Ana Sayfa

Tavandaki yadigardan çerkes kültür evine uzanan bir miras

Giriş: Okuma: ~2 dk Editör: Cemal Korkmaz
Paylaş
81 yaşındaki Nahit Serbes, tavan arasındaki dededen kalma eyerlerle başlayan merakıyla Sakarya'da Çerkes Kültür Evi kurdu ve koleksiyonunu kitapla belgeledi.

81 yaşındaki iş adamı Nahit Serbes, çocukluğunda evlerinin tavan arasında bulduğu at eyerleri ve dizginlerle başlayan merakını yıllar içinde kurumsallaştırarak Sakarya'da bir kültür evine dönüştürdü. Maksudiye Köyü'nde satın aldığı arsa üzerine inşa ettiği Çerkes Kültür Evi, bağışlarla ve Serbes'in yurt dışındaki pazarlardan derlediklerinin eklenmesiyle adeta bir müze görünümüne kavuştu.

Tavan arasından kültür evine yolculuk:

Serbes'in çocukluğunda dedesinin eyerlerini ve dizginlerini tavan arasına koymaları, onun için ilk ilham kaynağı oldu. Aile geçmişinde atların ve bu eşyaların önemli yeri bulunuyor; dedesinin kolera nedeniyle kaybı ve ardından eşyaların saklanması, genç Nahit'in merakını tetikledi. Ticaret hayatına 13 yaşında atılan ve iş yaşamında başarı elde eden Serbes, yetiştirdiği sermaye ile köyünde Çerkes nüfusunun yoğun olduğu bir yer arayışına girdi ve sonunda Maksudiye Köyü'nden bir arsa alarak yaklaşık 10 yıl önce kültür evini açtı.

Koleksiyonun kaynakları ve derleme süreci:

Kültür evi, başlangıçta Serbes'in kendi çocukluğuna ait parçalarla başladı; zamanla çevredeki Çerkes vatandaşların bağışlarıyla genişledi. Serbes ayrıca yurt dışındaki iş bağlantılarını kullanarak Rusya'daki eskici pazarlarını gezdi, özellikle Adıgey Cumhuriyeti gibi Kafkasya bölgelerinden tarihi objeler satın aldı. Kendisinin aynı zamanda Sovyetler Birliği vatandaşlığı bulunduğu ve Rusya'da iş yerleri işlettiği belirtiliyor. Bu temin süreciyle kültür evindeki bazı eserler 1864 öncesine, Kafkas göçü dönemine dayanıyor; daha yeni dönemlere ait parçalar da koleksiyonda yer alıyor.

Müze niteliği ve toplumsal karşılık:

Serbes'in girişimi, yalnızca geçmişten parçaları bir araya getirmekle kalmadı; yerel halkın sahip olduğu obje ve hatıraların korunmasına da aracılık etti. Bağışlarla zenginleşen koleksiyon, ziyaretçilere ve Çerkes toplumuna kültürel belleği hatırlatan bir merkez işlevi görmeye başladı. Ev, sergilenen antikalar sayesinde yerel bir bellek mekanı haline geldi ve kültürel mirasın aktarımına somut katkı sağladı.

Belgeleme çabası ve kültürün aktarımı:

Çerkes kültürünün unutulmaması gerektiğini vurgulayan Serbes, bu amaçla bir kitap yazdı. Yurt dışından getirdiği kaynakları tercüme ettirerek ve kendi çocukluğunda öğrendiklerini harmanlayarak hazırladığı çalışmada, geleneklerin ayrıntılarını ve yaşam pratiklerini kayıt altına aldı. Serbes, bu belgeler aracılığıyla hem kendi kuşağının anılarını kayda geçirmeyi hem de gelecek kuşaklara referans olmayı hedefliyor.

Serbes'in hikâyesi, bir tavan arasındaki yadigardan başlayıp topluluk için koruyucu ve öğretici bir mekâna dönüşen kültürel sorumluluğun örneğini sunuyor. Çerkes kültürüne dair nesnelerin toplanması, sergilenmesi ve yazılı kaynaklarla desteklenmesi, bu mirasın görünür kalmasını sağlamayı amaçlıyor.

Tavan arasındaki dede yadigarından müze gibi kültür evine uzanan hikaye

Cemal Korkmaz — Haberde İnsan Editörü
Editör: Cemal Korkmaz