Ana Sayfa

Pandemi hazırlığında kapsayıcılık ön plana çıktı: KUISCID uluslararası lansmanda Türkiye'yi temsil etti

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
NUS ve The Lancet ortaklığındaki PRIME raporu New York'ta tanıtıldı; Türkiye ayağına KUISCID katkı sundu, PRIME Test ve uygulama dönemi öne çıktı.

KUISCID katkısıyla Türkiye deneyimi PRIME raporuna yansıdı

Singapur Ulusal Üniversitesi (NUS) ile The Lancet iş birliğiyle kurulan NUS-Lancet PRIME Komisyonu, "Eşitlik için Pandemiye Hazır Olma Dönüşümü" başlıklı raporunu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Üst Düzey Haftası kapsamında New York'ta tanıttı. Türkiye çalışmaları, Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KUISCID) ve Bahçeşehir Üniversitesi katkısıyla yürütüldü; KUISCID Kurucu Direktörü Prof. Dr. Önder Ergönül ile Prof. Dr. Özge Karadağ isimleri bu sürece net katkı sağladı.

Araştırma kapsamı ve Türkiye'nin rolü:

Komisyon, 20 ülkede üç yıl boyunca toplanan veriler, altı kapsamlı kanıt incelemesi, gelecek senaryoları ve epidemiyolojik modellemeleri bir araya getirerek pandemiye hazırlık anlayışını laboratuvar kapasitesi ve aşı stoklarının ötesine taşıyor. Rapor; hükümet, sivil toplum ve özel sektörden sağlanan saha verilerini kullanarak, sağlık sistemlerinin işleyişi ve sosyal koşulların pandemik dayanıklılık üzerindeki etkisini öne çıkarıyor. Türkiye deneyimi KUISCID ve Bahçeşehir Üniversitesi katkılarıyla hem yerel uygulamaları hem de sağlık çalışanlarının karşılaştığı pratik zorlukları rapora taşıdı.

Beş temel kırılganlık alanı ve sağlık çalışanlarının yeri:

PRIME Komisyonu, gelecekte toplumların korunmasını zorlaştırabilecek beş sistemik kırılganlık alanı belirledi: temel ihtiyaçların güvencesizliği; barınma ve kalabalık yaşam koşulları; sağlık ve sosyal koruma hizmetlerine erişimde idari engeller; kurumlara ve sağlık bilgilerine yönelik güven kaybı; ve kırılgan sağlık ile sosyal sistemler. Raporda, belirli grupları doğrudan "kırılgan" ilan etmek yerine, insanları kırılgan hale getiren sistemlerin değiştirilmeye odaklanılması gerektiği vurgulanıyor. Türkiye analizi sağlık çalışanlarını öne çıkan bir grup olarak tanımlayarak, enfeksiyon riskinin yanı sıra işleyiş, güven ve sosyal koşulların önemini ortaya koydu.

Aşı modellemeleri, PRIME Test ve uygulama adımları:

Raporun modellemeleri, varsayımsal bir Influenza A pandemisinde aşıların hızlı geliştirilmesi ve dağıtımıyla can kayıplarının 58,5 milyondan 23,9 milyona düşürülebileceğini gösteriyor; bu, yaklaşık yüzde 59 azalma anlamına geliyor. Ayrıca aşıların satın alma gücüne göre değil nüfus temelli adil dağılımı, özellikle orta gelirli ülkelerde 2,7 milyon can kaybının önlenmesine yardımcı olabileceği; toplumun aşıya güvenini güçlendirici uygulamaların ise ek 1,9 milyon hayat kurtarabileceği hesaplandı.

Komisyon, ülkelerin hazırlıklarını değerlendirebilmeleri için yeni bir çerçeve olan PRIME Test'i geliştirdi. PRIME Test; alınan kararların eşitliği sağlayıp sağlamadığını, toplumun tamamını koruyup korumadığını, güven ve katılımı artırıp artırmadığını ve sağlık dışındaki etkilerini değerlendirmeye odaklanıyor. Ayrıca Komisyon, hazırlığı güçlendirmek üzere 10 öncelikli öneri ve hazırlığın temellerini oluşturan altı "Foundational Block" tanımladı.

New York lansmanı, raporun sonu değil, sahada uygulama döneminin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Bundan sonraki adımlar arasında PRIME çerçevesinin farklı ülkelerde uygulanması, ülke ve bölge bazlı bilimsel yayınların hazırlanması ve uluslararası iş birliği temelli PRIME Collective yapısının geliştirilmesi bulunuyor. Türkiye katkısı, COVID-19 deneyimlerinden elde edilen bulguların daha kapsayıcı ve eşitlikçi sağlık politikalarına dönüştürülmesine hizmet edecek bir temel oluşturmayı hedefliyor.

PROF. DR. ÖNDER ERGÖNÜL

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol