Sıfır bütçeyle bir telefonla sinema yapan yönetmen Şırnak'tan Almanya'ya uzanan yolculuğu
Ara Güler'den cep telefonuna ilham:
Murat Ferhat Akay, Ara Güler'in 'En iyi kamera en iyi fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan en iyi romanı yazardı' sözüyle başlayan yolculuğunu 19 yaşında, cebindeki tek telefonla başlattı. Oyunculuk hayaliyle yola çıkan genç yönetmen, yazdığı senaryoları kendisi yönetince kısa sürede yapım sürecini tamamen üstlendi. Kendi ifadesiyle: 'Elimde sadece bir cep telefonuyla yola çıktım ve artık filmlerimi kendim çekeceğim'.
Ferhat Akay, başlangıç yıllarında bütçe yokluğunu ve zorlukları şöyle anlattı: sabah otostopla yola çıkar, gün boyu çalışır, gece tırlarda veya otostopla dönüş yapardı. Bu rutini aylarca sürdürerek projelerini hayata geçirdi. Çekimlerin çoğu bölge insanıyla, esnafla ve mahalle halkının desteğiyle gerçekleşti; prodüksiyonun dayanacağı en büyük güç yerel işbirliğiydi.
Köylerden kalelere: zorlu çekim anekdotları:
Ferhat Akay'ın çektiği filmler arasında Fısıltı, Ruhun Hapsi 1-2, Gölge Hanım, At Gözü, Üşüyen Güneş ve üzerinde çalıştığı Beşinci Mevsim yer alıyor. 'Fısıltı' için Sulak köyünde, Ali Dino Kalesi yakınlarında yalnızca 10 saniyelik bir görüntü almak için dağdan iki saat yürüdüğünü anlattı. O anekdot, onun bu topraklardaki hikayelere ne denli bağlı olduğunu gösteriyor: bu değerleri beyaz perdeye aktarmak, gençlerin bölgesel kültür ve tarihle tanışması için hayati önemde.
Ferhat Akay, telefonun teknik sınırlılıkları olduğunu kabul ediyor ama buna rağmen sınır tanımadığını vurguluyor: 'Bir telefonla set yapıyoruz bu topraklarda'. Zorlukları kabul edip yaratıcı çözümler üreterek, düşük bütçeyle de güçlü anlatılar ortaya konabileceğini gösteriyor.
Oyunculuktan yönetmenliğe: hedef ve gelecek planları:
Başlangıçta oyunculuk tutkusu olan Akay, projelerini yazıp yönetmek zorunda kalmasının kendisine yönetmenlik ve senaristlik yönlerini kazandırdığını söylüyor. Şu anki çalışması Beşinci Mevsimın çekimlerinin İdil, Cizre, Mardin, Diyarbakır, Ankara ve Almanya'da sürdüğünü belirtiyor; bu, üretimin coğrafi sınırlarını aştığını ve uluslararası bir adım olduğunu gösteriyor.
Hedefi, doğduğu ve büyüdüğü coğrafyada setler ve karavanlarla daha düzenli prodüksiyonlar kurmak; çocuklar ve gençler için örnek yaratmak. Her filmde bölgenin zengin insan profillerini ve kültürel dokusunu ekrana taşımayı önemsiyor. Halkla beraber kurduğu setlerde küçük yaşlı herkesi filme dahil ederek toplumsal katılımı artırıyor.
Akay'ın sanat ve eğitim hakkındaki yaklaşımı da dikkat çekici: 'İnsan kalmanın yolu eğitim, insanlığı ileri taşımanın yolu ise sanattır' diyerek yeni nesillere umut aşılamayı amaçlıyor. Bir telefonla başlayan hikayesini, mümkün olduğunca ileri taşıyarak bu coğrafyanın hikayelerini daha geniş izleyici kitlelerine ulaştırmak niyetinde olduğunu belirtiyor.
Kısa vadeli planlarında devam eden film projelerini tamamlamak ve çekim alanlarını genişletmek var. Uzun vadede ise yerel üretim altyapısını güçlendirip, gençleri sinemayla tanıştırarak bölgenin kültürel mirasını korumayı ve görünür kılmayı hedefliyor.
ARA GÜLER'İN "EN İYİ KAMERA EN İYİ FOTOĞRAFI ÇEKSEYDİ, EN İYİ DAKTİLOYA SAHİP OLAN EN İYİ ROMANI YAZARDI" SÖZÜNDEN İLHAM ALAN GENÇ YÖNETMEN MURAT FERHAT AKAY, 19 YAŞINDA SIFIR BÜTÇEYLE VE SADECE BİR CEP TELEFONUYLA BAŞLADIĞI SİNEMA YOLCULUĞUNU ŞIRNAK'IN İDİL İLÇESİNDEN ALMANYA'YA TAŞIDI.