Ustanın çarkından modern tasarıma: urganın son bekçisi
Urganı geleceğe çeviren Tireli usta
İzmir'in Tire ilçesinde yaşayan Raife Baysal, 13 yaşından beri yürüttüğü urgancılık mesleğinin bugün Türkiye'de kalan en somut temsilcilerinden biri. Teknolojinin ve fabrikasyon ürünlerin yaygınlaşmasıyla kullanım alanı daralan bu asırlık zanaatı; Baysal, geleneksel yöntemleri koruyarak ve tasarım odaklı ürünlere uyarlayarak canlı tutmaya çalışıyor.
Atadan kalan üretim süreci:
Baysal, ham maddenin bitki kabuğundan elde edildiğini anlatıyor. Bitkinin sopalarla dövülüp bahçedeki özel taraklardan geçirilmesinin ardından inceltilip çarkta halata dönüştürüldüğünü aktarıyor. Bu süreç, tekniğin ötesinde emek ve mekan gerektiriyor; usta üretim için en az 100 metrelik açık alan gerektiğini vurguluyor.
Ürettiği halatların tarihteki yerini de sık sık hatırlatan Baysal, bu halatların 1453 yılında İstanbul'un fethinde Tire'den gidenler arasında olduğunu ve gemilerin karadan denize çekilmesinde kullanıldığını belirtiyor. Ayrıca, Kurtuluş Savaşı döneminde bu malzemenin uçak gövdesi ve kanatlarında, beyaz kağıt yapımında ve tekstilde kullanıldığı bilgisini paylaşıyor.
Güncel kullanım ve gelecek kaygısı:
Geleneksel urgan üretiminin ekonomik sürdürülebilirliği azaldıkça Baysal, ürün skalasını genişleterek çanta, şapka ve dekoratif objeler gibi hediyeliklere yönelmiş. Bu adımı, hem ustalığın yaşamasını sağlamak hem de zanaatı modern pazarlarla buluşturmak amacıyla atıyor.
Baysal, aile geleneğini devam ettirdiğini ve babasının eskiden söylediği 'Kızım bunlar gün gelecek antika olacak' sözlerini bugün duygulanarak hatırladığını söylüyor. Gençlerin zanaata ilgi gösterdiğini, ancak işin zahmetinden dolayı meslek olarak seçmekte zorlandıklarını belirtiyor; oğluna öğrettiğini ve okulların proje ödevleri kapsamında atölyesini sık sık ziyaret ettiklerini de ekliyor.
Usta, tamamen doğal malzemeden üretimin sağlık açısından değer taşıdığına dair geleneksel inanışları aktarıyor; özellikle arı kovanlarına sarıldığında arı ölümlerini engellediği ve kumaş olarak kullanıldığında kansere karşı koruyucu olduğuna inanıldığına değiniyor ve bu bilgileri kültürel bir söylem olarak sunuyor.
İnşallah bu sanat bitmesin diyen Baysal, zanaatın sürdürülebilmesi için gençlerin öğrenmesi ve yaratıcı biçimlerde hayatımıza sokulması gerektiğini vurguluyor; böylece atadan kalan ruhun yeni nesillerde farklı ürünlere dönüşebileceğini umuyor.
RAİFE BAYSAL