Ana Sayfa

Tedaviye dirençli depresyonda manyetik uyarımın yükselen rolü

Giriş: Okuma: ~2 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
TMS, girişimsel olmayan ve düşük yan etki profiliyle tedaviye dirençli depresyon, OKB, TSSB ve bağımlılıkta etkili bir alternatif sunuyor.

TMS nedir ve neden gündemde?

Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim Öztürk, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaç ve psikoterapilerin yanında nöromodülasyon yöntemlerinin önem kazandığını belirtiyor. Bu yaklaşımlar içinde öne çıkanlardan biri Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS). Yöntem, hedeflenen beyin bölgesine kısa manyetik atımlar uygulanarak nöronal aktivitenin düzenlenmesini amaçlıyor ve girişimsel olmaması ile hasta konforu açısından tercih sebebi haline geliyor.

uygulama nasıl ilerliyor:

TMS seansında hasta anesteziye ihtiyaç duymuyor; işlem sırasında hasta tamamen uyanık ve çevresiyle iletişim halinde olabiliyor. Bir bobin aracılığıyla verilen manyetik atımlar birkaç saniyelik paketler halinde iletiliyor. Seans süresi, kullanılan protokole göre değişiklik gösteriyor; tipik aralık yaklaşık 3 ila 40 dakika arasında bulunuyor. Ayrıca tedavi cerrahi bir girişim gerektirmiyor ve ilaç verilmeden uygulanabiliyor.

endikasyonlar ve etkinlik:

Dr. Öztürk, TMS'nin klinik kullanım alanlarının zaman içinde genişlediğini vurguluyor. Yöntem ilk olarak 2008 yılında tedaviye dirençli majör depresyon için FDA onayı aldı. Günümüzde TMS; depresyon, depresyona eşlik eden anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve sigara bağımlılığı gibi alanlarda kullanılıyor. Ayrıca güncel araştırmalarda anksiyete bozuklukları, bipolar depresyon, farklı bağımlılık türleri ve yeme bozukluklarında da olumlu sonuçlar bildiriliyor.

yan etkiler ve güvenlik uyarıları:

TMS genel olarak güvenli ve iyi tolere edilen bir tedavi olarak değerlendiriliyor. En sık bildirilen yakınmalar uygulama bölgesinde görülen hafif baş ağrısı, kafa derisinde rahatsızlık hissi, seans sırasında yüz kaslarında hafif seğirme ve seans sonrasında kısa süreli yorgunluk şeklinde özetleniyor. Bunların çoğu hafif ve geçici oluyor. Bununla birlikte nadir nöbet riski bulunuyor; bu nedenle epilepsi öyküsü olanların veya nöbet eşiğini düşürebilecek ilaç kullanan hastaların tedavi öncesi hekimlerini bilgilendirmesi gerekiyor.

kime nasıl uygulanmalı:

Dr. Öztürk, TMS tedavisinin kişiye özel planlanmasının başarı için belirleyici olduğunu söylüyor. Endikasyonun doğrulanması, uygulama alanının seçimi, eşik dozun belirlenmesi, uygun tedavi protokolünün seçimi ve seansların süresi gibi parametrelerin hastaya göre ayarlanması gerektiğini vurguluyor. Bu nedenlerle psikiyatride TMS uygulamalarının bu alanda eğitim almış ve deneyimli psikiyatristler tarafından, uygun merkezlerde yapılmasının önemine dikkat çekiliyor.

Sonuç olarak TMS, girişimsel olmayan yapısı, hasta konforu ve düşük yan etki profili ile tedaviye dirençli vakalarda önemli bir alternatif sunuyor; ancak etkinlik ve güvenlik için doğru hasta seçimi ve kişiye özgü protokoller şart.

PSİKİYATRİDE GÜNCEL BİR TEDAVİ YÖNTEMİ: TMS

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol