Ana Sayfa

Tuvalet pozisyonu hemoroidi etkiliyor: alaturka daha avantajlı

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Serkan Varol
Paylaş
Doç. Dr. Ömer Faruk Bük, alaturka pozisyonunun anatomik olarak dışkılamayı kolaylaştırdığını ve alafranga (klozet) kullanımının hemoroid riskini artırabileceğini belirtti.

Alafranga ve alaturka: pozisyonun önemi

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ömer Faruk Bük (Medicana International Samsun Hastanesi), dışkılama açısından alaturka tuvaletin alafranga (klozet) tuvalete göre daha uygun olduğunu söylüyor. Bük’e göre hemoroit, sağlıklı dışkılayamamanın sonucu olarak ortaya çıkan ve toplumda sık görülen bir hastalıktır; makat bölgesindeki toplardamar sisteminin büyümesi, gevşemesi ve aşağı sarkması ile tanımlanır.

Alaturka pozisyonunda makat çevresinde oluşan açılanmanın daha iyi sağlandığı, bu sayede ıkınma gereksiniminin azaldığı ve dışkılamanın kolaylaştığı ifade ediliyor. Alafranga pozisyonunda aynı açılanmanın daha az olması nedeniyle dışkılama biraz daha güç olabiliyor; Bük, bunun hemoroidal hastalıklar üzerinde olumsuz etkisi olduğunu düşünüyor.

Neden alaturka daha kolay kılabilir:

Alaturka pozisyonunun anatomik ve fizyolojik avantajları, makatın yukarı doğru açılmasını sağlayarak dışkının çıkışını kolaylaştırır. Buna karşın uzun süre tuvalette beklemek ve sürekli ıkınmak, bağ dokusunda gevşemeye yol açarak hemoroit oluşum riskini artırır. Bük, dışkılama amacıyla dakikalarca veya saatlerce ıkınmanın hemoroit gelişimine zemin hazırladığını vurguluyor.

Tedavi seçenekleri ve zorluklar

Hemoroitler ve dış olmak üzere iki ana grupta değerlendirilir; dış hemoroit, iç hemoroide göre daha ağrılıdır. Tedavi yaklaşımı hastanın özelliklerine, hemoroidin çeşidine, evresine, kitlenin boyutuna ve şikâyetlerin (kanama, ağrı) yoğunluğuna göre değişir.

Bük, dış hemoroitlerin büyük ve enfekte olması hâlinde anestezi altında cerrahi olarak çıkartılabileceğini, lazerin dış hemoroitte uygun olmadığını belirtiyor. İç hemoroitlerde önce ilaç tedavisi uygulanır; ilaca yanıt alınamazsa cerrahi, lazer ya da klasik yöntemler düşünülebilir. En zor tedavi edilen tip olarak, bölgeyi 360 derece çevreleyen iç hemoroitler gösteriliyor; bu türlerde basamaklı, kademeli müdahaleler gerekebilir.

Ağrı yönetimi ve cilde özen:

Tedavi sürecinde ağrı olabileceği için ağrıyı azaltıcı yöntemler uygulanır. Ayrıca Doç. Dr. Bük, hastaların bölgenin görüntüsüne odaklandığını, oysa amaçların ağrısız ve kanamasız dışkılama olmasının gerektiğini vurguluyor. Makat bölgesindeki cilt her milimetresiyle önemlidir; gereksiz cilt kaybı darlık ve skar dokusu oluşturabilir, bu nedenle günümüzde mümkün olduğunca cilde dokunmadan tedavi etmeye çalışılıyor.

Risk faktörleri ve yaşam önerileri

Bük, hemoroitin bulaşıcı olmadığını; kişiler arasında geçmediğini netleştiriyor. Hastalığın en önemli tetikleyicisi kronik kabızlıktır. Kabızlık durumunda sık ıkınmak bağ dokusunda gevşemeye yol açar ve hemoroidler aşağı doğru sarkar. Uzun süreli ishal de benzer şekilde hemoroide neden olabilir.

Ayrıca aile öyküsü, uzun süre oturmak, sık ıkınma, sürekli ağır kaldırma, acılı ve baharatlı besinlerin mukozayı tahriş etmesi gibi etkenler hemoroit oluşumunu ve tedavi sonrası nüksü kolaylaştırır. Bük’ün önerileri arasında uzun süre tuvalette beklememek, ıkınmadan dışkılamayı sağlamak ve kronik kabızlığı çözmek yer alıyor. Ciddi ağırlık kaldırmaktan kaçınmak da tavsiye ediliyor.

Özetle, tuvalet pozisyonu ve yaşam alışkanlıkları hemoroid riskini etkiliyor; tedavi kişiye özel planlanmalı ve mümkün olduğunca bölge cildine zarar vermeden ağrısız, kanamasız bir dışkılama sağlanması hedeflenmelidir.

GENEL CERRAHİ UZMANI DOÇ. DR. ÖMER FARUK BÜK

Serkan Varol — Genel Yayın Editörü
Editör: Serkan Varol