Sessiz ilerleyen tiroid kanseri: boyundaki kitleleri hafife almayın
Tiroidin rolü ve hastalığın sessiz seyri:
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yabanoğlu, tiroid bezinin vücudun metabolik işleyişinde önemli görevler üstlendiğini; T3 ve T4 hormonlarının solunumdan beslenmeye, çocukluk büyümesinden gebeliğe dek geniş etkileri olduğunu hatırlatıyor. Yabanoğlu, tiroid kanserlerinin çoğunlukla belirgin ağrı veya diğer yakınmalar vermeden ilerlediğini, hastaların çoğunlukla boynun ön veya yan tarafında ele gelen bir yumru ya da beze ile hekime başvurduğunu vurguluyor.
Görülme sıklığı ve risk faktörleri:
Son 30 yıllık dönemde tiroid kanseri tanılarında belirgin bir artış olduğu belirtiliyor. Yabanoğlu, hastalığın gelişiminde en önemli risk faktörleri arasında genetik yatkınlık ve geçmişte baş-boyun bölgesinin radyasyona maruz kalması olduğunu söylüyor. Birinci derece yakınlarında tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiği özellikle vurgulanıyor.
Belirti, tanı ve tanıda izlenen yol:
Toplumda tiroid kanserinin sıklıkla boğaz ağrısı, baskı hissi veya öksürükle geldiği yönünde yanlış bir algı bulunabildiğini belirten Yabanoğlu, aslında hastalığın çoğu zaman sessiz ve ağrısız ilerlediğini tekrar ediyor. Ses tellerine yakın bir nodül varsa nadiren ses kısıklığı görülebilir; bu tür uzun süren ses değişiklikleri önemsenmeli.
Muayene ve görüntüleme:
Ayrıntılı fizik muayene, tanı sürecinin ilk basamağıdır. Muayenenin ardından yapılan ultrasonografi ile tiroid bezinin yapısı, nodüller ve boyundaki lenf bezleri değerlendirilir. Ultrasonografide şüpheli bulgular varsa ileri inceleme gerekir.
Eğer nodülde veya lenf bezlerinde şüpheli özellik saptanırsa, gerekli hastalarda ince iğne aspirasyon biyopsisi ile örnekleme yapılır. Biyopsi sonuçları, hastanın klinik ve görüntüleme bulguları ile birlikte değerlendirilip kişiye özel tedavi planı oluşturulur.
Tedavi ilkeleri ve izlem:
Tiroid kanseri tanısı kesinleştiğinde tedavi her hasta için ayrı planlanır. Tedavinin temelini cerrahi oluşturur; cerrahinin kapsamı kanser tipi, tümör boyutu, yaygınlık, lenf bezi tutulumuna ve hastanın özelliklerine göre belirlenir. Bazen lobektomi (tiroidin yarısının alınması) yeterli olurken, bazı durumlarda total tiroidektomi gerekebilir.
Hastalığın boyundaki lenf bezlerine yayılımı varsa, ilgili lenf nodlarının çıkarıldığı lenf nodu diseksiyonu yapılabilir. Cerrahiden sonra patoloji ve risk özelliklerine göre endokrinoloji, nükleer tıp ve cerrahi disiplinlerinin iş birliğiyle ek tedaviler ve düzenli takip planlanır.
Prognoz ve koruma:
Yabanoğlu, hastalar için kaygı verici olan "kanser" sözcüğüne rağmen, özellikle en sık görülen papiller tiroid kanserinde erken tanı ve uygun tedaviyle uzun dönem sağkalımın genellikle çok iyi olduğunu belirtiyor. Tiroid kanserini tamamen önleyecek kesin bir yaşam tarzı ya da diyet önerisi bulunmuyor; genetik yatkınlık ve zaman içinde hücresel değişikliklerin rol oynadığı vurgulanıyor.
İyot alımının tiroid hastalıklarının dağılımına etkisi olabileceği, eksikliği veya fazlalığının bazı tiplerin görülme sıklığını etkileyebileceği ifade ediliyor, ancak tek bir çevresel faktörle açıklanamayacağına dikkat çekiliyor.
Aile öyküsü ve tarama önerileri:
Toplumun tamamına yönelik standart bir tarama yaşı öngörülmediğini belirten Yabanoğlu, tiroid kanseri tanısı olan kişilerin birinci derece yakınlarının hekim tarafından değerlendirilmesini öneriyor. Aile öyküsü ve bireysel riskler doğrultusunda fizik muayene, gerektiğinde tiroid ultrasonografisi ve tiroid fonksiyon testleri planlanabilir.
Sonuç olarak, boyunda yeni fark edilen, giderek büyüyen veya sertleşen bir kitle, açıklanamayan uzun süreli ses kısıklığı gibi bulguların ihmal edilmemesi ve uzman hekime başvurulması önem taşıyor.
BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ADANA DR. TURGUT NOYAN UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. HAKAN YABANOĞLU, TİROİD KANSERİNİN ÇOĞU ZAMAN SESSİZ VE AĞRISIZ İLERLEDİĞİNE DİKKAT ÇEKEREK, BOYUNDA FARK EDİLEN KİTLE VE BEZELERİN İHMAL EDİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ.