Suyla renklendirip kişiye özel defterlere dönüştüren emekli iktisatçı
emeklilikten atölyeye:
49 yaşındaki iktisatçı Hanife Cansever, özel sektörde mali işler müdürlüğü görevini yürüttükten sonra 5 yıl önce emekli oldu. Emeklilik döneminde stresinden uzaklaşmak ve dinlenmek amacıyla hobi olarak başladığı ebru sanatını zamanla ilerleterek profesyonel bir zanaata dönüştürdü.
Cansever, yaklaşık 4-5 yıldır ebru ile uğraştığını, son 2 yıldır ise KYK yurtlarında gençlerle bir araya gelerek ebru ve klasik tarz elle defter dikimi atölyeleri düzenlediğini aktarıyor. Ayrıca pazar günleri açtığı özel mekânında öğrencilere eğitim veriyor ve defter dikimi yapıyor.
ebru ile defterin buluşması:
Cansever, ebruyu defter üretimiyle birleştirme fikrini bir ebru kaplı defre görmesiyle geliştirdi. Yazmaya ve defterlere ilgisi olan sanatçı, ebrusu ellerinde kalan veya öğrencilerinin yaptığı ebruları değerlendirerek kişiye özel defterler yapmaya başladı. Başlangıçta hobi amaçlı ortaya çıkan çalışmalar kısa sürede ilgi görünce sipariş almaya başladı; özellikle doğum günü ve anı defteri talepleri artış gösterdi.
Her defterin 'Biricik' olduğunu vurgulayan Cansever, ebrunun doğası gereği aynı desenin tekrar üretilemediğini, bu yüzden her çalışmanın tek örnek olduğunu belirtiyor. Siparişe göre yeni çalışmalar üretebildiği gibi elde mevcut ürünleri de paylaşabiliyor.
defter yapımının aşamaları:
Cansever, geleneksel defter dikiminin bir dizi sabır gerektiren aşamadan oluştuğunu anlatıyor. İlk olarak forma dediği iç kağıtları birleştirip defter haline getiriyor, ardından kapakları oluşturuyor. Kapaklar ebru ile kaplandığında baskıda kalma süreleri oluyor; baskıdan çıktıktan sonra iç defterle kapakların buluşturulması ve bir gece bekleme gibi süreçler bulunduğundan bir defterin tamamlanmasının yaklaşık 2 gün sürdüğünü ifade ediyor.
Bu el işçiliği süreci, hem teknik hem de estetik bir yoğunluk içeriyor; ebru uygulaması, kuruma ve muhafaza süreleriyle birlikte dikkat isteyen adımlar gerektiriyor.
geleneksel sanatın terapi etkisi:
Cansever sanatı seçmesinin kişisel nedenini şöyle özetliyor: daha önce yoğun bir tempoda mali işler müdürü olarak çalıştığını ve bu tempoda kendisiyle baş başa kalamadığını, ebruya başladığında bunun onu dinlendirdiğini ve içsel bir yolculuğa yönlendirdiğini söylüyor. Suyun ve renklerin bu süreçte belirleyici olduğunu vurguluyor.
Atölyelerine katılanların çoğunluğunu tıp, hukuk ve mühendislik öğrencilerinin oluşturduğunu belirten Cansever, gençlerin yoğun çalışma temposu arasında ebru ile meşgul olarak dikkatlerini topladıklarını ve streslerini azalttıklarını aktarıyor. Geleneksel sanatların, özellikle hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı sorunlarında olumlu etkileri olduğunu, bu geribildirimleri öğrencilerden aldığını ekliyor.
Cansever'in çalışmaları, hem estetik bir ürün hem de eğitim ve terapi odaklı bir etkinlik olarak talep görüyor; ebru kaplı defterler hem kullanımlık hem de anı amaçlı tercih ediliyor. Atölye ve özel üretim süreci, sanatın teknik yönüyle birlikte katılımcılara odaklanma ve sakinleşme olanağı sunuyor.
Suyun üzerindeki renkleri benzersiz defterlere dönüştürüyor