Ana Sayfa

Okullarda kopya şiddet ve sosyal bulaşma riskine karşı koordinasyon çağrısı

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Uzm. Psk. Çağatay Demirel, okullarda artan şiddetin sosyal bulaşma ve 'kopya şiddet' riskine dikkat çekti; medya, okul ve aile iş birliğinin önemini vurguladı.

salgın gibi yayılan davranış: sosyal bulaşma ve kopya şiddet

Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Uzm. Psk. Çağatay Demirel, Manisa, Başakşehir ve Esenyurt'ta yaşanan okul içi şiddet olaylarının ardından sosyal yayılma riskine dikkat çekti. Demirel, bu tür olayların birbirinden tamamen bağımsız öfke patlamaları olarak görülmemesi gerektiğini; ancak her yeni vakânın da otomatik olarak öncekinin direkt sonucu sayılmaması gerektiğini belirtti. Gerçek riskin, zaten kırılgan durumda olan gençlerde yoğunlaştığını vurguladı.

Demirel, sosyal bulaşmayı "bir davranışın ya da duygunun insandan insana, çoğu zaman hiç tanışmadan geçmesi" şeklinde tanımladı. Ekranlarda uzun süre dönen ağır şiddet görüntülerinin, kendini görünmez hisseden bir genç için o eylemi "duyulmanın bir yolu" gibi gösterebileceğini belirterek, korku ve öfkenin de aynı mekanizmalarla yayıldığını ifade etti. Ancak Demirel, bu haberleri izleyen çocukların büyük çoğunluğunun şiddete yönelmeyeceğini de ekledi.

kopya şiddetin tetikleyicileri:

Uzun süre dışlanmış veya zorbalığa uğramış bir ergenin, failin gördüğü ilgiyi ve görünürlüğü taklit etmeye eğilimli olabileceğini söyleyen Demirel, kanlı görüntülere tekrar tekrar maruz kalmanın duyarsızlaştırma etkisi yarattığını belirtti. Bu duyarsızlaşma, bir gencin içinde biriktirdiği öfkeyi harekete geçirerek başkalarının eylemlerini taklit etme eğilimini güçlendirebilir. Demirel’e göre belirleyici unsur, olayların nasıl anlatıldığıdır; saldırganın adı, görüntüler, kullanılan araçlar ve notlar sürekli öne çıkarıldığında bilinçsizce taklit edilebilir modeller ortaya çıkıyor.

medya, okul ve ailenin tamamlayıcı rolleri:

Demirel, medyanın kullandığı dilin zincirin kıvılcımı olduğunu belirterek, kıvılcımın neye dönüşeceğini belirleyen unsurun çocuğun aile ve okuldaki destek mekanizmaları olduğunu söyledi. Bu yüzden medya, okul ve ailenin birbirini tamamlaması gerektiğini vurguladı. Haber dilinin değişmesi gerektiğini, olay anına ait kayıtların, yaralanma görüntülerinin ve kullanılan aletlerin paylaşılmaması gerektiğini ifade etti.

Ayrıca Demirel, kamuoyunun bilgilendirilmesinin önemli olduğunu ancak haberin odağının fail değil; olayın ciddiyeti, mağdurlara sunulan destek ve hukuki süreç olması gerektiğini belirtti. Görüntülerin çoğaltılmasının yalnızca basın kuruluşlarının sorunu olmadığını, ailelerin ve öğretmenlerin de bu kayıtları mesajlaşma gruplarında paylaşmaktan kaçınmasının hayati önem taşıdığını söyledi.

okul rehberliği ve erken uyarı işaretleri:

Okul rehberlik servislerinin rolüne dikkat çeken Demirel, uyarı işaretlerinden hiç birinin tek başına şiddet göstergesi olmadığına işaret etti; içine kapanmak tek başına kimseyi tehlikeli yapmaz. Ancak dışlanma, yoğun öfke, umutsuzluk ve tehdit veya hedef gösterme içeren paylaşımların bir araya gelmesi durumunda rehberlik servisi vakit kaybetmeden devreye girmelidir, amacı cezalandırmak değil o gence zamanında ulaşmak olmalıdır.

Demirel, arkadaşındaki tehlikeli durumu bildiren öğrencinin yaftalanma korkusu yaşamaması gerektiğini; olaydan etkilenen öğrencilerin psikolojik olarak izlenmesi ve gerektiğinde profesyonel desteğe yönlendirilmesinin sistemin ayrılmaz parçası olduğunu vurguladı. Evde ise çocuğun okula gitmek istememesi, karnı veya başının ağrımış gibi somatik yakınmalar, uyku sorunları gibi tepkilerin çoğunlukla geçici olduğunu ve sakin bir yetişkinin varlığının bunları hafifletebileceğini belirtti.

Ev ortamında sorunların bağırarak, cezayla veya güçle çözüldüğü bir modelin çocukta problem çözme dilini etkilediğini söyleyen Demirel, ergenlikle açıklanıp göz ardı edilen yalnızlık veya öfke belirtilerinin aile tarafından fark edilmesi gerektiğini ifade etti. Ailelere çocuklarına suç yüklemeden, açık ve sakin sorularla iletişim kurmaları; arkadaş çevresini ve dijital hayatı baskılamadan ama izleyerek takip etmeleri ve yaşa uygun filtrelerle şiddet içerikli platformlara erişimi sınırlamaları önerildi.

Konuşmasını, "Okul güvenliği zil çaldığında başlamaz; ailede, sınıfta ve ekranda başlar" diyerek tamamlayan Demirel, medyayı failleri görünür kılan sansasyonel dilden vazgeçmeye, okulları koruyucu rehberlik mekanizmalarını güçlendirmeye ve aileleri çocuklarıyla yakın, açık bir bağ kurmaya davet etti.

UZM. PSK. ÇAĞATAY DEMİREL

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol