit etmek, utandırmak veya başka çocuklarla kıyaslamak genellikle işe yaramaz. Kaçınma davranışı kısa vadede rahatlama sağlasa da zamanla kaygının pekişmesine yol açabilir. Bu nedenle aile ve okulun uyumlu bir yaklaşım benimsemesi, kademeli ve çocuğun ihtiyacına göre hazırlanmış bir plan oluşturulması önem taşıyor.

günlük rutinler ve pratik öneriler:

Uyku ve günlük düzenin aşamalı olarak yeniden ayarlanması öneriliyor; okul öncesi saatlerin kademeli olarak erkene çekilmesi ve yatmadan önce ekran kullanımının azaltılması uygulamaya geçirilebilecek kolay adımlar arasında. Okul hakkında sürekli bilgi almak için sık sık sorular sormak kaygıyı artırabileceği için çantayı birlikte hazırlamak gibi kısa ve doğal konuşmalar yeterli olabilir.

ne zaman profesyonel destek gerekebilir:

Psk. Yağmur, aşağıdaki durumların daha yakından değerlendirme gerektirdiğini vurguluyor: yoğun ve tekrarlayan ağlama, okula gitmeyi sürekli reddetme, tekrarlayan karın ağrısı, panik benzeri belirtiler, okulda kalamama, sosyal çekilme veya akademik işlevde belirgin düşüş. Belirtiler zamanla azalmıyor ya da şiddetleniyorsa çocuk ve ergen psikiyatristi ya da çocuk ruh sağlığı uzmanına yönlendirme düşünülmeli. Bedensel yakınmalar yalnızca psikolojik kabul edilmemeli; gerekli görüldüğünde çocuk hekimi ile eş zamanlı değerlendirme yapılmalıdır.

Son olarak Psk. Yağmur, ebeveyn kaygısının çocuğa yansıyabileceğine dikkat çekiyor. Ebeveynin hiç kaygılanmaması beklenmemeli; asıl önemli olan kendi kaygısını çocuk yanında düzenleyebilmek ve güven veren, kararlı bir tutum sergilemektir. Her çocuğun uyum hızı farklıdır; karşılaştırma yapmak yerine çocuğun kendi gelişimini izlemek daha sağlıklıdır.

İSTİNYE ÜNİVERSİTESİ LİV HOSPİTAL BAHÇEŞEHİR’DEN ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOĞU BUSE YAĞMUR

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol